Ahmet Yıldırım: Güven sorunu aşılmadan diğer başlıklarda kalıcı ilerleme sağlanmaz

Sürece ilişkin kamuoyu araştırmalarında hem Kürt toplumunda hem de Türkiye'nin batısında destek oranlarının gerilediğini vurgulayan siyasetçi Ahmet Yıldırım, güven sorunu aşılmadan diğer başlıklarda kalıcı ilerleme sağlanmasının güç olabileceğini söyledi.

AHMET YILDIRIM

Kürt sorununun çözümünde asıl belirleyici olanın, yeni yasalarla paralel olarak, güvenin yeniden inşa edilmesi olduğunu söyleyen akademisyen ve siyasetçi Ahmet Yıldırım, “En mükemmel yasa da çıksa, uygulanmadığı sürece hiçbir anlam ifade etmez” dedi.

Yıldırım, Kürt sorunu bağlamında devam eden “Demokratik Toplum ve Barış Süreci”nin en kritik başlığının güven sorunu olduğunu belirterek, bugüne kadar verilen sözlerin uygulamaya geçirilmemesinin tarihsel bir güvensizlik yarattığına dikkat çekti.

Çıkması beklenen yasal düzenlemelerin yalnızca içeriğinin değil, uygulanmasının da belirleyici olacağını ifade eden Yıldırım, meselenin yalnızca son kırk yılın değil, yaklaşık yüz yıllık tarihsel bir sorun olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Süreç ilerledikçe karşılıklı adımların umut ve güveni artırmasının beklendiğini belirten Yıldırım, ancak bugüne kadar sürecin ağırlıklı olarak tek taraflı ilerlediğini ifade etti. 24 Mayıs 2026'dan sonra uzun süre görüşme yapılmaması ve İmralı Adası'na girişlerin engellenmesinin umutları zayıflattığını dile getiren Yıldırım, 21 Temmuz'da gerçekleştirilen görüşmenin yeniden bir beklenti yarattığını, ancak bunun da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın attığı adımla gerçekleştiğini söyledi.

Mevcut bilgiler ışığında hazırlanması beklenen yasal düzenlemenin toplumdaki beklentileri karşılayacak düzeyde görünmediğine işaret eden Yıldırım, şimdiye kadar olduğu gibi fedakarlığın yine ağırlıklı olarak Kürt tarafınca yapıldığı yönünde bir izlenim oluştuğuna dikkat çekti. Bunun kısa vadede bazı gelişmelerin önünü açabileceğini, ancak uzun vadede tek taraflı fedakarlıkların yeni sorunlar üretebileceğini kaydetti.

‘EN TEMEL MESELE GÜVEN SORUNUDUR’

Tecrit, Önder Apo’nun dış dünyayla iletişim olanakları, AİHM kararlarının uygulanmaması, Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tutuklu siyasetçilerin durumu, kayyum uygulamaları ve Kobanê Davası gibi başlıkların önemli olduğunu söyleyen Yıldırım, bütün bu sorunların üzerinde yer alan temel meselenin güven sorunu olduğunu dile getirdi.

Güvensizliğin yalnızca Kürtlerin devlete duyduğu güvensizlik olarak okunamayacağını belirten Yıldırım hem devletin yaklaşımı hem de tarihsel nedenlerle oluşan karşılıklı çekincelerin toplumsal desteğin zayıflamasına yol açtığını söyledi. Sürece ilişkin kamuoyu araştırmalarında hem Kürt toplumunda hem de Türkiye'nin batısında destek oranlarının gerilediğini vurgulayan Ahmet Yıldırım, güven sorunu aşılmadan diğer başlıklarda kalıcı ilerleme sağlanmasının güç olabileceği uyarısında bulundu. 

‘ASIL BELİRLEYİCİ OLAN UYGULAMADIR’

Çerçeve yasa tartışmalarını da değerlendiren Yıldırım, geçmişte çok sayıda söz verildiğini ve çeşitli yasal düzenlemeler yapıldığını, ancak uygulama aşamasında ciddi sorunlar yaşandığını söyledi.

Turgut Özal'dan Süleyman Demirel'e, Tansu Çiller'den Mesut Yılmaz'a, Recep Tayyip Erdoğan'dan Abdullah Gül'e kadar farklı dönemlerde Kürt sorununa ilişkin önemli açıklamalar yapıldığını hatırlatan Yıldırım, buna rağmen uygulamanın verilen sözlerin gerisinde kaldığını belirtti.

Yıldırım, hazırlanacak yasanın en önemli bölümünün yürürlük ve uygulama aşaması olacağını belirterek, düzenlemelerin Resmi Gazete'de yayımlandığı gün yürürlüğe girmesi ve hak sahiplerinin gecikmeden yararlanmasının sağlanması gerektiğini vurguladı. En iyi yasa metninin dahi kararlı bir uygulama iradesi olmadan anlam taşımayacağını belirten Yıldırım, esas sınavın uygulama süreci olacağını ifade etti.

‘ORTADOĞU DEĞİŞİYOR, TÜRKİYE DE BUNU DİKKATE ALMAK ZORUNDA’

Ortadoğu'da son otuz yılda yaşanan siyasal dönüşümlere dikkat çeken Yıldırım, Irak'ta Saddam Hüseyin yönetiminin, Suriye'de Baas rejiminin sona erdiğini, İran'ın da eski bölgesel ağırlığını sürdüremeyeceğini hatırlatarak, Türkiye'nin de bu değişen bölgesel koşullar nedeniyle yeni arayışlara yöneldiğini ifade etti. Kürtlerin yaşadığı coğrafyalardaki dönüşümlerin bölgesel siyaseti doğrudan etkilediğini söyledi.

Türkiye'nin 1 Ekim 2024 sonrasında bazı risklerini azalttığını, ancak bunların tamamen ortadan kalkmadığını belirten Yıldırım, bölgesel gelişmelerin Kürt meselesini daha kapsamlı ele almayı zorunlu kıldığını dile getirdi.

‘MESELE YALNIZCA KIRK YILLIK DEĞİL, YÜZ YILLIK BİR SORUNDUR’

Ahmet Yıldırım, devletin meseleyi daha çok son kırk yılın güvenlik sorunu olarak değerlendirdiğini, buna karşılık Kürt meselesini yüz yıllık tarihsel bir sorun olduğunu ve bu şekilde bir değerlendirme ile çözüm yönteminin devreye konulmasının gerekliliğini belirtti. 

Kalıcı çözümün yalnızca güvenlik eksenli politikalarla sağlanamayacağına işaret eden Yıldırım, eşit yurttaşlık, demokratikleşme, özgürlükler ve kardeşlik temelinde yeni bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Yıldırım, Türkiye'nin Kürt toplumuyla kalıcı bir toplumsal uzlaşma kurabilmesi için meselenin tarihsel boyutunun da dikkate alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

Ahmet Yıldırım, bütün zorluklara rağmen umudunu koruduğunu belirterek, çözümün ancak karşılıklı sabır, güven ve ortak iradeyle mümkün olacağını ifade etti. Sürecin uzun soluklu olduğuna dikkat çeken Yıldırım, bu kez yürütülen girişimin başarıyla sonuçlanmasını umut ettiğini söyledi.