Hollanda’nın Haelen kentinde “Demokratik ve komünal yaşamın inşasında Jineolojî’nin rolü” temasıyla düzenlenen Avrupa Jineolojî Konferansı’na katılan Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) Sözcüsü Ayten Kaplan, Jineolojî’nin kadın özgürlük mücadelesindeki rolünü, son 10 yılda yürütülen çalışmaları ve yeni dönemde geliştirilmesi gereken perspektifleri ANF’ye değerlendirdi.
Jineolojî’nin erkek egemen tarih anlayışının görünmez kıldığı kadınların tarihini açığa çıkarması açısından önemli olduğunu belirten Ayten Kaplan, kadınların kendi kökleriyle, kimlikleriyle ve tarihsel geçmişleriyle yeniden buluşmasının özgürlük mücadelesinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.
‘JİNEOLOJÎ KADININ TARİHSEL GERÇEKLİĞİNİ AÇIĞA ÇIKARIYOR’
Kadınların tarih boyunca yok sayıldığını ve tarihin erkek egemen bir zihniyetle yazıldığını belirten Ayten Kaplan, Jineolojî’nin bu anlayışı aşmaya yönelik önemli bir çalışma yürüttüğünü ifade etti.
Kaplan, şöyle konuştu:
“Jineolojî, kadın olarak bizim açımızdan çok önemli. Tarihte kadınların yok sayıldığı, karanlık sayfalarda kadın sanki hiç yokmuş gibi ele alındığı, tamamen eril bir zihniyetle oluşturulmuş bir tarih var. Jineolojî’nin bunu ortaya çıkarması, kadının kendi kökleriyle buluşması ve kendisinin tarihsel bir geçmişi olduğunu bilmesi açısından çok önemli.
Aynı zamanda Jineolojî, bizim çalışmalarımız açısından baktığımızda, TJK-E olarak dünya çapında farklı halklarla ve enternasyonalist bir yapının oluşumuna da hizmet etmiştir.”
‘FARKLI KADIN MÜCADELELERİNİN ORTAKLAŞMASINA KATKI SUNDU’
Jineolojî’nin farklı halklardan kadınların birbirlerini tanıması, kültürlerini ve mücadele deneyimlerini paylaşması açısından önemli bir rol oynadığını belirten Ayten Kaplan, bu çalışmaların uluslararası kadın dayanışmasını güçlendirdiğini söyledi.
Kaplan, şöyle devam etti:
“Bu konuda yıllarca verilen emek, farklı kadınlarla tanışma, onların kültürlerini ve mücadelelerini tarihsel olarak yansıtma noktasında çok önemliydi. Gelinen aşamada farklı kültürlerin ve kimliklerin uluslararası düzeyde ortak bir mücadeleye dönüşmesi açısından da büyük önem taşıyor.
Jineolojî bu rolünü iyi oynadı. Hem bilimsel açıdan hem de araştırma ve inceleme noktasında birçok veri ortaya çıkardı, birçok konunun aydınlatılmasını sağladı.
Bu çalışmalar hem tarihsel açıdan hem de kadının kendi iradesini ve kimliğini yeniden tanıması açısından önemli bir hizmet sundu.”
‘JİNEOLOJÎ ÇALIŞMALARI ÜNİVERSİTELERE TAŞINDI’
Jineolojî’nin son 10 yılda yürüttüğü çalışmalara dikkat çeken Ayten Kaplan, özellikle uluslararası alanda önemli gelişmeler yaşandığını belirtti.
Farklı üniversitelerde Jineolojî derslerinin ve bölümlerinin açıldığını ifade eden Kaplan, kadınların tarihinin ve toplumsal konumunun yeniden ele alınmasına yönelik araştırmaların yaygınlaştığını söyledi.
Kaplan, şunları kaydetti:
“Son 10 yıla baktığımızda Jineolojî dışa yönelik birçok çalışma yaptı. Birçok üniversitede Jineolojî dersleri ve bölümleri açıldı. Farklı kesimlerden insanlar da Jineolojî üzerine, kadını yeniden tanımlama noktasında çalışmalar yürütüyor.
Diğer bir alan ise enternasyonalist çalışmalar ve farklı kadın mücadele gruplarıyla ortaklaşmadır.”
‘JİNEOLOJÎ İKİ YÖNLÜ BİR ÇALIŞMA YÜRÜTMELİ’
Jineolojî’nin yeni dönemde çalışmalarını iki temel alanda geliştirmesi gerektiğini belirten Ayten Kaplan, uluslararası kadın hareketleriyle ilişkilerin güçlendirilmesinin yanı sıra Kürdistan’ın dört parçasındaki kadınlarla bağların da derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kaplan, şöyle konuştu:
“Jineolojî’nin bu dönemde iki ayaklı yürümesi gerekiyor. Bir yandan dış kamuoyuyla, uluslararası kadın hareketleri ve mücadeleleriyle buluşmalı. Ama aynı zamanda kendi halkıyla, Kürdistan’ın dört parçasındaki kadınlarla da buluşmalı.
Kadının geleceğe taşınması noktasında yeni yöntemlerin geliştirilmesi, kadın iradesinin daha belirgin biçimde ortaya çıkması gerekiyor.
Kürt kadınının hem siyasette hem toplumsal alanda hem de kültürel alanda kendisini yeniden ortaya koyması gerekiyor.”
‘DEMOKRATİK TOPLUMUN İNŞASINDA KADININ ROLÜ GÜÇLENMELİ’
Demokratik toplumun inşasında kadınların belirleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade eden Ayten Kaplan, kadınların yalnızca kendi iradelerini güçlendirmekle sınırlı kalmaması, erkek egemen zihniyetin ve toplumsal ilişkilerin dönüşümünde de öncü olması gerektiğini söyledi.
Kaplan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Demokratik toplumu yaratmak istiyoruz. Bu demokratik toplumun oluşumunda kadının yeniden bir irade olarak kendisini güçlendirmesi gerekiyor. Ama aynı zamanda erkeği dönüştürme, toplumu dönüştürme noktasında da daha fazla güçlenmesi gerekiyor.
Yeni dönemin, 21’inci yüzyılın farklı yöntemlere ve farklı araçlara ihtiyacı var. Bu noktada Jineolojî’nin hem zihinsel dönüşüm hem de kadının kendi iradesini geliştirmesi açısından birçok katkısı olacaktır.”
‘GENÇ KADINLARLA DENEYİMLİ KADINLAR ORTAK ZEMİNDE BULUŞMALI’
Avrupa Jineolojî Konferansı’nda demokratik toplumun inşasında Jineolojî’nin rolünün yanı sıra kadınların mevcut toplumsal sorunlara nasıl yanıt verebileceğinin de tartışıldığını belirten Ayten Kaplan, genç kadınlarla deneyimli kadınların ortak çalışma alanlarında buluşmasının önemine dikkat çekti.
Kaplan, şöyle konuştu:
“Biz bu konferanslarda bunları tartışıyoruz. Demokratik toplumun yeni inşasında Jineolojî’nin rolünün ne olabileceğini, aynı zamanda kadınların mevcut durumda yaşanan sorunlara nasıl cevap verebileceğini ele alıyoruz.
Bunun yol ve yöntemlerini hem toplumsal anlamda hem de genç kadınlarla buluşma açısından tartışıyoruz. Deneyimli kadınların kendi tecrübelerini aktarması, genç kadınlarla birikim sahibi kadınların ortak bir zeminde buluşması, birbirlerinin deneyimlerinden yararlanması ve yeni perspektifler oluşturması için gerekli zeminleri Jineolojî oluşturacaktır.”
‘KADINLAR KENDİLERİNE YENİ BİR ROL BİÇMELİ’
Konferansta yürütülen tartışmaların yeni çalışma alanlarının geliştirilmesine katkı sunacağını belirten Ayten Kaplan, kadınların değişen toplumsal koşullar karşısında kendi rollerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Kaplan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunları konferanslarda tartışıyoruz. İnanıyorum ki yeni bakış açılarının, yeni pencerelerin açılmasına vesile olacak. Aynı zamanda kadının kendisine yeniden bir rol biçmesi gerektiği noktasında burada tartışmalar yürütüyoruz. Bu tartışmalar gelecek çalışmalarımıza da yansıyacaktır.”