27 Şubat 2025 tarihinde Önder Apo’nun yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ve bunun sonucunda Meclis’ten geçen yasaya ilişkin dünyaca tanınmış aydın, yazar, filozof ve sosyologdan destek gelmeye devam ediyor.
Bu çerçevede Önder Apo’ya mektup gönderen Fransız filozof Catherine Malabou, Önder Apo’nun “bilgece” ve “cesur kararına” vurgu yaptı.
Önder Apo’ya iletilmek üzere İmralı Heyeti'ne teslim edilen mektupta şunlar ifade edildi:
“Türkiye’den ve dünyanın başka yerlerinden, Kürtlerin onurunu, özgürlüğünü ve tanınmasını savunan aramızdaki pek çok kişi, PKK’nin eski üyelerine medeni hakların tanınmasına yönelik bir sürecin gerçekten başlamış olduğunu bilmekten büyük mutluluk duyuyor. Bu son gelişme, barışçıl bir siyasi sürece dahil olma yönündeki bilgece ve cesur kararınız sayesinde elde edilmiş büyük bir zaferdir.
Demokrasi, mümkün olduğunda ve mümkün olduğu her yerde mutlaka kazanmalıdır. Fransa’da, benim gibi, sizi okuyan ve tasarladığınız ve savunduğunuz siyasi örgütlenme biçimiyle - demokratik konfederalizmle - derinden ilgilenen çok sayıda hayranınız var. Tek tahammül edilemez olan, sizin hala cezaevinde tutulduğunuzu bilmek. Umarım bu insanlık dışı durum yakında sona erer. Bunca yıldan sonra özgür bir insan olarak yaşamayı hak ediyorsunuz; tartışmasız biçimde özgürlüğü hak ediyorsunuz. Bu süre zarfında cesaretinizi koruyun, sevgili 'Apo'."
CATHERİNE MALABOU KİMDİR?
Catherine Malabou, 15 Ekim 1959 doğumlu Fransız filozoftur. Doktorasını 1994 yılında École des Hautes Études en Sciences Sociales’te (EHESS), Jacques Derrida’nın danışmanlığında tamamladı. Hegel üzerine hazırladığı doktora tezinin başlığı L’Avenir de Hegel: Plasticité, temporalité, dialectique (Hegel’in Geleceği: Plastisite, Zamansallık, Diyalektik) idi. Catherine Malabou ile Derrida arasındaki ilişki yalnızca öğrenci-hoca ilişkisiyle sınırlı kalmadı; ikili daha sonra birlikte La Contre-allée (1999) adlı kitabı da kaleme aldı.
Özellikle Hegel yorumları ve “plastisite” kavramı etrafında geliştirdiği özgün yaklaşımıyla tanınan Catherine Malabou, Hegel’in diyalektiğini çağdaş felsefe ve sinirbilimle ilişkilendirerek öznenin oluşumunu ve dönüşümünü yeniden düşünür. “Plastisite” kavramını hem beynin nörobiyolojik esnekliğini hem de kimliklerin, toplumsal yapıların ve politik biçimlerin dönüşebilirliğini açıklamak için kullanır. Derrida ve Heidegger sonrası kıta felsefesi tartışmalarında önemli bir konuma sahip olan Malabou, felsefe ile nörobilim arasındaki diyaloğa öncülük eden isimlerden biridir.