Êlih Emek ve Demokrasi Platformu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’e sunulan “çerçeve yasa” teklifine destek verdi. Platform, düzenlemenin kalıcı barışın inşası açısından önemli bir adım olduğunu belirterek, tüm kesimleri sürece katkı sunmaya çağırdı.
Yılmaz Güney Parkı’nda gerçekleştirilen açıklamaya siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamada, “Barışın teminatı, demokratik hukuki reformlardır” pankartı taşındı.
‘BARIŞ, İNSAN ONURUNUN GÜVENCE ALTINA ALINMASIDIR’
Açıklamada konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Êlih Şube Eşbaşkanı Ahmet Şiray, kalıcı barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini söyledi.
Barışın hakikatin ortaya çıkarıldığı, adaletin gecikmediği ve insan onurunun pazarlık konusu yapılmadığı bir yaşamı ifade ettiğini belirten Şiray, “Bugün Meclis’te imzaya açılan çerçeve yasa bu nedenle sıradan bir hukuk metni olarak görülemez” dedi.
‘TARİHİ BİR FIRSAT’
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eşbaşkanı Cihan Tüzün ise Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden çatışmalı süreç nedeniyle ağır bedeller ödediğini vurguladı.
Çatışmalardan en fazla emekçilerin, kadınların, çocukların, gençlerin ve bölge halklarının etkilendiğini ifade eden Tüzün, “Bugün toplumun büyük çoğunluğu sorunların silahla değil, demokratik siyaset, diyalog ve hukuk temelinde çözülmesini bekliyor. Meclis gündemine gelen çerçeve yasanın bu anlamda tarihi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.
‘DEMOKRATİK GÜVENCELERİ İÇERMELİ’
Hazırlanacak yasal düzenlemenin yalnızca teknik hükümlerden oluşmaması gerektiğini kaydeden Tüzün, toplumsal barışı kalıcı hale getirecek hukuki güvenceleri içeren kapsamlı bir çerçevenin oluşturulması gerektiğini söyledi.
Tüzün, düzenlemenin demokratik katılımı esas alan, insan hakları ve temel özgürlükleri güvence altına alan bir içerikle hazırlanmasının önemine işaret ederek, sürecin şeffaf yürütülmesi ve toplumun tüm kesimlerinin görüşlerinin dikkate alınması çağrısında bulundu.
Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini vurgulayan Tüzün, bunun aynı zamanda adaletin tesis edilmesi, farklı kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmesi, kadınların şiddetten uzak bir yaşam sürmesi, gençlerin geleceğini bu ülkede kurabilmesi ve emekçilerin insanca yaşam koşullarına kavuşması anlamına geldiğini ifade etti.
Açıklamanın sonunda demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması, ifade ve basın özgürlüğünün güvence altına alınması çağrısı yapılarak, tüm toplumsal kesimler Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne destek vermeye davet edildi.