Amed’de 23 Ağustos gecesi Mazlum Çelebi'nin pompalı tüfekle vurarak ağır yaraladığı Rojda Odabaşı’nın adalet mücadelesi sürüyor. Alt komşusu olduğu belirtilen Çelebi’nin silahlı saldırısı sonucu yaralanan Rojda Odabaşı’nın tedavisi devam ederken, olay günü tutuklanan fail, 58 gün sonra tahliye edildi. Hakkında “kasten yaralama” ve “mala zarar verme” suçlamalarıyla iddianame hazırlanan Çelebi’nin tahliye edilmesine tepki gösteren Odabaşı, “Cezalandırmak için ölmem mi gerekiyordu?” dedi.
İLK DURUŞMA 8 NİSAN 2027’DE
Rojda Odabaşı’nı silahla yaralayan ve aracına zarar veren Mazlum Çelebi, 23 Ağustos’ta gözaltına alınarak aynı gün tutuklandı. Olayla ilgili hazırlanan iddianamede, Çelebi’nin “kasten yaralama” ve “mala zarar verme” suçlarından cezalandırılması talep edildi. Çelebi’nin ifadesinde saldırıya gerekçe olarak “Gürültü yapıyorlardı” dediği belirtildi.
İddianamenin hazırlanmasının ardından mahkeme, 23 Ekim’de verdiği tensip kararıyla Çelebi’nin tahliyesine hükmetti. Tahliye kararının ardından uzaklaştırma ve koruma kararı talep eden Rojda Odabaşı, can güvenliğinin olmadığını belirtti. Davanın ilk duruşması, 8 Nisan 2027’de Diyarbakır 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
'MÜVEKKİLİMİN BACAKLARINA 100 SAÇMA İSABET ETTİ’
Dosyanın avukatı Arif Altunkalem, tahliye kararına tepki göstererek dosyada öldürme kastına işaret eden unsurlar bulunduğunu söyledi.
Saldırının gerekçesinin gürültü olarak gösterildiğini belirten Altunkalem, “Olayın oluşunu biliyorsunuz. Gerekçe olarak gürültü deniliyor. Gürültü nedeniyle gecenin bir vakti eve 16 el pompalı tüfekle ateş ediliyor. Müvekkilimin her iki bacağına da 100 saçma isabet etmiş. Öldürmeye kastın unsurları olan bir dosyada sadece 58 gün içinde tahliye kararı verilmesinin hem hukuka hem de dosyaya aykırı olduğunu söylüyoruz. Tahliyeye dair itirazımızı sunduk. Davanın takipçisi olacağız” dedi.
‘ADALET MÜCADELEMİ SÜRDÜRECEĞİM’
Tahliye kararına tepki gösteren Rojda Odabaşı, saldırının etkilerini ve can güvenliğine ilişkin endişelerini dile getirdi.
Rojda Odabaşı, “Beni evimde pompalı tüfekle vuran, bacaklarımdan yaralayan ve arabama zarar veren kişi artık tutuklu değil. Ben ise hâlâ yaşadığım saldırının etkileriyle ve can güvenliğime ilişkin kaygılarla yaşıyorum. Benim can güvenliğim ne olacak? Tahliye kararı korkumu ortadan kaldırmadığı gibi geleceğe ilişkin endişelerimi daha da artırdı. Evimde, sokağımda ve gündelik hayatımda kendimi nasıl güvende hissedeceğim? Bir daha saldırıya uğramayacağımın güvencesini kim verecek?” diye sordu.
Yaşadığı saldırının ağırlığına dikkat çeken Rojda Odabaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cezalandırmak için ölmem mi gerekiyordu? Hayatta kalmış olmam, yaşadığım saldırının ağırlığını azaltmaz. Bir kadının kendi evinde silahlı saldırıya uğraması karşısında güvenlik kaygılarının görmezden gelinmesi kabul edilemez. Yargı kararlarının hukuki gerekçeleri elbette değerlendirilmelidir. Ancak bir şiddet mağduru olarak güvenliğimin sağlanmasını, sorularımın yanıtlanmasını ve adalet talebimin ciddiyetle ele alınmasını istemek en temel hakkımdır.”
Tahliye kararına itiraz edeceklerini belirten Rojda Odabaşı, yetkililere çağrıda bulunarak can güvenliğinin sağlanması için gerekli koruyucu önlemlerin derhal alınmasını, tahliye kararının hukuki gerekçelerinin açıklığa kavuşturulmasını ve itiraz yollarının etkili biçimde işletilmesini istedi.