Fransa'nın Strasbourg kentinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanması talebiyle 25 Haziran 2012'de başlatılan "Özgürlük Nöbeti" eylemi 734'üncü haftasına ulaştı.
Avrupa kurumlarının bulunduğu bölgede kesintisiz sürdürülen nöbet, her hafta Avrupa'nın farklı kentlerinden gelen Kürtler ve dostları tarafından devralınarak devam ediyor.
734'üncü hafta nöbetini Fransa'nın başkenti Paris'in Evry banliyösünden gelen Demokratik Kürt Toplum Merkezi (DKTM) üyeleri üstlendi. Heyette grup sözcüsü Yılmaz Ceylan'ın yanı sıra Şehmus Seven, Ülkü Oğuz ve Cevdet Gül yer aldı.
Grup adına açıklama yapan Yılmaz Ceylan, Avrupa Parlamentosu önünde 2012 yılından bu yana sürdürülen nöbetin amacının Önder Apo üzerindeki tecridin kaldırılması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması olduğunu belirterek, seslerini duyuran basın emekçilerine teşekkür etti.
Önder Apo’nun 1999 yılında Türkiye'ye getirildiğini hatırlatan Ceylan, "Abdullah Öcalan'ın mahkûmiyeti yalnızca bir halk önderinin değil, aynı zamanda bir halkın iradesinin mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir" ifadelerini kullandı.
Geçmişte uygulanan tecrit nedeniyle uzun süre ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmediğini belirten Ceylan, bu süreçte Kürtlerin çeşitli açlık grevleri ve ölüm orucu eylemleri gerçekleştirdiğini, bu eylemlerin ise Önder Apo’nun çağrıları üzerine sonlandırıldığını söyledi.
Önder Apo’nun geliştirdiği siyasal perspektifin yıllar içinde Kürt halkı arasında ulusal mücadeleye, ardından da Ortadoğu halkları açısından demokratik ve ortak yaşam anlayışına dönüştüğünü ifade eden Ceylan, Rojava'da kurulan özerk yönetim modelinin de bu anlayış doğrultusunda şekillendiğini dile getirdi.
Ceylan, Önder Apo’nun 27 Şubat 2025 tarihinde kamuoyuna açıkladığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın yeni bir sürecin başlangıcı olduğunu söyledi.
PKK'nin aldığı kararlara da değinen Ceylan, örgütün kongresinde Önder Apo’nun çağrısı doğrultusunda fesih kararı aldığını, KCK'nin de barış iradesini göstermek amacıyla silah yakma eylemi gerçekleştirdiğini belirtti.
Ceylan, "Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan ile Türk devleti arasında yürütülen barış ve demokratik toplumun inşasına yönelik görüşmelerin sağlıklı bir zeminde sürdürülebilmesi için öncelikli adım, Sayın Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün bir an önce sağlanmasıdır" dedi.
Açıklamasında, "Sürecin ön koşulu önderliğimizin fiziki özgürlüğüdür. Barış konusundaki samimiyetimiz ve duyarlılığımız ortadadır. Önderimizin esareti Kürt halkının esaretidir. Kürt halkının nazarında barışın olmazsa olmazı, önderliğimizin fiziki özgürlüğünün sağlanmasıdır. Kürt halkının kaderi, kendi önderinin kaderiyle özdeşleşmiştir. Ben de şahsen, 2013-2014 yıllarında Türkiye Akdeniz Bölgesi’nde önderliğimin fiziki özgürlüğü için topladığım imzaları gönderdiğim kurumların bugün yine önündeyim. Aradan 12-13 yıl geçti. Artık taleplerimizin mutlak surette yerine getirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullanan Ceylan, Avrupa Birliği ülkeleri, uluslararası kuruluşlar ve insan hakları kurumlarına çağrıda bulundu.
Ceylan, "Milyonlarca insanın talebine kulak verin. Orta Doğu'nun geleceğinin savaş, kan ve gözyaşı üzerine kurulamayacağını savunan Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü konusunda Türkiye'ye yaptığınız çağrıları daha güçlü şekilde destekleyin" diyerek açıklamasını tamamladı.