Şengal, köklerinden beslenen bir toprağın adı…

Êzidî kadınlar o dağlarda sergiledikleri büyük direnişle yeniden doğuşun nasıl olduğunu gösterdi. Çünkü onlar Pîra Fat, Sitiya Ês, Zarife Osê, Xatûna Ferxa ve Dayê Zero'dan bugüne taşınan direniş geleneğinin ardıllarıdır.

ŞENGAL

Tarihte birçok halk, defalarca soykırım kıskacından geçirilerek yok edilmek istendi. Fiziksel olarak ya imha edildi ya da yaşamı boyunca öldürülmekten beter bir hale getirildi. İnsanlar kaçırıldı, katledildi, pazarlarda satıldı ya da cariye edilerek kendilerine ait olmayan bir yaşam biçimine mecbur bırakıldı. Tabii buna yaşamak denirse… Tarih boyunca yaşanan bu acıları, çoğu zaman okuduklarımızdan biliyoruz: Yahudiler, Ermeniler, Aleviler, Siyahiler, Êzidîler… Peki ya hala okumadıklarımız ya da duymadıklarımız?

Êzidîler, bugün dünyanın birçok ülkesine dağılmış olsalar da ağırlıklı olarak Irak'ın kuzeyindeki Ninova ve Şengal bölgelerinde yaşıyor. Êzidîler, bağımsız bir devlete ya da evrensel olarak tanınan birleşik bir siyasi yapıya sahip olmayan büyük etnik-dini topluluklardan biridir. Deyim yerindeyse Êzidîler, köklerinden beslenen kadim bir halk gerçekliğidir. Çünkü kendi kutsal topraklarında, kadim geleneklerini yaşatarak günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Bir toplumun varlığını sürdürebilmesi; dili, kültürü, inancı ve kimliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu değerler varsa toplum da vardır. Yoksa büyük bir yok oluş söz konusudur. Êzidî halkı da inancına ve kadim değerlerine bağlılığı sayesinde kendi toplumsal varlığını korumuş; kapitalist modernitenin dönüştürücü ve asimilasyoncu etkilerine karşı güçlü bir direnç geliştirerek kültürünü günümüze taşımayı başarmıştır.

Kuşkusuz bu direnişin öncüleri Êzidî kadınlarıdır. Kadın öncülüğünde gelişen toplumsallık, özdür; yaşamın cevheridir. Diğer bir deyişle kadın, varoluşun öznesidir. Çünkü kadın eksenli örülen yaşam, her türden iktidara karşı yıkılmaz bir duvar gibi en güçlü kalkanlardan birini oluşturur. Kadınlar, gelenek ve kültürün en kararlı savunucularıdır.

Önder Apo'nun çözümlemelerinde dile getirdiği gibi: “Zaten gelenek ve kültürün kendisi direniş demektir. Ya yok edilirler ya da yaşarlar, çünkü teslim olmayı bilmezler. Böyle bir özellikleri vardır. Kültürlerin direnişi, kayaları delerek varlıklarını kanıtlayan çiçekleri andırır. Üzerlerine dökülen modernite betonunu parçalayarak tekrar gün ışığına çıkmaları bu gerçekliği kanıtlar.”

Kadınlar toplumun yarısını oluşturur ve toplumun diğer yarısını yetiştirir. Toplumların oluşumunda belirleyici rol oynayan da kadınlardır. Çünkü kadınlar, kendi topluluklarının dilinin, kültürünün, inancının; kısacası tüm değerlerinin taşıyıcısıdır. Kadın; dildir, kültürdür, varoluştur. Kadın; anaerkil yaşamın özüdür, anaya dönüştür.

Şengal coğrafyasının stratejik konumu, jeopolitik önemi ve kadim bir kültür mekanı olması, bölgenin sürekli saldırılara maruz kalmasının başlıca nedenleri arasında yer alır. Kendi kökleri üzerinde varlığını sürdüren, kültürel değerleri ve inancıyla kendini koruyabilen Êzidî halkı ise bugün hala ağır saldırı ve tehditlerle karşı karşıyadır.

Êzidî halkı, tarih boyunca inancı ve kültürü nedeniyle sürekli katliamlara maruz bırakıldı. Defalarca soykırım kıskacından geçirilerek yok edilmek istendi. Her ne kadar 74 fermandan söz edilse de Êzidîler, maruz kaldıkları katliamların sayısının bunun çok üzerinde olduğunu belirtir. Bu katliamların önemli bir bölümü ise tarih sayfalarına hiç geçmemiştir. Yaşananlar, daha çok kulaktan kulağa yöntemiyle, büyüklerden duyulduğu kadarıyla günümüze ulaşmıştır. Yazar Davud Murad Xetarî de bir kitabında 185 katliamı belgelemiştir. Bu da Êzidîlerin dile getirdiği tarihsel hafızayı doğrular niteliktedir.

Yakın tarihten bir döneme, 2014 yılına değinmek istiyorum. 21. yüzyılın ortasında, 3 Ağustos 2014 gecesi yaşananlar… Êzidî halkının "felaket" olarak andığı, acısı hala ilk günkü kadar taze olan ve hafızalarından hiç silinmeyen o gece…

DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014'te Şengal ve çevresindeki köylere yönelik başlattığı işgal saldırısı, yakın tarihin en trajik katliamlarından biri olarak hafızalara kazındı. Yaklaşık iki yıl süren saldırılar boyunca binlerce Êzidî katledildi, kaçırıldı ve köle pazarlarında satıldı. Yüz binlerce insan göç etmek zorunda kaldı; günlerce açlık ve susuzlukla sınandı. Bu saldırıların en ağır bedelini ise savaşın ganimeti olarak görülen kadınlar ve çocuklar ödedi.

Yukarıda da belirtmiştik, “Kadınlar toplumun yarısıdır ve toplumun diğer yarısını yetiştirir.” Kadın, toplumun yapı taşı; çocuk ise toplumun geleceğidir. Bu nedenle savaşlarda en ağır saldırılar çoğu zaman kadınlara ve çocuklara yöneltilir. Êzidî halkını kökünden yok etmeyi hedefleyen DAİŞ de toplumun temel direği olan kadınları ve geleceği temsil eden çocukları hedef aldı. Amaç, Êzidî kadınları şahsında Êzidî inancını, kültürünü ve toplumsal yaşamını ortadan kaldırmaktı.

2014 fermanında Êzidî halkı adeta ölüme terk edilirken, özgürlük gerillaları ile YPG ve YPJ savaşçılarının Şengal'e ulaşması, tarihe geçen büyük bir direnişin başlangıcı oldu. Özellikle kadın gerillalar ve YPJ savaşçıları, Êzidî kadınlar için önemli bir ilham kaynağı oldu. Êzidî kadınlar da direnişe katılarak özgürlük savaşçılarının yanında cephelerde yer aldılar ve yüzyılların intikamını alırcasına savaştılar. Êzidî kadınları, Özgürlük Hareketi’nden aldıkları ilhamla önce topraklarının özgürleşmesi için mücadele etti; ardından kadın örgütlenmelerini ve öz savunma güçlerini oluşturdu.

Kadının politik alanda güç kazanması gerekir. Kadının irade ve söz sahibi olması, iktidarcı ve hiyerarşik yapılarla yürüttüğü mücadeleyle mümkündür. Kadın kazandığında toplum da kazanacaktır. Kuşkusuz bu da güçlü bir öz savunma bilinci ve örgütlülüğün oluşumuyla mümkündür.

Êzidî kadınlar, değerlerine bağlılıklarını topraklarını terk etmeyerek ve Şengal Dağı'na çıkarak bir kez daha kanıtladı. O dağlarda sergiledikleri büyük direnişle yeniden doğuşun nasıl olduğunu gösterdi. Êzidî kadınlarının özünde direniş vardır. Çünkü onlar Pîra Fat, Sitiya Ês, Zarife Osê, Xatûna Ferxa ve Dayê Zero'dan bugüne taşınan direniş geleneğinin ardıllarıdır.

Çünkü Şengal, köklerinden beslenen bir toprağın adıdır.