Katar ve Umman toplantıları ile Şengal'in satış planı

Wikileaks belgeleri ve uluslararası araştırmalarda, Şengal’in DAİŞ saldırısından önce Katar ve Umman’da yürütülen gizli diplomatik görüşmelerde ele alındığını gösterirken, Önder Apo’nun 2014’te bu sürece ilişkin yaptığı uyarılar dikkat çekiyor.

ŞENGAL DOSYASI

Wikileaks belgelerinde, “Katarlı yetkililer, İran'ın Bağdat üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla Sünni güçlere destek vermektedir. Doha'da 2013'te yapılan toplantıda, idari statüsü nedeniyle Şengal'in, Bağdat karşıtı güçlerin konuşlandırılması için en uygun alan olduğu değerlendirildi” ifadelerine yer veriliyordu.

2013-2014 yılları arasında DAİŞ Suriye'de büyürken, Körfez ülkelerinin başkentlerinde, özellikle Katar ve Umman'da, Irak'ın geleceği ve özellikle tartışmalı bölgeler üzerine gizli toplantılar düzenleniyordu. Bu toplantılar yalnızca diplomatik görüşmeler değildi, aynı zamanda “fermanın jeopolitik örgütlenmesi” niteliğindeydi.

1. Irak Parlamentosu Komisyonu Raporu (2015)

Musul ve Şengal'in düşüşünü araştırmak amacıyla Irak Parlamentosu tarafından hazırlanan yaklaşık 2 bin sayfalık raporda, yurt dışındaki toplantılara açıkça değinilmekteydi.

Raporda, "Başarısız Dış Diplomasi" başlıklı bölümde (450-460. sayfalar) şu ifadelere yer verilmekteydi: “Musul'un düşmesinden önce bazı Sünni Iraklı siyasetçiler ve bazı askeri komutanlar, bölge ülkelerinin başkentlerinde (özellikle Katar'da) devlet dışı silahlı güçlerin temsilcileriyle bir araya geldi. Bu toplantılarda, Musul ve Şengal'in yönetimine ilişkin, Irak ordusunun bölgeden çıkarılmasını öngören 'yeni bir sistem' tartışıldı.” (Report of the Parliamentary Inquiry Commission on the Fall of Mosul and Sinjar (2015), Irak Parlamentosu Arşivi).

2. Wikileaks Raporları ve Doha Toplantıları (2013-2014)

Wikileaks'in “Cablegate” belgelerinde, ABD’li istihbarat yetkililerinin Irak'taki "Sünni-Şii dengesi" üzerine yaptığı değerlendirmelere ayrıntılı şekilde yer verilmekteydi:

“Katarlı yetkililer, İran'ın Bağdat üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla Sünni güçlere yoğun destek vermektedir. Doha'da Ekim 2013'te yapılan toplantıda, idari statüsü nedeniyle Şengal'in, Bağdat karşıtı güçlerin konuşlandırılması için en uygun alan olduğu değerlendirildi.” (Wikileaks, Diplomatic Cable 13DOHA421, Regional Strategy on Iraq and the Sunni Power Balance).

3. Maskat Toplantıları (Umman) ve "DAİŞ'in Yol Haritası"

Middle East Eye (MEE), 2014-2016 yılları arasında Umman'ın "gizli diplomasi"deki rolüne ilişkin bir araştırma dizisi yayımladı.

2014 tarihli “The Muscat Backchannel” başlıklı araştırmada şu ifadeler yer almaktaydı:

“Iraklı bazı Kürt ve Sünni güçlerin temsilcileri, Maskat'ta bölgesel güçlerin temsilcileriyle bir araya geldi. Bu toplantıda, Şengal'deki 'güvenlik boşluğu' konusunda, Irak ordusunun Şengal'e girmemesi yönünde mutabakata varıldı. Bu 'geri çekilme', gelecekteki iş birliğinin bir şartı olarak değerlendirildi.” (Middle East Eye, "The Muscat Backchannel: How the deal for Mosul and Sinjar was mediated", Eylül 2014).

ÖNDER APO’NUN DİKKAT ÇEKTİĞİ KATAR VE UMMAN TOPLANTILARI

Şengal’in karşı karşıya olduğu tehlikeyi, Önder Apo kadar öngörülü ve stratejik uyarılarla analiz eden başka kimse olmamıştı. Önder Apo, 2014’te yayımlanan “İmralı Notları” adlı kitabın 215-220. sayfalarında Şengal’e dikkat çekerek şunları söylemişti:

“Şengal, Êzidîlerin evi ve direnişin toprağıdır. Ancak bu topraklarda büyük oyunlar oynandığını görüyorum. Körfez başkentlerinde oturanlar Şengal'i parçalara ayırıyorlar. Êzidîleri uyarıyorum; koruma sözü veren ama perde arkasında pazarlık yapan güçlere güvenmeyin. Kendi ellerinizle yapmayacağınız bir savunma, savunma değildir. Bugün Şengal'in tarihin en büyük tehdidi altında olduğunu görüyoruz; DAİŞ sadece silahlı bir güç değil, Êzidî toplumunu yeryüzünden silmek istedikleri bir araçtır.”

218. sayfada yer alan bu sözler, aslında Önder Apo’nun fermanı beş ay önce açıkça öngördüğünü ve Êzidî toplumunu öz savunma bilinci geliştirmeye çağırdığını ortaya koyan bir yol haritası niteliğindeydi.

Aynı notlarda Önder Apo, özellikle 140. Maddeyle oluşturulan “statüsüzlüğe” dikkat çekmiş ve 222. sayfada şunları belirtmişti:

“140. Madde, Êzidîler için idari bir mezarlık haline geldi. Çözüm olarak sunulan statü, aslında toplumu çaresiz bırakan bir hapishanedir. Heyete diyorum ki; orada kendi savunma kadrolarınızı kurun. Êzidî kız ve erkek çocukları silahlansın, ama başkalarının iradesiyle değil, kendi özgür iradeleriyle. Bunu yapmazlarsa, Katar ve Umman'daki toplantılarda yapılan kirli anlaşmaların kurbanı olacaklar. Bu toplantıları takip ediyorum; bunlar halkın korunması için yapılan toplantılar değil, toprak satışı için yapılan toplantılardır."

Çözüm Komitesi'nin arşivlerinde "son uyarılar" olarak bilinen bu sözler, Önder Apo’nun önceki bölümde ele alınan gizli diplomasi sürecini ne kadar yakından takip ettiğini gösteriyor.

Önder Apo, aynı notların 225. sayfasında ise şöyle demişti:

"Ferman yakında gelecek. Êzidîleri uyarıyorum; ferman geldiğinde Şengal’i ilk terk edecek olanların koruması altına girmeyin. Sizi fırtınanın ortasında yalnız bırakacaklar."

Önder Apo, aynı dönemde yaptığı konuşmalara dayanılarak hazırlanan “Halk Savunması” adlı kitabın "Doğal Savunma" bölümünde (112. sayfa) ise şöyle demişti:

“Êzidîler sadece dini bir grup değil; Mezopotamya'daki en eski varoluştur. Onların korunması, insanlığın korunmasıdır. Ancak koruma yabancı silahlarla sağlanamaz. 'Sizi koruyacağız' diyen ve size silah verenler, aslında elinizdeki silahları kendi partizan kontrollerinin bir aracı olarak kullanıyorlar. Gerçek koruma, toplumun iradesini özgürleştirmekle başlar. Êzidîler, onları 'siyasi tutsak' yapmak isteyen her türlü gücün etkisinden kurtulmalıdır.”

Burada Önder Apo, 2005-2014 yılları arasında Şengal’deki KDP politikasını çok açık bir şekilde eleştirmişti. Partizan yöntemlerle silahlandırmanın bir koruma sağlamadığını, bunun "para ve emirlere bağlılık" anlamına geldiğini vurgulamıştı.

115. sayfada ise bu değerlendirmesini şu sözlerle detaylandırmıştı: “Toplumun iradesine sahip olmayan silahlı militanlar, sıkıntı günü ilk kaçanlar olacaktır. Onlar halkın koruyucuları değil, iktidar koltuklarının koruyucularıdır. DAİŞ geldiğinde, 'Kürdistan'ı korumaktan' sürekli bahsedenlerin Şengal'i bir saniye içinde DAİŞ'e nasıl teslim ettiklerini göreceksiniz.”

Bu öngörüsü, 3 Ağustos 2014'te trajik bir şekilde gerçekleşti.

Önder Apo, “İmralı Notları” kitabının 301-305. Sayfalarında ayrıca "öz örgütlenme"nin önemine dikkat çekerek şunları vurgulamıştı:

“Şengal, özyönetim yeri olmalıdır. Bağdat değil, Hewlêr değil; Êzidîler kendi kararlarını kendileri vermelidir. Topraklarınızda oynanan bu oyunlar, tarihin en kirli oyunlarıdır. İki büyük ateş arasındasınız. Biri dış güçler tarafından körüklenen DAIŞ ateşi, diğeri yerel yönetimler tarafından yürütülen 'istikrarsızlaştırma' politikalarının ateşi. Kurtuluş yolu, öz savunma gücünün kurulmasıdır.”

“Şengal, özyönetim yeri olmalıdır. Bağdat değil, Hewlêr değil; Êzidîler kendi kararlarını kendileri vermelidir. Topraklarınızda oynanan bu oyunlar, tarihin en kirli oyunlarıdır. İki büyük ateş arasındasınız. Biri dış güçler tarafından körüklenen DAİŞ ateşi, diğeri yerel yönetimler tarafından yürütülen 'istikrarsızlaştırma' politikalarının ateşi. Kurtuluş yolu, öz savunma gücünün kurulmasıdır.”

Bu uyarı yalnızca bir tavsiye değil, aynı zamanda YBŞ'nin kurulması için "tarihsel bir emir"di. Önder Apo, Êzidî halkının iradesiyle oluşturulmuş bir askeri güç olmazsa, bu fermanın yerine getirileceğini biliyordu.

308. sayfada ise şöyle devam etmişti: "Bütün Êzidî gençlerine sesleniyorum; silahlarınızı başkalarının emriyle değil, vicdanınızın emriyle ve şerefinizi korumak için kuşanın. Sizi aldatanlar bir gün gelip 'başka seçeneğimiz yoktu' diyecekler. Ama bu seçenek, ihanetin kaçınılmazlığıdır.”

Önder Apo’nun 2014 tarihli notlarının son sayfalarındaki uyarıları da siyasi bir vasiyetname gibiydi: “Artık bekleyemezsiniz. Ferman kapınızda. Katar ve Umman'da oturup kaderinizi çizenler sizi hesaplarına katmıyorlar. Siz sadece 'kurban edilebilecek güçler' olarak görülüyorsunuz. Bu nedenle, hızla örgütlenin. Şengal Dağı direniş dağıdır, orası sizin korunma yeriniz olsun. Dağlarınızı kaybederseniz, varlığınızı kaybedersiniz.”