EFFP: Barışın asli koşulları müzakere, karşılıklı tanıma ve siyasal muhataplıktır

Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP), barış ve demokratik toplum sürecinin en büyük kazanımlarından birinin Türkiye’de demokrasi ve özgürlüklerin önünü yeniden açma imkânı olduğunu belirtti.

Sürece ilişkin yazılı bir açıklama yapan EFFP, çekincelerini de ortaya koyarken, “Müzakere, karşılıklı tanıma ve siyasal muhataplık barışın asli koşullarıdır” vurgusunda bulundu. 

Çatışmanın sona ermesi ve barışın kalıcılaşması yolunda önemli bir adım olduğunu belirterek desteğini sunan EFFP, “Yasanın soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenmesine ilişkin hükümleri, çatışmadan demokratik siyasete geçiş bakımından önemli bir hukuki alan açıyor” dedi. 

“Bu sürecin en büyük kazanımlarından biri, Türkiye’de demokrasi ve özgürlüklerin önünü yeniden açma imkânıdır” ifadelerini kullanan EFFP, “Kalıcı bir barış ancak bu tarihsel ve toplumsal birikimin üzerine kurulabilir” diye ekledi. 

Yasa teklifine ilişkin “önemli bir çekincelerini” de ortaya koyan EFFP, “Mevcut haliyle bu, fiziksel özgürlüklere imkân açan, ancak ideolojik ve örgütlenme özgürlüğüne şerh koyan bir çerçeve yasadır. İnsanların cezaevinden çıkması, soruşturma ve kovuşturmaların sona ermesi kuşkusuz son derece değerlidir. Ancak kalıcı barış, insanların yalnızca fiziksel olarak özgürleşmesiyle kurulamaz. Düşüncenin, sözün, örgütlenmenin ve demokratik siyasetin de özgürleşmesi gerekir. Barışın hukuku, güvenlik hukukunun başka araçlarla devamı değil, onun aşılması olmalıdır” diye belirtti.

Açıklamada, “Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapılacak hukuki düzenlemelerin eşit yurttaşlığı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ve demokratik katılımı güçlendirmesini bekliyoruz. Barışın gerçek güvencesi yalnızca devlet kurumları değil, barışın toplumsallaşmasıdır” ifadeleri yer aldı. 

Aynı nedenle, tüm bu süreçlerde tarafların masada eşit biçimde temsil edilmesi gerektiğinin altını çizen EFFP, “Sürecin yürütücü taraflarından biri olarak Abdullah Öcalan’ın da masada özgürce ve doğrudan yer almasını bekliyoruz. Kalıcı bir barış, taraflardan birinin özne, diğerinin yalnızca alınan kararların muhatabı olduğu bir yöntemle kurulamaz. Müzakere, karşılıklı tanıma ve siyasal muhataplık barışın asli koşullarıdır” vurgusunda bulundu.

Açıklamada devamlar şunlar belirtildi: “Yanı sıra, yasal değişikliklere ihtiyaç olmayan, kayyım siyasetine son verilmesi, seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hiç vakit kaybetmeden uygulamaya konulması, önümüzdeki süreçte demokratikleşme yönünde atılacak adımların da samimiyet testi olacaktır.

Önümüzde çok değerli ve belki de kolay kolay yeniden elde edilemeyecek bir imkân var. Bu nedenle bu yasayı bir sonuç olarak değil, bir kapının açılması olarak görüyoruz. O kapıdan yalnızca silahsızlanmaya değil; özgür siyasete, eşit yurttaşlığa, örgütlenme özgürlüğüne ve demokratik bir Türkiye’ye doğru yürümeliyiz.

Ve bunu ancak birlikte yapabiliriz. Çünkü barış yalnızca Kürtlerin meselesi değildir. Kürt halkının özgürleşmesiyle Türkiye’nin demokratikleşmesi birbirinden ayrı iki süreç değildir. Bugün önümüzde duran imkân, başta Kürt halkı olmak üzere bu ülkenin bütün demokrasi güçlerinin yıllardır verdiği mücadelenin, hepimiz için daha özgür ve demokratik bir hayatın yolunu açmasıdır.”