İstanbul Bağcılar’da çete yapılanması genişliyor

Kürt ve yoksul nüfusun yoğun olduğu Bağcılar ilçesinde, halk çeteleşme ile mücadele ediyor. İlçenin neredeyse her bölgesinde farklı çeteler kendilerine hakimiyet alanı oluşturmaya çalışıyor.

BAĞCILAR ÇETELEŞME

Türkiye, uzun süredir çete savaşlarına ve gençlerin çetelere yönelmesine tanıklık ediyor. Özellikle bir dönem devrimcilerin ve yurtseverlerin güçlü olduğu mahallelerde çeteleşme her geçen gün artarak devam ediyor. Kamuoyunda “yeni nesil çeteler” olarak tanımlanan, ancak uzun süreli bir özel savaş uygulamasının sonucu olduğu belirtilen bu yapılar, bugün Türkiye’nin en büyük metropolü İstanbul’un birçok mahallesine yayılmış durumda.

Çeteleşme öyle bir boyuta ulaşmış durumdaki, sadece kamuoyunda ismi bilinen çeteler dışında hemen her gün yeni bir çete ismi ya da çete savaşına tanık olunuyor. İstanbul’un yoksul nüfusunun yaşadığı ilçelerden Bağcılar, çeteleşmenin giderek daha açık ve sert hissedildiği yerlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

İstanbul’un en büyük ilçelerinden olan Bağcılar’ın nüfusu, 2025 kayıtlarına göre 700 bini aşmış durumda. Altı semt ve 22 mahalleden oluşan ilçe, İstanbul’da en yoğun nüfusun yaşadığı bölgeler arasında yer alıyor. İşçilerin yoğun olarak yaşadığı ilçede Kürt nüfusu da dikkat çekici bir yoğunluk oluşturuyor. Büyük bir Kürt nüfusa sahip olan ilçede “özel savaş” uygulamaları da bununla orantılı olarak etkisini güçlü şekilde hissettiriyor.

Özellikle 90’lı yıllardan 2000’li yılların başına kadar çeşitli eylemliliklere tanıklık eden ilçede, 90’lardan bu yana devam eden özel savaş uygulamaları 2010’lu yıllardan sonra artış gösterdi. Genç nüfusun yoğun olduğu ilçede ilk olarak gençler geleceksiz bırakıldı ve umutsuzluğa sürüklendi. Bu kapsamda ilçede alkol satış noktaları yoğunlaştırıldı, bunun yanında yasadışı bahis ve kolay para kazanma yöntemlerinin yaygınlaştırıldı. Ayrıca Bağcılar’da Kürt gençlerinin Kürdistan Özgürlük Hareketi ile bağının koparılması amacıyla bazı kontra yapılanmalara da alan açıldı.

BAĞCILARDA ÇETELEŞMENİN KISA TARİHİ

Bağcılar, politik Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı ve Özgürlük Hareketi’ne katılımın yüksek olduğu İstanbul ilçelerinden biri olarak dikkat çekiyor. İlçede yaşayan Kürt halkının politik bilinci ve yurtseverlik duyguları halen çok güçlü. Buna karşın, devletin özel savaş uygulamalarının da yoğun şekilde hissedildiği ilçeler arasında yer alıyor.

90’lı yıllarda başlayan baskı ve şiddet politikaları, zamanla toplumun yozlaştırılmasına yönelik yeni bir sürece evrildi. 2000’li yılların başlarında bu süreçte dikkat çeken ilk uygulamalardan biri, Kürt gençliğinin siyasi parti ve kültür merkezi gibi kurumlardan uzaklaştırılarak kahvehane ve kafe kültürüne yönlendirilmesi oldu. Bu dönüşümle birlikte, Kürt halkının yoğun olarak yaşadığı bölgelere açılan tekel bayileri ve içki satışı yapılan iş yerlerinin sayısında da artış yaşandı.

Özel savaş uygulamalarının yoğunlaşması ise 2010’lu yıllara dayanıyor. Özellikle Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi’nin ortaya çıkışı ve Türkiye metropollerinde güç kazanmasıyla eş zamanla yürütülen yozlaştırma politikalarında da artış oldu. En belirgin uygulamalar arasında gençlerin alkol kullanımına yönlendirilmesi ve esrar kullanımının yaygınlaştırılması oldu. Uzun süredir Özgürlük Hareketi’nin güçlü olduğu bölgeleri kriminalize etmeyi hedefleyen devlet, bu bölgeleri şehrin diğer kesimlerinden ayrıştırarak yalnızlaştırıldı.

Gelecek kaygısı, yaşam standartlarının düşmesi ve ekonomik sorunların artmasıyla birlikte gençlere yönelik uygulanan politikalar, onları alternatif arayışlara itti. İktidarların devrimcilere yönelik baskıları, yoğun operasyonlar ve kurumların işlevsiz hale getirilmesi nedeniyle doğru bir alternatif bulamayan gençler için iki seçenek öne çıktı: Ya kolay yoldan yaşam standartlarını yükseltmek ya da yaşamdan tamamen izole bir duruma sürüklenmek.

Çeteleşmenin temellerinin atıldığı bu yıllarda, Bağcılar gibi Özgürlük Hareketi’nin ve devrimci yapıların güçlü olduğu bölgelere tam olarak giremeyen çeteler için ilk alanı ise kontra yapılanmalar açtı. Bugün Bağcılar’da yüzlerce tarikat yurdu ve cemaat evi bulunuyor. Bunların neredeyse tamamının devletle bir bağlantısı olduğu ifade ediliyor. Bu yapılar denetlenmiyor ve buralara gidenler sorgulanmıyor. Tarikat yurtları, özellikle İslami yönleri güçlü olan Kürt gençlerini politik bilinçten uzaklaştırmak ve onları devletin yanında konumlandırmak amacıyla faaliyet yürütüyor.

ÇETELERİN HEDEFİNDE GENÇLER VAR

15 Temmuz’un ardından, diğer mahallelerde olduğu gibi Bağcılar’da da özel savaş uygulamaları daha rahat uygulanır hale geldi. Bu süreçte Nurtepe, Gazi Mahallesi gibi bölgelerde adını duyurmaya başlayan Daltonlar çetesi, Bağcılar’da da kendine taban bulmaya başladı. O dönemi yaşayan Kadir, çetelerin birden tüm sokaklarda ortaya çıktığına dikkat çekerek şunları paylaşıyor: “Öz yönetim direnişi sonrası zaten birçok genç arkadaş direniş alanlarına gitmişti. Burada yaşanan boşluk ve 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ile birlikte Bağcılar’ın tüm mahallelerinde çeteler ortaya çıkmaya başladı. İlk başta kendilerini çok göstermiyorlar, ufak tefek haraç olaylarına karışıyorlardı. O dönemde yasadışı bahis oynatan dükkanlar da her yerde artmaya başladı. Buralarda uyuşturucu da satılıyordu. Polise defalarca şikayet edilmesine rağmen uzun bir süre bu yerler açık kaldı. Zaten işsiz olan gençler için yasadışı bahis önemli bir gelir kaynağı oldu. Bugün ise yasadışı bahis, yerini IBAN üzerinden para transferi yöntemine bıraktı. Yasanın da çok ağır yaptırımları olmadığı için birçok genç banka hesaplarını çetelere vererek, kara para aklama yoluyla kolay yoldan, çalışmadan para kazanmaya çalışıyor.”

Yasadışı bahis uygulaması, kolay yoldan para kazandırdığı için mahallelerde ilk uygulanan yöntemlerden biri olarak dikkat çekiyor. Bugün IBAN kullandırmak olarak bilinen bu suçun cezasının düşük olması nedeniyle çeteler, yasadışı bahis ve uyuşturucu gibi alanlardan elde edilen parayı aklamak için bu yöntemi kullanıyor.

IBAN’ını veren bir gence aylık olarak 15 bin ila 25 bin lira arasında değişen bir ödeme yapılıyor. Bunun dışında, başka birini ikna ederek onun banka hesabını da kullandırması durumunda ek bir yüzdelik kazanç elde ediyor. Bu şekilde, hiçbir şekilde çalışmadan aylık ciddi bir gelir elde edebiliyorlar.

IBAN KULLANIMI, ARDINDAN KURYELİK, SONRASINDA İSE SİLAHLI SALDIRILAR

Kendisi de halen IBAN’ını kullandıran Aziz, çetelerin bu yöntemini şöyle anlatıyor: “IBAN’ı vermek çok kolay bir yöntem. Bir banka hesabı açıyorsun, bunun bilgilerini çetenin üyesine veriyorsun. Sonrasında o hesabı çete kullanıyor. Eğer yakalanırsan da en fazla birkaç ay yatıp çıkıyorsun. O süreçte o hesap kullanılmaya devam edilebiliyor. Kendi hesabın için aylık 30 bin liraya kadar para alabiliyorsun. Bunun yanında yeni bir hesap getirirsen, her getirdiğin banka hesabı için de yüzdelik alıyorsun. Bugün bir iş yerinde asgari ücretle çalışmaktan daha kolay ve daha zahmetsiz bir şekilde para kazanmış oluyorsun.”

Zaten iş bulamayan, bulduğu işlerde de asgari ücretle çalışmak zorunda bırakılan ve gelecek hayali olmayan gençler için bu yöntem, bugün oldukça sık kullanılan ve ilgi çeken bir yöntem haline gelmiş durumda. Bu şekilde kolay yoldan para kazanan gençler için bir sonraki adım ise çete adına daha farklı suçlara yönelmek oluyor.

Bağcılar’da çetenin elinden ailesi tarafından kurtarılan ve güvenlik gerekçesiyle ismi yazamadığımız bir genç, çetelerin bu sürecine dair şunları anlatıyor: “IBAN’ı kullandırarak başladım. Birkaç defa cezaevine girdikten sonra bana artık IBAN’ı kullanmayacaklarını söylediler. Ancak kolay yoldan para kazanmaya devam etmem için bana kuryelik yaptırmayı teklif ettiler, ben de kabul ettim. Bir dönem kuryelik yaptım. O süreçte ailem benim çetelerle yakınlaştığımı görünce beni oradan aldı” dedi.

Kuryelik sonrası süreci de anlatan genç, aslında suçun kuryelikten sonra başladığını, bir süre kurye olarak kullanılan gencin daha sonra eline silah verilerek çete adına haraç ve iş yeri kurşunlama gibi suçlara yönlendirildiğini belirtti.

UYUŞTURUCUNUN YAYILMASI

Bağcılar’da uyuşturucunun yaygınlaştırılması ise yine 2015 sonrası hız kazanıyor. Bu süreçte gençler arasında öncelikle esrar kullanımı özendirilirken, esrarın uyuşturucu olmadığı yönünde bir propaganda da yapılıyor. Esrara alıştırılan gençler için bir sonraki adım ise kimyasal uyuşturucular oluyor. Bunlara ulaşmak da bugün oldukça kolay bir hale gelmiş durumda. Bağcılar’ın birçok noktasında uyuşturucu satan kişilere rastlanabiliyor.

30 yıldır mahallede yaşayan Halil, uyuşturucunun ilçede yaygınlaşmasına ilişkin şunları söylüyor: “Özellikle OHAL döneminde mahallelerde esrar kullanan gençlerde bir artış oldu. Birkaç kez çevremizde esrar içenleri uyardığımızda, bunun uyuşturucu olmadığını ve bağımlılık yapmadığını söylüyorlardı. Ancak sonrasında esrar, yerini bonzaiye, oradan da kimyasal uyuşturuculara bıraktı. Kimyasal haplara bugün her köşe başında ulaşabilirsiniz neredeyse.”

Bugün Bağcılar’da sentetik uyuşturucu olarak bilinen haplar gençler arasında çok yaygın ve düşük fiyatlarla temin edilebiliyor. Uyuşturucuya bağımlı hale gelen bir genç, bir süre sonra hem uyuşturucuya ulaşmak hem de para kazanmak için “torbacı” olarak tabir edilen satıcı konumuna geliyor. Konuştuğumuz ilçe sakinleri ise bazı ailelerin maddi imkansızlıklar nedeniyle çocuklarının bu işlere yönelmesine göz yumduğunu, buradan elde edilen parayla yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını belirtiyor.