HRW: Alevilere yönelik vahşetlerden sorumlu komutanlar hesap vermeli

Human Rights Watch (HRW), Mart 2025’te Suriye’nin üç vilayetinde yaşanan katliam ve ihlallere dair yayımladıkları ortak raporda, geçiş hükümetinin yürüttüğü soruşturmanın üst düzey askeri ve sivil yöneticilerin rolünü göz ardı ettiğini belirtti.

Rapor, “Alevi misin? – Suriye’nin Geçiş Sürecinde Kimliğe Dayalı Katliamlar” başlığını taşıyor ve hükümete bağlı güçlerin yanı sıra müttefik silahlı gruplar ile gönüllü milislerin işlediği yaygın ihlalleri belgeliyor. Bu ihlaller arasında yargısız infazlar, keyfi gözaltılar, kimliğe dayalı saldırılar, yağmalama ve kasıtlı yıkımlar yer alıyor.

HRW araştırmacısı Hiba Zayadin, hükümetin vahşetleri kabul etmesinin önemli bir adım olduğunu ancak adaletin sağlanması için yüksek rütbeli askeri ve sivil yetkililerin de sorumlu tutulması gerektiğini vurguladı.

Hiba Zayadin, “Suistimalleri gerçekleştiren güçleri görevlendiren ve koordine eden komutanlar ve sivil liderleri hesap sorma görevini yerine getirmemek, Suriye'de yeni misillemelere ve zulümlere kapı açacaktır.” dedi.

TOPLU CEZALANDIRMA: 1.426 KİŞİ KATLEDİLDİ

Geçiş hükümetinin Ulusal Soruşturma Komisyonu, 22 Temmuz’da yayımladığı raporda en az 1.426 kişinin öldürüldüğünü ve 298 şüphelinin yargıya sevk edildiğini açıkladı. Ancak HRW ve ortakları, komisyonun saldırıları yalnızca “kişisel intikam eylemleri” olarak tanımlamasını eleştirerek, bunun aslında toplu cezalandırma kampanyası olduğuna dikkat çekti.

Tanıklıklara göre birçok kişi, yalnızca Alevi kimliğinden dolayı evlerinden çıkarılıp infaz edildi. Uydu görüntüleri ve videolar da bu bulguları destekliyor.

DAHA GENİŞ BİR İHLAL ZİNCİRİ VAR

Rapor, mart ayında yaşanan olayların izole bir şiddet patlaması olmadığını; Humus, Hama ve sonrasında Süveyda gibi bölgelerde de haftalar öncesinden başlayan keyfi gözaltılar, baskınlar ve kimliğe dayalı saldırılarla devam eden daha geniş bir ihlal zincirinin parçası olduğunu ortaya koyuyor.

Üç örgüt, geçiş hükümetine raporun tamamını kamuoyuna açıklama, tanıkların güvenliğini sağlama ve yargılamalarda şeffaflık çağrısı yaptı. Ayrıca, BM dâhil uluslararası mekanizmalara erişim verilmesi, güvenlik sektöründe reform, ihlallere karışanların görevden uzaklaştırılması ve açık komuta zincirlerinin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

BAŞARISIZ BİR LİDERLİK, İRADE EKSİKLİĞİ

Raporda, Syrians for Truth and Justice örgütünün kurucu ortağı ve icra direktörü Bassam el-Ahmed, “Üst düzey yetkilileri ve fraksiyon komutanlarını hesap vermeye zorlamak için imzalı bir emir gerekmez” ifadelerini kullandı. 

El-Ahmed, “Savunma Bakanlığı yetkilileri, on binlerce savaşçıyı seferber etme, onlara coğrafi konuşlanma bölgeleri atama ve bu operasyonları onlarca şehirde birkaç gün boyunca sürdürme yetkisine sahipti. Mesele sadece bu emirleri kimin verdiği değil, aynı zamanda hiçbir yetkili kişinin yaygın cinayet ve yağmalamaları durduramamış olmasıdır. Bu, liderlik başarısızlığını ve irade eksikliğini ortaya koymaktadır” diye ekledi. 

ŞEFFAFLIK VE REFORM ÇAĞRISI

Raporda “Syrian Archive” program direktörü Jelnar Ahmad şu değerlendirmede bulundu: “Bu, mart ayındaki bir haftalık olaylarla sınırlı değil. Daha yapısal ve şeffaf bir çözüm gerektiren geniş çaplı bir eğilimin göstergesi.”