Tülay Hatimoğulları Silivri Cezaevi'ndeki tutsakları ziyaret etti
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Silivri Cezaevinde tutulan tutsaklar Murat Çepni, Bekir Kaya ve Nasrullah Kuran'ı ziyaret etti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Silivri Cezaevinde tutulan tutsaklar Murat Çepni, Bekir Kaya ve Nasrullah Kuran'ı ziyaret etti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Silivri Cezaevi'ndeki tutsakları ziyaret etti. Tülay Hatimoğulları, ziyaret ardından şu açıklamayı yaptı:
"Bugün Silivri Cezaevinden sesleniyoruz bütün Türkiye kamuoyuna. Az önce mahpus arkadaşlarla görüştük. ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, HDP’nin önceki dönemde belediye eş başkanlığını yapmış olan Bekir Kaya ve siyasi mahpuslardan Nasrullah Kuran ile görüştük. Görüşmemizi Bitlis Milletvekilimiz Hüseyin Olan ile birlikte yaptık. Bu görüşmede elbette ki süreci karşılıklı bir şekilde değerlendirdik. Hem yeni çıkan çerçeve yasa hem bu çerçeve yasanın akabinde Türkiye’de siyaseti bekleyen açılımlar, beklenen demokratik açılımlar nasıl olacak, bunları değerlendirdik.
Sözlerime başlarken, bileşenimiz ESP’ye 3 Şubat’ta gerçekleşen çok büyük bir operasyon, gözaltı ve tutuklamanın olduğunu hatırlatmak isterim. Bu operasyonun 200. gününde ESP’li yoldaşlarımızın serbest bırakılması vurgumuzu buradan bir kez daha yineliyoruz. ESP’ye gerçekleşen operasyonda 110 kişi hakkında gözaltı kararı vardı ve 84 sosyalist o günlerde tutuklandı. Aralarında ESP Eş Genel Başkanı ve önceki dönem HDP Milletvekili Murat Çepni'nin de bulunduğu 48 arkadaşımız şu an hala tutuklu. Yine ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar, DEM Parti Kadın Koordinasyonu Üyesi Fatma Çelik, Limter-İş Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever de tam 200 gündür tutuklu.
ESP'liler, sosyalistler, devrimciler, yurtseverler neden gözaltına alındı, neden tutuklandı? Bugün Türkiye'de hapishaneler sadece düşünce ve ifade özgürlüğünü, demokratik eylem hakkını kullandığı için siyasi tutsaklarla dolmuş taşmış durumda. Neden mi? Çünkü Türkiye'de adil ve demokratik bir düzen istedikleri için. Türkiye'de kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin son bulmasını talep ettikleri için. Türkiye'de artan işsizlik ve yoksulluğa karşı işçinin, emekçinin, yoksulun, çiftçinin, esnafın hakkını savundukları için şu an hapishanedeler. Kayıplarını arayan insanlarla yan yana durdukları için, Emine Ocaklarla dayanıştıkları için şu an hapishanedeler. 10 Ekim Gar Katliamında barış ve demokrasi güvercinleri katledildiğinde, bu katliama karşı çıktıkları için şu an hapishanedeler. Yaşam hakkını savundukları için hapishanedeler. Kobanîli çocuklara oyuncak götürmek isteyen ESP’li, SYKP’li gençler Suruç’ta IŞİD’in zulmüne ve gadrine maruz kaldı ve büyük bir katliam yaşadık. Orada çok sayıda yoldaşımızı kaybettik. İşte bugün devrimciler, sosyalistler Türkiye'de IŞİD’in, o eli kanlı canilerin yürüttüğü katliamlara karşı yaşam hakkını savundukları için şu anda hapishanede. ESP Genel Başkan Yardımcısı Uğur Ok’un dosyasında şu var bakın. “Kürt sorunu adil ve demokratik barışla çözülmelidir” dedikleri için, bununla ilgili "Ezilenlerin Kürsüsü"nü kurdukları için yargılanıyorlar.
Bugün Türkiye'de çok önemli gelişmeler var. 10 Ağustos'ta Meclis’in büyük bir çoğunluğunun altına imza attığı, kabul ettiği bir çerçeve yasa çıktı. Çerçeve yasayı bu ülkede 50 yıldır devam eden savaş ve çatışmaları, Kürt sorununun çözümsüzlüğünü, Kürt sorununu “terör” parantezine alan anlayışa karşı atılmış bir ilk adım olarak değerlendiriyoruz. Bugün barışı konuşuyoruz. Bugün barış için bir yandan müzakere ederken bir yandan da mücadele ediyoruz. Kürt sorununun bu topraklarda barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için bir yandan müzakere ederken bir yandan da en geniş yelpazede demokrasi mücadelesinin güçlenmesi gerektiği vurgusunu her fırsatta yapıyoruz. Çünkü bizler biliyoruz ki bu yasanın çıkması tek başına Türkiye'yi demokratikleştirmeyecek ama demokratikleşmenin önünü ardına kadar açabilir. Bunun için bu yasaya değer veriyoruz, kıymet veriyoruz
Bu yasanın kabul edildiği ve diyalog sürecinin devam ettiği böylesi bir süreçte Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve o dönemden MYK üyelerimiz hala Kobanê Davasından dolayı hala hapiste. Biraz önce cezaevinde denk geldik, rast geldik, selamlaştık. Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman hala şu arkadaki Silivri’de tutuklu bulunuyor. Bizler bir kez daha şu mesajımızı hem iktidara hem devlete hem bütün Türkiye kamuoyuna duyurmak istiyoruz. Barış ve demokratikleşme sürecinin başladığı ve diyalogların sürdüğü bu dönemde iyi niyet adımları olarak AİHM kararları bir an önce hayata geçirilmeli, hem Kobanê hem Gezi Davasındaki bütün mahpuslar acilen serbest bırakılmalı.
Bizler bugün cezaevi görüşmemizi gerçekleştirirken aynı anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun duruşması Silivri'de devam ediyor. Biz bu açıklamayı yaparken duruşma devam ediyor. Defalarca ifade ettik: Siyasilere, seçilmişlere dönük yargı operasyonu derhal bitmelidir. Yargı operasyonları devam ettiği sürece bir demokratikleşme sürecinden bahsetmek neredeyse imkansızlaşmış durumdadır. Bugün hala belediyelerimize atanmış olan kayımlar yerli yerinde durmaktadır. Kayyım yasası bir an önce geri çekilmeli ve bir an önce seçilmişlerimiz görevlerine iade edilmelidir. Yargılanan belediye başkanları için şu vurguyu da çok yaptık. Varsa yargılanmaları gereken bir mesele, varsa bir yolsuzluk gelin Meclis’te bir komisyon kuralım ve iktidar partisi dahil olmak üzere, DEM Parti dahil olmak üzere bütün belediyeler incelensin. Nerede bir yolsuzluk varsa yargılamanın yolu elbette açılsın. Ama ne yazık ki şu anda bu yargı sopası artık siyasi hesaplaşmanın çok önemli misyonunu üstlenmiş durumdadır. Bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha diyoruz ki seçilmişler tutuksuz yargılanmalı ve hepsi serbest bırakılmalı.
Başlarken de ifade ettiğim gibi, bugün burada olmamızın sebebi ESP'li yoldaşlarımıza yönelik gerçekleşen bu operasyonların 200. günü doldurmasıdır. 200. günün dolduğu bugünde başta Murat Çepni Eş Başkanımız olmak üzere bütün ESP'li yoldaşlarımız serbest bırakılmalıdır. Onların ve diğer siyasi tutsakların özgürlüğü tam da bu sürecin ruhunu ileriye taşıyacak, geliştirecek bir adım olacaktır. Bunun altını özellikle çizmek isterim. Şu bilinsin ki bu çerçeve yasanın sonuçlarını hep birlikte başarıya ulaştırmak, demokratikleşmeyle ilgili yepyeni sayfaları açmak için mücadelemiz kesinlikle sonuna kadar devam edecek. Bir kez daha altını çizmek isterim ki siyasi mahpuslar bu ülkede kaldıkça; aydınlar, yazarlar, gazeteciler mahpushatnede o soğuk duvarların arasında kaldıkça Türkiye'de gerçek bir demokrasiden, gerçek bir demokratikleşme sürecinden bahsedemeyiz. O yüzden bu konuda adım atılması için bir yandan görüşmelerimizi ve müzakerelerimizi devam ettirirken, öte yandan en geniş yelpazede bütün demokrasi güçleriyle, sol sosyalist bütün bileşenlerimizle, ittifak güçlerimizle mücadeleyi çok daha geniş bir yere taşıma konusunda kararlılığımızın altını bir kez daha çizmek isterim."
"Abdullah Öcalan’ın DEM Parti kongre sürecinde etkili olacağı söyleniyor. Bundan sonraki süreçte Öcalan’ın konumu ne olacak?" şeklindeki soruyu da şöyle cevapladı:
"Sayın Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum Sürecindeki rolü ve payı çok büyük. Bu sürecin bir başlatıcısı Sayın Bahçeli, bir diğer başlatıcısı da Sayın Abdullah Öcalan'dır. Bu sürecin bugüne kadar getirilmesinde Sayın Öcalan'ın oynadığı rol çok önemli ve tarihsel. Bundan sonraki süreçte özellikle Kürt hareketinin artık Türkiye'de silahlı mücadeleyi bırakma ve demokratik siyaseti daha çok güçlendirme konusundaki kararlarını zaten bütün Türkiye ve dünya kamuoyu biliyor. Bu konuda yapılan açıklamaları söz konusu. Sol sosyalistlerle, yurtseverlerle, demokrasi güçleriyle, kadın hareketiyle, ekoloji hareketiyle ortak zeminimiz olan DEM Parti'nin önümüzdeki günlerde bir yeniden yapılanma sürecine gireceğini de kamuoyuyla paylaşmıştık. Bu yeniden yapılanma sürecinde Sayın Öcalan'ın sunacağı görüşler ve değerlendirmeler de son derece kıymetli olacaktır. Önümüzdeki dönemde özellikle Türkiye'de artık silahların tamamen sustuğu, demokrasi mücadelesinin çok daha güçlendiği, demokratik zeminde ortak mücadele ve siyasetin oluşturulduğu günlerin kapıları daha çok açılmış olacak. Yine Sayın Öcalan'ın demokratik siyasete ilişkin şöyle çok değerli ve önemli bir önerisi.
Türkiye'deki sol sosyalist ve bütün demokratik güçler; yani kapitalist sistem karşıtı olan mütedeyyin kesimlerden tutalım da kadın hareketi, ekoloji hareketi, Alevi canlarımıza kadar her kesime açık olan geniş yelpazedeki bir demokratikleşme programı çerçevesinde bir arada bulunmayı, bir arada olmayı, daha güçlü bir arada olmayı önemsiyoruz. DEM’in zemini esasen böyle bir zemindir. Ama bizler silahların sustuğu yerde bu zeminin çok daha güçlü, çok daha yaygın olacağına ve çok daha geniş bir kesime hitap edeceğine inanıyoruz. Bu konuda da elbette bütün görüş ve önerilere açık olduğumuzu belirtmeliyim."