Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde basın toplantısı gerçekleştirdi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan şunları ifad etti: “İki gün önce MYK’mız toplandı. Elbette bizim masamızda en sıcak konu başlığı yasa yapım süreci ve bundan sonraki gelişmelerdi.
Geç kalmış bir sürecin nihayet içine girebildik. İlk hukuki adım için hazırlıklar yapılıyor. Söz konusu yasa kritik bir değerde. Çünkü bu yasa bu düzenlemenin devamını getirecek bütünlüklü bir süreç iradesi açısından da çok çok kritik bir önem taşıyor. Sürece yönelik tartışmaların odağı dikkat ederseniz artık hangi hukuki güvencelerle nasıl kurumsallaştırılacağına dönük bir halde ilerliyor. Bu da önemli; çünkü en çok bundan yoksundu süreç ve şimdi artık tam da bunun merkezine doğru ilerlediğimiz tartışmalar sürüyor.
Kürt meselesi ve çözüm bundan daha fazlası ve bundan daha fazlasını da tartışmayı gerektirdiğini zaten sizlerle konuştuk. 50 yıllık bir çatışmayı sonlandırmaya çalışıyoruz. 100 yıllık devasa bir sorunun çözümüne kapı aralayacak, tarihi bir kardeşlik hukukunun kurulmasını sağlayacak bir süreçten geçiyoruz. Biz bu anlamda tarihsel sorumluluğumuzun farkındayız. Bu nedenle tarihsel sorumluluğumuzun farkında olarak hareket ediyoruz. Tüm siyasilerden de beklentimiz buna uygun bir hassasiyet ve ciddiyetle yaklaşmalarıdır.
Yasaya dair istişareler henüz tamamlanmadı. Takdir edersiniz ki yasaya dair elbette farklı yaklaşımlar söz konusu. Tabi ki görüş ayrılıkları söz konusu ve farklı öneriler var. Bunu bizatihi Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş da siyasi partilere yaptığı ziyaretlerden sonra ifade etmişti. Bu son derece olağan, son derece normal bir durumdur. Bu farklılıkların giderilmesi, bu farklılıklarda bir ortak yaklaşımın neticede bir konsensüsün ortaya çıkması için de çalışmalar sürüyor. Ancak geldiğimiz aşamada bu konudaki belirsizliklerin artık giderilmesi gerekiyor. Bugüne kadar hukuki belirsizliklerin yarattığı güven yoksunluğunu çokça konuştuk. Bunun aslında bir güvence yoksunluğu olduğunu söyledik. Bu hukuki belirsizliğin giderilmesi yönünde söz konusu yasal adımın bizim için ne kadar önemli olduğunu ifade ettik. Şimdi bu konudaki tüm belirsizlikler giderilerek hızla somut bir forma kavuşması gerektiğini, ne kadar önemsediğimizi bugün buradan bir daha sizlerle paylaşmak istedik.
Yasaya dair çalışmalar kapsamlı mutabakat ve en geniş uzlaşı ile tamamlanmalı. Son hazırlıklar yapılıyor artık ve bu hazırlıklarda gözetilmesi gereken kapsamlı bir mutabakatın sağlanması ve en geniş siyasal uzlaşıyla bu yasanın son hazırlıklarının tamamlanmasıdır. Bu yasa ne yapacak: Yeni yasal düzenlemelerin de ana kaynağı, dayanağı olacak. O yüzden de çok çok önemli bir yasal düzenlemeden bahsediyor. Bu nedenle yasanın dili, kapsamı, niteliği ve yazım yönteminde uzlaşı bizim açımızdan çok kritik bir değer taşıyor. Yine DEM Parti olarak kırılgan değil, güçlü bir tarihsel ilişkinin yeniden kurulmasının ilk kapısını aralayacak bu yasanın sağlam bir hukuki zemine oturtulması gerektiğini düşünüyoruz. Yasanın siyasal uzlaşıyla Meclis'in gündemine gelmesi de bu nedenle de önemli.
Sayın Öcalan'ın durumuna ilişkin de çeşitli haberler görüyoruz. Çeşitli kulisler var ve oldukça hareketli kulislerden bahsediyoruz. Bu kulislere ilişkin bu iddiaların doğal olarak yarattığı merak bir yandan da endişe ve kaygı var. Farklı toplumsal kesimlerde yine normal bir biçimde farklılaşıyor. DEM Parti olarak bir daha hatırlatmak isteriz; Sayın Öcalan bu sürecin asli muhatabı ve belirleyici öznesidir. Sürecin ilgili tarafları da bu verili durumu gözeterek, yapılan hazırlıklara ilişkin gerekli bilgilendirmeleri ve değerlendirmeleri dikkate almalılar. Bu hem güveni güçlendirir hem sürecin kalıcılığına katkı sağlar hem de olması gereken, sürecin gereği, temposu ve ruhuna uygun olan da budur. Daha açık ifade etmek gerekirse Sayın Öcalan'ın sürece etkin katılımı, ancak hukuki ve pratik şartların değişmesiyle mümkündür. Bunu yine daha önce çok konuştuk, çok tartıştık. Hukuki durumuna ve konumuna ilişkin tartışmaları da biz bu demokratik çözüm perspektifi içinde değerlendiriyoruz. Mevcut şartların konumuna ve rolüne uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. Yasal düzenlemelerle işlevler, roller, sorumluluklar ve yetkiler belirginleştirilmelidir.
Gerekli mekanizmalar oluşturulmalı ve sürecin ihtiyaç duyduğu temponun düşmemesi ve bu tempo her zaman doğru bir hatta ilerleyemese de iniş çıkışlar olabileceğini biliyoruz. Bir yasal düzenlemeyle 100 yıllık bir sorunun çözülemeyeceğini biliyoruz. Bunu tekrardan da özellikle kaçınmıyoruz. Ancak şunu da biliyoruz ki; bu süreçte bu yasal düzenleme ile birlikte gereken mekanizmalar oluşturulabilir, kurullar oluşturulabilir, sürecin temposu bir ritme oturtulabilir ve oluşabilecek krizler, oluşabilecek birtakım sorunlara ilişkin de tedbirler alınabilir. Ona uygun hazırlıklar yapılabilir. Yani yasa Meclis’ten geçtikten sonra yeni bir dönem başlıyor derken hepimiz için de yeni sorumluluklar başlıyor. Aslında yeniden başlıyor olacağız bu süreçle ilgili çabalamaya, tempomuzu arttırmaya ve gayrete.
Ayrıca dil konusuna da vurgu yapmak isterim; Bizi takip edenler dil meselesinin neden önemli olduğunu bilirler. Dil barışın taşıyıcı en önemli unsurlarından biri. Dil artık bir barış diline dönüşmeli. Ötekileştiren, yargılayan, sorgulayan bir dilden uzaklaşılmalı. Kullandığımız tüm kelimeler politik. Dolayısıyla politik çağrışımları var. O yüzden inceleyip sık dokuyoruz. O yüzden karşılıklı hassasiyetlerin özellikle altını çiziyoruz. O yüzden şu çağrıyı sürekli yineliyoruz. Biz bunu yapıyoruz, siz de yapın. Bunu yapanların sayısı çoğaldığında barışın aynı zamanda zihinsel bir tutum olduğunu, nasıl bir değişim ve dönüşüme kapı araladığını, nasıl bir değişim ve dönüşümün itekleyici gücü olduğunu hep birlikte göreceğiz. Şunu unutmayalım: Türkiye'de 86 milyon kazanacak derken demek dediğimiz tablo aslında açıkça ortada. Bu ülkede neredeyse hanesine acı düşmemiş kimse kalmadı. Artık bu dönemi kapatıp, bunu sonlandırıp yepyeni bir döneme başlamak istiyoruz. Demokratik esaslara dayalı bir yasama sürecinden bahsediyoruz ve buna uygun bir kapsayıcı dil ihtiyacının da zorunlu olduğunun altını çizmem gerekiyor.
Son olarak işte yasa geçici mi olacak, süreli mi olacak gibi tartışmalar var. Yasa geçici ya da süreli olabilir. Mesele bu değil, mesele bu yasanın yaratacağı etkiler. Bu yasa barışa dönük, bu yasa demokrasiye dönük, bu yasa adalete dönük kalıcı etki yaratmalı. Yasa geçici olabilir ancak etkileri kalıcı olmalı. Öyle kalıcı olmalı ki bu tarihsel ilişkiyi yeniden tanımlayabilecek gücü ortaya çıkartabilmeli. Takvimle ilgili tabii ki bu çalışmaların tamamlanmasını bekliyoruz. Henüz bu çalışmalar tamamlanmadı. Tarafların yaptığı açıklamalardan da takip ediyorsunuzdur. Takvimle ilgili de en kısa sürede Meclis başkanlığının gerekli açıklamayı yapmasını bekliyoruz. Meclis çalışması 6 Ağustos'a kadar uzatıldı. Dolayısıyla önümüzdeki günler, saatler, kritik günler ve saatler Türkiye tarihsel bir dönemden geçiyor."