On milyon nüfuslu Tahran’da dokuz aydır yağmur yağmadığı, barajların neredeyse boşaldığı ve içme suyunun yaz boyunca sık sık kesildiği belirtiliyor.
Ancak uzmanlara göre sorun yalnızca başkentle sınırlı değil; ülkenin büyük bir kısmı ileri düzeyde çölleşme tehdidiyle karşı karşıya.
YENİ BAŞKENT NERESİ OLACAK?
Pezeşkiyan, yeni başkent için Basra Körfezi kıyılarında, Dubai’nin karşısındaki bir bölgeyi düşündüklerini söyledi.
İsviçreli RTS medyasına göre tarihçi Jonathan Piron, bu fikrin yeni olmadığını, ancak “teknolojiye aşırı güvenen, kısa vadeli bir çözüm” olduğunu vurguladı. 1980’lerden bu yana uygulanan baraj ve su transferi politikaları, kalıcı çözüm üretmek yerine ekolojik yıkımı derinleştirdi.
SORUN SİYASİ
Montreal’deki Concordia Üniversitesi’nden Prof. Ali Nazemi ise sorunun teknik değil, siyasi olduğunu belirtti: “Su meselesi artık ulusal güvenlik konusu. On yıllarca süren ihmal, bugünkü felaketi yarattı.”
Nazemi, uluslararası yaptırımlar ve izolasyon nedeniyle İran’ın sürdürülebilir yatırımlar yapamadığını, su kaynaklarının yanlış yönetildiğini belirtti.
ÖFKE BİRİKİYOR
Su krizi, ülke içinde siyasi istikrarsızlığı da körüklüyor. 2021’de İsfahan’da nehirlerin kurumasına karşı başlayan protestolar bu yıl Şiraz ve Tahran gibi kentlere de yayıldı. Piron’a göre, halk giderek artan çevresel yıkım, ekonomik kriz ve baskı altında “rejime karşı büyüyen bir öfke” biriktiriyor.
SU KRİZİ ÇÖZÜLMEZSE…
Bu durum, dış politikada da yankı buldu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, alaycı bir ifadeyle, “İran halkı rejimi devirmeyi başarırsa, su arıtma uzmanlarımızı göndermeye hazırız” dedi.
Uzmanlar ise uyarıyor: İran, su krizini çözemezse, çevresel çöküş ile siyasi sarsıntı kaçınılmaz hale gelebilir.