Konferansta 'Nasıl bir gelecek?' tartışıldı
Konferans kapsamında düzenlenen “Kimin Cumhuriyeti, Nasıl Bir Gelecek?” forumunda konuşan isimler, demokratik ve çoğulcu bir cumhuriyetin inşasının önemine dikkat çekti.
Konferans kapsamında düzenlenen “Kimin Cumhuriyeti, Nasıl Bir Gelecek?” forumunda konuşan isimler, demokratik ve çoğulcu bir cumhuriyetin inşasının önemine dikkat çekti.
İstanbul’da düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”nın ilk günü, “Kimin Cumhuriyeti, Nasıl Bir Gelecek?” başlıklı forum oturumuyla devam etti.
Nuray Türkmen’in moderatörlüğünü yaptığı oturuma İrfan Çağatay, Ali Duran Topuz, Hüda Kaya, Levent Ayaşlıoğlu ve İhsan Eliaçık konuşmacı olarak katıldı.
‘CUMHURİYET KIYIDAKİLERİN DE OLMALI’
İlk sunumu “Cumhuriyetin Kıyısında: Lazların Deneyimi ve Demokratik Yurttaşlık” başlığıyla yapan İrfan Çağatay, Cumhuriyet tarihi boyunca Lazların görünmez kılındığını belirterek, demokratik yurttaşlık temelinde yeni bir yaklaşımın geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Lazcanın son yıllarda ciddi bir gerileme yaşadığını ifade eden Çağatay, “Cumhuriyet sadece merkezdekilerin değil, kıyıdakilerin de olmalıdır. Halkların güçlenmesi toplumun özgürleşmesini sağlar” dedi.
‘BEKLENTİLER KARŞILANMADI’
“Demokratik Umuda Karşı Hegemonik Restorasyon” başlıklı sunumunda konuşan Ali Duran Topuz ise Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen süreci değerlendirdi.
Sürecin başlangıcında dile getirilen demokratikleşme ve hukuk beklentilerinin karşılanmadığını savunan Topuz, ilk aşamada ortaya çıkan umutların zamanla zayıfladığını ifade etti.
‘KADINLARIN KURUCU OLDUĞU BİR CUMHURİYET’
“Zulmün Doğrusal Tarihinden Kozmik Uyuma: Onarıcı Cumhuriyet” başlıklı sunumunda Hüda Kaya, adalet ve hakikat olmadan kalıcı barışın mümkün olmadığını söyledi.
Hüda Kaya, “Adalet olmadan barış olmaz. Vicdan olmadan ne adalet ne barış olur. Bir toplumda yaşanılan acılar konuşulmazsa hakikate erişilemez. Görünmeyen yara kapanmaz. Ama hakikat de tek başına yetmez. Çünkü insanlar sadece duyulmak istenmez. yaşadıklarının kabul edilmesini de ister. İntikam geçmişe, adalet ise geleceğe bakar. İntikam sende yaşa adalet ise bir daha kimse yaşamasın der. Onarıcı ve demokratik bir Cumhuriyet burada önemli bir yere sahip oluyor. Huzurlu bir cumhuriyet için huzurlu insanlar huzurlu bir toplum gerek. Ortak yaşam ideali inşa edilmeli. İnsan daha nasıl insan olabilmeli bir birini yenen değil, bir birini daha iyi nasıl anlayabilmeliyiz üzerine konuşmalıyız. Barış yalnızca silahların susması değil, onurlu bir cumhuriyet demektir. Cumhuriyet daha adil bir toplum, yatay demokrasi ve vicdanlı olmalı. Demokratik ekolojik, onarıcı, kadınların kurucu olduğu bir Cumhuriyet olmalıdır” dedi.
MÜLTECİLİK VE HAK SİYASETİ TARTIŞILDI
“Yerinden Edilmek, Birlikte Yaşamak: Mültecilik ve Hak Siyaseti” başlıklı sunumunda konuşan Levent Ayaşlıoğlu ise mültecilik olgusunun kapitalist sistemin yarattığı krizlerle bağlantılı olduğunu belirtti.
Mültecilerin toplumsal yaşam içerisinde dışlandığını ifade eden Ayaşlıoğlu, insan onuruna yakışır bir yaşamın inşası için toplumsal adalet ve hak temelli bir siyasetin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
‘DEVLETİN DİNİ ADALETTİR’
Oturumun son konuşmasını yapan İhsan Eliaçık ise “Medine Sözleşmesi’nden Demokratik Cumhuriyete Birlikte Yaşam Mümkün mü?” başlıklı sunumunda Medine Sözleşmesi’nin demokratik cumhuriyet tartışmalarında önemli bir referans olabileceğini belirtti.
Sözleşmenin adalet, barış, özgürlük ve birlikte yaşam ilkelerine dayandığını ifade eden Eliaçık, “ Herkes kendi kültürünü, dilini yaşayacak ve kimse buna karışmayacaktır. Medine’nin ilk dönemlerinde komünal bir hayat vardır. Bu bir girişim ve halen bir referanstır. Demokratik Cumhuriyetten söz ediyoruz peki bu sözleşme referans için yeterli değil midir? Bugün Türkiye’de bu sözleşme gerçekleşirse Müslümanlık devletin dini olmayacaktır. Devletin dini adalettir. Yine tekçilik Anayasadan çıkarılmalıdır; demokratik Cumhuriyette böyle bir şey olamaz” diye bitirdi.Herkes kendi inancını, kültürünü ve dilini özgürce yaşayabilmelidir. Demokratik bir cumhuriyette tekçiliğe yer yoktur. Devletin dini adalettir” dedi.
Forum oturumunun ardından konferansın ilk günü sona erdi.