Washington’dan Avrupa’ya dizel baskısı: Stratejik rezervler piyasaya sürülsün!

ABD yönetimi, hızla yükselen akaryakıt fiyatlarını frenlemek amacıyla Avrupa ülkelerinden stratejik dizel rezervlerini piyasaya sürmelerini istedi. Washington, özellikle Fransa ve Almanya’ya baskı yaptı ve uyarılarda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, küresel dizel arzındaki sıkışıklık ve yükselen fiyatlar karşısında Avrupa ülkelerine stratejik rezervlerini piyasaya sürme çağrısı yaptı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada Avrupalı ortakların mevcut taahhütlerini hızlandırması ve “devam eden arz kesintilerini gidermek için ilave miktarları derhal piyasaya sunması” gerektiğini belirtti. Bessent, küresel dizel sıkıntısının ABD’li çiftçiler, kamyon şoförleri ve işletmeler üzerindeki yükünün azaltılması gerektiğini savundu.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright da Avrupa’nın küresel yakıt fiyatlarının düşürülmesine katkı sağlayabileceğini söyledi. Wright, kış öncesinde koordineli bir şekilde dizel stoklarının piyasaya sürülmesi gerektiğini ifade etti.

FRANSA VE ALMANYA’YA ÖZEL BASKI

Reuters’ın üç kaynağa dayandırdığı haberine göre Washington, özellikle Fransa ve Almanya’dan acil durum dizel rezervlerini kullanıma açmalarını istedi. ABD’nin bu talebinin karşılanmaması durumunda Avrupa’ya yönelik dizel ihracatını yasaklama veya kısıtlama seçeneğini değerlendirdiği bildirildi.

Reuters’a göre ABD yönetimi, Avrupa Birliği’nden altı aylık dönemde yaklaşık 120 milyon varil dizelin piyasaya sürülmesini talep etti.

ABD yönetiminin fiyatları düşürme çabasında iç siyasi hesapların da etkili olduğu belirtiliyor. ABD’de dizel fiyatlarının İran savaşı sonrasında yaklaşık yüzde 70 arttığı ve fiyatlardaki yükselişin kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Trump yönetimi üzerindeki baskıyı artırdığı bildiriliyor.

TRUMP: AVRUPA REZERVLERİNİ KULLANABİLİR

Trump da Dallas’ta gazetecilerin soruları üzerine, Avrupa ülkelerinden stratejik dizel rezervlerini kullanmalarının istenebileceğini söyledi.

ABD yönetimi böylece hem Avrupa’dan daha fazla yakıtın küresel piyasaya çıkmasını hem de ABD içindeki dizel fiyatlarının düşmesini hedefliyor.

Ancak Avrupa açısından rezervlerin kullanılması yeni bir ikilem yaratıyor. Bir yandan yükselen fiyatları ve arz sıkıntısını hafifletmek isteyen ülkeler, diğer yandan kış aylarında daha büyük bir enerji krizi yaşanması ihtimaline karşı stratejik stoklarını korumak zorunda.

AB ORTAK YANIT HAZIRLIYOR

Avrupa Komisyonu, AB ülkeleriyle birlikte ABD’nin taleplerine ve dizel piyasasındaki gelişmelere ilişkin ortak bir yaklaşım üzerinde çalışıyor. Fransa, Almanya, İtalya, İrlanda, İngiltere ve Avrupa Komisyonu temsilcilerinin perşembe günü dizel rezervlerinin kullanıma açılması ihtimalini görüştüğü bildirildi.

İngiltere de bazı Avrupa ülkeleriyle acil durum dizel rezervlerinin piyasaya sürülmesi konusunda görüşmelere başladı. Görüşmelerin, ABD’nin Avrupa’ya yönelik olası dizel ihracat kısıtlamasının yaratabileceği sonuçlar karşısında ortak bir yaklaşım geliştirmeyi amaçladığı belirtiliyor.

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič ise ABD ile dizel arzı ve yükselen fiyatlar konusunda koordineli bir yaklaşım üzerinde çalıştıklarını açıkladı. ABD’nin olası ihracat yasağının Avrupa ekonomisi açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısı da yapıldı.

AVRUPA, ABD DİZELİNE DAHA BAĞIMLI HALE GELDİ

Avrupa’nın karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, ABD dizeline olan bağımlılığın son yıllarda artması.

Rusya’dan enerji ithalatının büyük ölçüde sona ermesinin ardından Avrupa, dizel ihtiyacının daha büyük bölümünü dışarıdan karşılıyor. S&P Global verilerine göre Avrupa yaklaşık günde 1,5 milyon varil dizel ithal ediyor ve bunun yaklaşık üçte biri ABD’den geliyor.

ABD’nin dizel ihracatını durdurması veya ciddi biçimde sınırlaması, özellikle kış aylarına girilirken Avrupa’daki arz baskısını artırabilir. ABD yönetimi ise Avrupa’nın acil durum stoklarını piyasaya sürmesinin küresel arzı artırarak fiyatların düşmesine yardımcı olacağını savunuyor.

Avrupa ülkeleri için önümüzdeki süreçte temel mesele, kısa vadede fiyatları aşağı çekmek ile kış aylarında kullanılmak üzere stratejik yakıt rezervlerini korumak arasındaki dengeyi sağlamak olacak.