Kara Panter Partisi: Kapitalizmin merkezinde öz savunma ve komün deneyimi

Kara Panterlerin öz savunma birimleri, kendilerine ya da Siyahlara yönelik bir saldırı olmadığı sürece hiçbir zaman silahlı bir çatışmaya girişmedi. Bunun yerine sokaklarda devriye atarak olası saldırıları engellemeye çalıştı.

KARA PANTERLER

Komün örgütlenmesi, dünya sosyalist örgütlenmelerinin uzun süredir tartıştığı ve bazı denemelerini hayata geçirdiği bir örgütlenme biçimidir. Önder Apo, komün yapılanmasını, devlet yapılanmasının çok dışında, devletle bağı olmayan, içinde bulunduğu toplumun kendi yaşamını tamamen örgütlediği ve devlete ihtiyaç duymadığı bir yapılanma olarak tanımlıyor. Dünyada geçmişte de örnekleri olan komün örgütlülüğünün en başarılı, ancak kısa süren deneyimlerinden biri 1960’lı yıllarda ABD’de gerçekleşti.

Siyahların yaşadıkları ırkçılık ve baskılara karşı örgütlenip mücadeleyi yükselttikleri yıllarda ABD’de ortaya çıkan Kara Panterler Öz Savunma Partisi’nin tarihi, kısa sürede her açıdan bir komün örgütlülüğünün nasıl başarılı olabileceğini ve giderilmeyen eksiklikler nedeniyle nasıl çöktüğünü de gösteren bir tarihtir.

Siyah Müslüman lider Malcolm X’in 1965 yılında öldürülmesinden kısa bir süre sonra, 15 Ekim 1966’da kurulan Kara Panter Öz Savunma Partisi, kendisini Siyah halkın özgürlüğü için mücadele eden bir örgüt olarak tanımlarken, ideolojik olarak ise şu ifadeyi kullanıyordu: “Kara Panter Partisi’nin ideolojisi, Siyah halkının tarihsel deneyiminin Marksizm ve Leninizm doğrultusunda yeniden uyarlanmasıdır.”

Kara Panter Partisi kendisini Marksist Leninist olarak tanımlasa da sosyalizmi, Siyah halkın mücadelesine ve tarihsel konumuna göre uyarlamıştı. Bir nevi kendi Siyah sosyalizmini yaratmak için çabalıyordu.

KURULUŞ YILLARI

Kara Panter Partisi, 1960’lı yıllarda ABD’de Siyahlara yönelik saldırıların arttığı, polis şiddeti ve işkencenin sokak ortasında yaygınlaştığı, Ku Klux Klan gibi paramiliter yapıların güç kazandığı bir dönemde ortaya çıktı. Özellikle Siyah halkın mücadelesi için faaliyet yürüten diğer örgütlerin yalnızca Siyahları sahiplenip bütün Beyazları kötü göstermesine de karşı çıkan Kara Panterler, onlardan farklı olarak ırkçılık karşıtı diğer halklarla ittifak yapılabileceğini savunuyordu.

Örgütün diğer Siyah örgütlerden en önemli farklılığı, Siyah burjuva milliyetçiliğinden uzak duran bir çizgi benimsemesi ve özellikle Siyahların kültürel ve siyasal yaşama katılımı için mücadele etmesiydi. 1960 yılında ABD’de Siyahların mücadelesi sonucunda Sivil Haklar mevzuatı kabul edilmişti. Ancak bu mevzuat, Siyahlara yönelik saldırıları engelleyememişti. Bu saldırılar, o süreçte ABD'nin birçok eyaletinde büyük ayaklanmalara ve artan polis şiddetine neden oldu.

Bu karanlık ortamda, Malcolm X’in öldürülmesinin ardından, özellikle öz savunma temelli bir yapılanmanın gerekliliği düşüncesiyle, 15 Ekim 1966’da Huey P. Newton ve Bobby Seale önderliğinde Kara Panter Öz Savunma Partisi kuruldu. Parti, bir süre sonra adını Kara Panter Partisi olarak değiştirdi. Örgüt, temel olarak Malcolm X’in entegrasyon ve öz savunma stratejisini esas alıyordu. Ancak Siyah halkın mücadelesi sosyalist bir çizgiye doğru da evriliyordu.

Örgüt liderlerinden Huey P. Newton, isimlerinin anlamını ise bir konuşmasında şöyle açıklıyordu: “İsmimizde panteri seçmemizin sebebi, panterlerin asla saldırı pozisyonunda olmamasıdır. Bilindiği gibi panter, kendisine saldırıldığında önce savunma pozisyonuna geçer, geri çekilir; ancak saldırı devam ederse gereken cevabı verir.”

Örgüt, kuruluşunu anlatırken “On Başlık Program” adıyla 10 maddelik bir deklarasyon yayımlayarak örgütlenme anlayışını ve kuruluş gerekçelerini şöyle sıralıyordu:

  1. Özgürlük: Siyahların ve diğer ezilen toplulukların kendi kaderini tayin hakkı.
  2. İstihdam: Herkes için istihdam ve garantili gelir.
  3. Sömürünün sona erdirilmesi: Siyahların sömürülmesine son verilmeli; köleliğin kaldırılmasının ardından yeniden yapılanma döneminde eski kölelere verilen sözler tutulmalı.
  4. Barınma hakkı: Konut ihtiyacının karşılanması için kooperatifler kurulmalı.
  5. Sağlık hakkı: Ücretsiz sağlık hizmetleri sağlanmalı.
  6. Şiddetin sona erdirilmesi: Siyahlara ve diğer ezilen renkli halklara yönelik şiddet ve cinayetler son bulmalı.
  7. Merkezi yönetimin politikaları: Saldırıların kaynağı olan ABD merkezi yönetiminin uygulamalarına son verilmeli.
  8. Halk için eğitim: Siyahların tarihi ve toplumdaki rolleri öğretilmeli.
  9. Politik tutsaklara özgürlük: Yargılamalar, halkın iradesini yansıtacak şekilde yapılmalı.
  10. Halkın denetimi: Arazi, beslenme, konut, eğitim, adalet, barış ve sanayi topluluğumuzun denetiminde olmalıdır.

ÖZ SAVUNMA STRATEJİSİ

Kara Panter Partisi'nin Siyah halk arasında kitleselleşmesinin en önemli adımı, bir öz savunma partisi olarak kurulmuş olmasıydı. Malcolm X’in, “Kendinize yönelik saldırılara karşılık verin, ancak siz saldıran taraf olmayın” anlayışından hareket eden parti, ilk olarak üyelerini silahlandırarak Siyahların yaşadığı bölgelerde öz savunma devriyeleri oluşturdu. Bu birimler sokaklarda dolaşıyor; polisler birini gözaltına aldığında belli bir mesafede duruyor, silahlarını görünür şekilde taşıyarak polisin Siyah yurttaşlara şiddet uygulayıp uygulamadığını gözlemliyordu. Hukuk mezunu olan Newton ise yasaları iyi bildiği için öz savunma birimlerini yasal çerçevede eğitiyor ve ona göre hareket etmelerini sağlıyordu.

Kara Panter Partisi'nin öz savunma birimleri, kendilerine ya da Siyah halka yönelik bir saldırı olmadığı sürece hiçbir zaman silahlı bir çatışmaya ya da saldırıya girişmedi. Bunun yerine sokaklarda devriye atarak ve silahlarını görünür şekilde taşıyarak olası saldırıları engellemeye çalıştı.

O dönemde ABD'nin bazı eyaletlerinde ateşli silah bulundurmak serbestti. Bu eyaletlerin önemli bir bölümünde Siyah nüfus yoğun olarak yaşıyordu. Kara Panterler de bu yasal düzenlemelere uygun davranıyor, yasalardaki boşluklardan yararlanarak kendi öz savunma birimlerini örgütlüyordu. Öz savunma birimlerinin kurulması ve birçok saldırıyı engellemesinin ardından Siyah gençler arasında Kara Panterlere yönelik ilgi de hızla arttı. Ekim 1966'da kurulan örgüt, 1970 yılına gelmeden binlerce üyeye ulaşmış ve bulunduğu bölgelerde önemli ölçüde toplumsal etki yaratan bir örgüt haline gelmişti.

KOMÜNLEŞME VE İKTİDARA ALTERNATİF BİR YAŞAM

Kara Panter Partisi’nin en dikkat çeken faaliyetleri, silahlı eylemlerden ziyade Siyahların kendi yaşamlarını örgütlemeye yönelik attığı adımlar oldu. Bunların en dikkat çekicilerinden biri ise Kara Panter Kurtuluş Okullarıydı.

Kara Panter Kurtuluş Okulları (Liberation Schools), ABD merkezi hükümetinin sömürgeci bir zihniyetle hazırladığı müfredata ve yetersiz eğitim sistemine alternatif bir eğitim modeli sunma amacıyla kuruldu. Merkezi bir yönetimi ya da iktidarı esas alan değil, tabandan gelen talepler doğrultusunda şekillenen bir eğitim programını benimseyen Kurtuluş Okulları, Siyahların tarihini, çocukların okuma ve yazma becerilerini geliştirmeyi ve siyasal bilinci temel alan bir müfredat izliyordu. Böylece çocukların ezbere dayalı eğitim sistemine hapsolmasının önüne geçilmesi hedefleniyordu. Kurtuluş Okullarında yüzlerce Siyah çocuk eğitim gördü.

Kurtuluş Okullarının temeli ise açlık sınırında yaşamlarını sürdüren Siyah ailelerin çocuklarına yönelik başlatılan bir dayanışma çalışmasıyla atıldı. Çocuklar İçin Ücretsiz Kahvaltı Programı adı verilen bu uygulamayla Kara Panterler, her sabah yüzlerce çocuğa okula gitmeden önce ücretsiz kahvaltı vermeye başladı. Bu program, Kara Panter Partisi’nin en bilinen ve en geniş yankı uyandıran faaliyetlerinden biri haline geldi. 1970 yılına gelindiğinde ise her ay yaklaşık 20 bin çocuğa günlük ücretsiz kahvaltı sağlayabilecek bir kapasiteye ulaşmışlardı.

Partinin bir diğer önemli adımı ise ücretsiz sağlık klinikleri kurmak oldu. Özellikle sağlık hizmetlerine erişimde sorun yaşayan ve ırkçı yaklaşımlar nedeniyle hastanelerde eşit ve nitelikli tedavi göremeyen Siyah halk için kurulan Ücretsiz Tıbbi Klinikler, gönüllü doktorlar ve hemşireler aracılığıyla halka ücretsiz sağlık hizmeti sunmaya başladı.

Bunun yanı sıra düzenli olarak giyim yardımı yapılması, okula hazırlanan gençlere eğitim desteği verilmesi, uyuşturucu bağımlılığına karşı rehabilitasyon merkezlerinin açılması, çocukları uzak cezaevlerinde tutulan ailelere ücretsiz ulaşım imkânı sağlanması ve acil durumlar için ambulans hizmeti verilmesi gibi gündelik yaşamın örgütlenmesini hedefleyen çok sayıda toplumsal destek programı başarıyla yürütüldü. Kara Panter Partisi'nin Siyah halk arasında giderek daha fazla destek görmesinde de bu toplumsal programlara öncelik vermesi önemli bir rol oynadı.

Partinin bir diğer önemli toplum çalışması ise düzenli periyotlarla çıkarılan Kara Panter gazetesi oldu. Gazete, partinin ideolojisini, açıklamalarını ve talimatlarını yayımlıyordu. Çıktıktan kısa bir süre sonra tirajı 250 bine ulaştı. Gazetenin dağıtımı ise doğrudan sokaklarda, elden yapılıyordu.

Kara Panter Partisi'nin dikkat çeken pratiklerinden biri de bugün Afro saç modeli olarak bilinen doğal ve kabarık saç modelini politik bir simge olarak benimsemesiydi. Sömürgeciye benzemek yerine kendi kimliğini ve kültürünü esas alan bir yaşam anlayışı geliştirmeyi hedefleyen Kara Panterler, kılık kıyafette de sömürgeci anlayışın dayattığı “modern” görünüm yerine kendi istedikleri gibi giyinmeyi tercih etti.

Avrupa ve ABD'nin sömürgeci güzellik standartlarına ve bu standartların diğer halklara dayatılmasına karşı ortaya çıkan bu durum, Kara Panterlerin en önemli simgelerinden biri haline geldi. ABD’de Siyahlara, saçlarını düzleştirerek ancak bu şekilde Amerikan toplumunda kabul görebilecekleri dayatılırken, Kara Panterler buna “Siyah Güzeldir” sloganıyla ve doğal saçlarını koruyarak karşı çıktı.

Bunun dışında Kara Panterlerin dikkat çeken bir diğer adımı da giydikleri üniformalardı. Afro saç modeli, siyah deri ceket ve siyah bere, Kara Panterlerin en belirgin simgeleri haline geldi. Bu onları, dönemin en dikkat çeken sosyalist örgütlerinden biri yaptı.

Üniformaların kadın ve erkek üyeler tarafından aynı şekilde kullanılması, kadınların da silah taşıması, mücadeleye katılması ve erkeklerle eşit söz hakkına sahip olması gerektiği anlayışını yansıtıyordu. Ancak pratikte kadınlar, Kara Panterler içerisinde hedeflenen eşitlik düzeyine ulaşamadı. Her ne kadar partinin büyümesinde ve güç kazanmasında kadınların büyük emeği bulunsa da cinsiyet eşitliği anlayışı örgüt içinde tam anlamıyla hayata geçirilemedi. Buna rağmen siyah deri ceket ve siyah bere, bugün de Siyah özgürlük mücadelesinin önemli sembolleri arasında yer almaya devam ediyor.

KARA PANTER PARTİSİ’NDE MÜCADELE EDEN KADINLAR VE SÖMÜRGE KARŞITI FEMİNİZMİN DOĞUŞU

Kara Panterler, birçok açıdan kendi oluşturdukları komün sistemine ilişkin önemli pratikler ortaya koymuş olsalar da partinin zayıflama sürecine girmesinde etkili olan en büyük eksikliklerden biri daha kuruluş aşamasında ortaya çıktı. Kara Panter Partisi kurulduktan kısa bir süre sonra üyelerinin yüzde 60’tan fazlasını kadınların oluşturduğu bir örgüt haline gelmişti. Ancak kadınlar, parti içerisinde en başından itibaren erkeklerle tam anlamıyla eşit ve yoldaşça bir ilişki kuramadı. Buna rağmen Kara Panter Partisi’nin önemli yönlerinden biri, kadın-erkek eşitliğini teorik olarak savunmasıydı. Kadınlar örgüt içinde “kız kardeş” olarak tanımlanıyor ve teorik olarak erkeklerle eşit haklara sahip kabul ediliyordu. Ancak bu teorik yaklaşım, pratikte tam anlamıyla hayata geçirilemedi.

Kara Panter Partisi içinde mücadele eden kadınlar açısından ilk önemli değişim 1966 yılında yaşandı. İlk yayımlanan Kara Panter gazetesinde parti, “seçkin Siyah erkeklerin partisi” olarak sunulmuştu. Ancak kadınların parti içindeki büyük savaşı, cinsiyetçi yaklaşımlara yönelik tavırları ve örgüt içinde eşitlik mücadelesini sürdürme konusundaki ısrarları sonucunda parti, 1969 yılında cinsiyetçiliği ve cinsiyetçi yaklaşımları karşı devrimci olarak nitelendiren bir açıklama yayımladı. Bu gelişme, kadınların parti içindeki ilk büyük başarısı oldu. Bu süreçten sonra kadınların yürüttüğü çalışmalar da daha çok dikkat çekmeye başladı.

Kadınların, özellikle parti içinde aktif mücadeleye katılabilmek için yürüttükleri çalışmaların en önemli sonuçlarından biri ise çocuklara yönelik eğitim programlarının oluşturulması oldu. Anne olan birçok parti üyesi kadının çocuklar için bakım evleri talep etmesiyle hayata geçirilen bu programlar, çocukların ortak bir anlayışla yetiştirilmesini sağlarken kadınların da örgütsel mücadelede daha aktif yer almasının önünü açtı.

Erkek egemenliğinin uzun süre belirgin olduğu parti yönetimi ise zamanla, mücadeleden çekilen erkek üyelerin ardından ağırlıklı olarak kadınların sorumluluk üstlendiği bir yapıya dönüştü. Ancak buna rağmen partinin birçok örgütlenmesinde taciz vakaları ve kadınlara yönelik cinsiyetçi yaklaşımlar varlığını sürdürdü.

Kara Panter Partisi'ndeki kadınların mücadelesi yalnızca parti içinde kalmadı. “Beyaz feminizm” olarak tanımladıkları ve devrimci bir perspektife sahip olmadığını savundukları feminist anlayışa yönelik eleştirilerini dile getiren kadınlar, beyaz feminizmin cinsiyetçiliğe karşı mücadele ederken ırk ve sınıf meselelerini yeterince dikkate almamasını eleştirdiler. Bu yaklaşım doğrultusunda, daha sonra “Siyah feminizm” olarak adlandırılacak sömürgecilik karşıtı feminist akımın öncüleri arasında yer aldılar.

Beyaz feminist hareketin beyaz hegemonyasının sınırları içinde kaldığını savunan Kara Panter Partisi üyesi kadınlar, Siyah feminizm anlayışında Siyah kadınların yalnızca kadın oldukları için değil, aynı zamanda ırkları ve sınıfsal konumları nedeniyle de ezildiğini dile getirdiler. Bu nedenle, geleneksel feminist yaklaşımlardan farklı olarak cinsiyet, ırk ve sınıf ilişkilerinin birlikte ele alınmasını esas alan bir örgütlenme anlayışını savundular.

Siyah feminizm ya da sömürgecilik karşıtı feminist yaklaşım, beyaz feminizmin kadınların maruz kaldığı baskıyı yalnızca cinsiyet temelinde açıklamasına karşı çıktı. Ulusal kimlikten ve sınıfsal konumdan kaynaklanan baskıları da erkek egemen sistemin ve sömürgeci yapının bir parçası olarak değerlendirerek bunlara karşı mücadeleyi temel hedeflerinden biri haline getirdi. Özellikle ulusal kimlik nedeniyle yaşanan baskılar üzerinde duran Kara Panter Partisi üyesi kadınlar, beyaz feminizmin bu deneyimleri yeterince görünür kılmadığını savundular. Bu açıdan bakıldığında, daha önce de tartışılan ancak ideolojik çerçevesi tam olarak belirginleşmeyen sömürgecilik karşıtı feminizmin kuramsal sınırlarının netleşmesine önemli katkılar sundular. Kara Panter Partisi üyesi kadınlara göre beyaz feminizm, ulusal kimlik temelinde yaşanan baskıları ve çok boyutlu ezilme deneyimlerini büyük ölçüde görmezden geliyordu.

Siyah feminizm olarak adlandırılan bu ideolojik akım, o güne kadarki feminist mücadelenin aksine farklı sömürgecilik karşıtlığını da feminist mücadelenin temel unsurlarından biri haline getirdi ve sömürgecilik karşıtı feminizm anlayışının ortaya çıkmasını sağladı. Kara Panter Partisi kadınları, partinin dağılmasının ardından da Siyah feminizm üzerine yürüttükleri tartışmaları sürdürerek bu alanda önemli bir kuramsal birikimin oluşmasına katkıda bulundular.

KARA PANTERLERE SALDIRILAR VE PARTİNİN DAĞILMA SÜRECİ

Kara Panter Partisi, ortaya çıktığı ilk günden itibaren ABD merkezi hükümetinin dikkatini üzerine çekti. Siyah halk üzerindeki etkisi giderek arttıkça merkezi hükümet de Kara Panterlere yönelik baskılarını yoğunlaştırdı. Bu süreçte baskılar, fiziksel operasyonlardan çok örgüt içine ajan yerleştirme faaliyetleri üzerinden yürütüldü. Partinin kısa sürede dağılma sürecine girmesinde etkili olan eksikliklerden biri de kuruluşundan itibaren üye alımlarında belirli bir kıstas uygulamamasıydı.

Hızlı bir büyüme süreci yaşayan Kara Panter Partisi, partiye katılmak isteyen herkesi üye yapıyor, herhangi bir soruşturma sürecinden geçirmiyordu. Bu durum da FBI’ın örgüt içine ajan yerleştirmesini kolaylaştırdı. FBI, 1967 yılında COINTELPRO adı verilen ve “Siyah etnik gruplar” ile diğer muhalif hareketleri hedef alan programını yürürlüğe koydu. Bu program, özellikle Kara Panter Partisi’ne yönelik faaliyetleriyle tanındı.

Bu sürecin ilk büyük adımlarından biri, parti liderlerinden Huey P. Newton’un bir polis memurunu öldürmek suçlamasıyla tutuklanması oldu. Newton, üç yıl tutuklu kaldıktan sonra, hakkında verilen kararın temyiz mahkemesince bozulması üzerine serbest bırakıldı. Ancak FBI’ın Kara Panterlere yönelik operasyonları devam etti. 6 Nisan 1968’de ise Kara Panter üyesi Bobby Hutton, silahsız olmasına rağmen polis tarafından 12 kurşunla öldürüldü. Devam eden operasyonlar sonucunda partinin önderlerinden Eldridge Cleaver ve Huey P. Newton sürgüne gitmek zorunda kaldı.

Kara Panterler için en büyük darbelerden biri ise 1968 yılından sonra partinin başkan yardımcılığını yürüten Fred Hampton’un öldürülmesi oldu. FBI tarafından tehlikeli olarak görülen Hampton, cezasını çekmek üzere cezaevine girmeden birkaç gün önce evine düzenlenen baskında öldürüldü. Baskın sırasında FBI ajanlarının yüzlerce mermi ateşlediği resmi raporlara yansırken, Kara Panter üyeleri yalnızca bir kez ateş edebilmişti. Newton cezaevindeyken yaptığı konuşmalar ve yürüttüğü örgütlenme faaliyetleriyle parti içinde öne çıkan Hampton, Kara Panter Partisi'nin sosyalist çizgisini temsil eden son önemli liderlerden biri olarak tarihe geçti.

Hampton’un tarihe geçen en önemli konuşmalarından biri ise özetle şöyleydi: “Eğitim olmaksızın halk hiçbir şeyi kabul etmez. Eğitim olmaksızın elinizde, şimdikine benzer bir sömürgecilik yerine yeni sömürgecilik kalır. Eğer mücadele etme cüretiniz yoksa, kazanma cüretiniz de yoktur. Eğer mücadele etmeye cüret etmiyorsanız, o vakit kazanmayı da hak etmiyorsunuz demektir. Eğer bunun için dövüşmek niyetindeyseniz, dilerseniz size ‘barış’tan söz edeyim.

Faşizmi durdurmaktan daha önemli hiçbir şey yoktur; çünkü o hepimizi durduracaktır.

Biz beyazlardan nefret etmiyoruz. Biz, ister beyaz ister siyah ister esmer ister sarı olsun, tüm zalimlerden nefret ediyoruz. Biz, zihninde devrim olan herkesle birlikte çalışacağız, bütünleşeceğiz. Ben işimi yapacağım. Bir otomobil enkazının altında ölüp gitmek için doğduğuma inanmıyorum. Bir parça buzun üzerinde kayıp ölmek için doğmadım. Kalp rahatsızlığından ya da akciğer kanserinden ölmek için de doğduğuma inanmıyorum. Yapmakta olduğum şeyi yapabileceğime inanıyorum. Halkın içinde öleceğime inanıyorum. Uluslararası devrimci proletaryanın mücadelesi içinde bir devrimci olarak öleceğime inanıyorum. Ve umuyorum ki her biriniz böylesi bir hayat yaşayacaksınız.

Bence bu türden mücadeleler bir gün gelip kapımızı çalacak. O vakit neden halk için yaşamıyorsunuz? Neden mücadele için yaşamıyorsunuz? Neden mücadele için ölmüyorsunuz? Eğer devrimci bir eylemin içine girmeyecekseniz, unutun gitsin beni. Halk için çalışmıyorsanız, silin beni defterden. Geri dönemeyebilirim. Hapse girebilirim. Herhangi bir yerde olabilirim. Ama inanın, dudaklarımdan dökülecek son sözler ‘Ben devrimciyim’ olacak.”

Kara Panter Partisi, özellikle Hampton’un öldürülmesinin ardından Newton’un erkek egemenliğine ilişkin tutumu, kadın üyelerin partiden ayrılarak kendi mücadele örgütlerini kurmaları ve ABD merkezi hükümetinin yoğun baskıları sonucunda 1970’li yılların ortalarında fiilen dağıldı. Resmi olarak feshedilmesi ise 1982 yılını buldu. Ancak bugün de Kara Panter Öz Savunma Partisi’nin öz savunma anlayışı ve komün deneyimi güncelliğini korumaya devam ediyor.