YJA Star Komutanı Tekoşîn Toprak ve YJA Star Gerillası Nûpel Amed, dördüncü yıldönümüne giren ‘Jin Jiyan Azadî’ devrimi hakkında ANF’ye konuştu.
Tüm özgürlük şehitlerini anarak konuşmasına başlayan Tekoşîn Toprak, Jin Jiyan Azadî’nin yalnızca bir slogan olmadığını Zagros ve Toros topraklarında yeniden canlandırılan saklı insanlık tarihinin özü ve tanrıçalık değerleri olduğunun altını çizerek dağınık ve örgütlü direnişler arasındaki farka şöyle dikkat çekti: “İşgalci sistem ve ataerkil zihniyet, yüzyıllardır kadın direnişini parçalamaya, zayıflatmaya ve bununla etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Tarih boyunca isyan ve direniş tepkileri olmasına rağmen organize edilmedikleri ve örgütlenmedikleri için kalıcı sonuçlar elde edilemedi. Ancak Önder Apo’nun felsefesi ve özgürlük hareketinin yıllar süren mücadelesi bu durumu değiştirdi. 21. yüzyılda yürütülen mücadele, kadın ve toplumun örgütlenmesi ve öz savunma refleksleri kazandığında, hiçbir saldırı veya soykırımcı zihniyetin ortaya çıkan iradeyi kıramayacağını göstermiştir.”
JİNEOLOJİ VE AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUMUN ÖZ GÜCÜ
Önder Apo’nun tarihi analizleri ve Jineoloji bilimini geliştirmesiyle kadın özgürlüğü çizgisini yeni bir seviyeye taşıdığını belirten Tekoşîn Toprak, kadın ordulaşma ve partileşmesinin şehit Sara (Sakine Cansız) şahsında başladığını ve tüm şehitlerin direniş çizgisine şu anki seviyesine dönüştüğünü ifade ederek “Rojhilatê Kurdistanê ve diğer tüm parçalardaki işgalci rejimler, sadece toprağa değil aynı zamanda kadınların kimliğine, varlığına ve özüne de saldırıyor. Jîna Emînî’nin katledilmesi de tek bir kişinin meselesi olmaktan çıkıp tüm toplumun meselesi haline geldi. Çünkü saldırı doğrudan toplumun özüne yönelikti. Özgürlük mücadelesinin bir ürünü olarak toplum içinde öz savunma zihniyeti oluştu. Öz savunma sadece fiziki anlamda değildir, bilgelik, örgütlülük ve ahlaki, siyasi ve ekolojik toplumun değerlerinin korunmasıyla gerçekleşir” dedi.
21. YÜZYIL KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ YÜZYILIDIR
YJA Star Komutanı Tekoşîn Toprak, öz savunma mekanizmasının zayıflaması halinde toplumun yeniden gaflet ve dağılma tehdidiyle karşı karşıya kalacağını belirterek, mücadelenin önemine şu sözlerle değindi: “Bir nehir nasıl akarken kendi yolunda yaşamı inşa ediyorsa, mücadelemiz de akışta olmalı ve konfederalizm ve komünal sistemin inşasına dönüşmelidir. 21. yüzyıl, kadınların ve insanlığın özgürlüğünün yüzyılı olarak tanımlanıyor. Bu nedenle toplumun bir parçası iddiasında olan her birey, tüm deneyimini, tecrübesini ve disiplinini toplumun gelişiminin hizmetine sunmalıdır.”
ZAFERE ULAŞILMASI SÖZÜN VE MÜCADELENİN YENİLENMESİDİR
Devrimin yıl dönümünün kendileri için yalnızca bir anma vesilesi değil, aynı zamanda Apocu çizgisi sürdürme ve özgür bir toplum inşa etme sözünü yineleme imkanı olduğunu ifade eden Tekoşîn Toprak, “Öz savunmayı en güçlü silahımız ve temelimiz haline getirir, Jineoloji ölçütlerini yaşamda uygulayabilirsek hiçbir güç halkımızın ve kadınların kazanımlarını yok edemeyecektir. Yeni dönemde işgalci ve erkek egemen sistemle derin bir kopuş gerçekleştirecek ve politik ve ahlaki toplumu zafere ulaştıracağız” diye konuştu.
SİHİRLİ KELİMELERİN VE KADINLARIN YAŞAM KARARININ BİRLEŞİMİ
YJA Star Gerillası Nûpel Amed, Jin Jiyan Azadî felsefesinin derinliğine ve bunun toplumsal değişimdeki rolüne dikkat çekerek, şunları söyledi; “Jin Jiyan Azadî felsefesi Ortadoğu’daki kadınlar için gerçekten de bir yaşam felsefesidir. Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğünde gelişen bu isyan, tüm bölgeye ve topluma yayıldı. Bu tüm yaşamla bütünleşen ve yaşamın içinde anlam kazandığı bir felsefedir. Önder Apo bu sihirli ‘Jin Jiyan Azadî’ sözlerini bir araya getirerek kadının yaşam ve felsefe ile olan derin ilişkini göstermiştir. Kadınlar toplumun çoğunluğunu oluşturuyor, kadınlar aynı zamanda yaşamda nasıl mücadele edileceğinin, nasıl bir duruş sergileneceğinin ve nasıl yaşanacağının kararını verenlerdir. Yaşam biraz da tercih ve ihtiyaç meselesidir. İnsanlar ihtiyaçlarının özünü gördüğünde, aynı çerçeveden önünü görebilir ve bu fikir üzerinde derinleşebilir.”
İSYAN ORTAK BİR REFLEKSTİR
İran ve Rojhilatê Kurdistan’daki siyasi toplumsal duruma da değinen Nûpel Amed, “Bu isyan İran molla rejimi karşısında bir kadın ayaklanması olarak gerçekleşti. Ancak bu noktada tüm kadınların birlik olduğu ve ortak bir çabaya giriştiği bir isyan ve ayaklanma oldu. Özellikle İran ve Rojhilatê Kurdistan’da bu refleksin gelişmesi, sisteme karşı reddin ve başkaldırının işareti oldu. Çünkü mevcut rejim gerçekten de tamamen kadın karşıtı bir rejimdir. Bugün İran’da sadece kadın idamı yok, aynı zamanda tüm topluma nüfuz eden erkek egemen bir zihniyet de var. Molla rejimi de bu gerçeği somut şekilde ortaya koymaktadır. 'Jin Jiyan Azadî' isyanı bu sisteme karşı potansiyeli ve reddetme refleksini ortaya koydu” dedi.
EVRENSEL MÜCADELE: DAĞLARDAN BAŞLAYIP DÜNYAYA YAYILAN ÇEMBER
Tüm uluslardan kadınların mücadelede yer aldığını ve devrimin sınır tanımadığını aktaran Nûpel Amed, şunları ifade etti: “Sadece Kürt kadınlar değil, Türkiye’den, Araplardan, Farslardan, İranlılardan, Afganlardan ve Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar birçok kadın adım adım bu mücadeleye katılıyor. Bu da kadın mücadelesinin evrensel olduğunu, ırk ve cinsiyetin bunun için engel teşkil etmediğini gösteriyor. Kadınların yaşadığı sorunlar tüm toplumlarda neredeyse aynı. Mücadele bir zincir oluşturmak gibidir, bir halka diğer halkayı tamamlıyor, bir derinleşme diğerini yaratıyor. İlk halka Kürdistan dağlarında oluştu, ardından tüm Ortadoğu ülkelerine yayılarak evrensel bir halka haline geldi.”
TÜM KADINLARA ÇAĞRI: JIN JIYAN AZADÎ FELSEFESİNE SAHİP ÇIKIN
Kadınların duygularına ve deneyimlerine dikkat çeken Nûpel Amed, sözlerini tüm kadınlara şu çağrıda bulunarak tamamladı; “Kadınlar, kaybın anlamını ve acısını en iyi bilen ve deneyimleyenlerdir. Bu nedenle yeniden sahiplenme, ele alma ve mücadelenin gücüne dahil olma güçleri de daha büyüktür. Bu temelde kadınların enerjisini bu direnişe kanalize edebilmek için, Kürt ve Kürdistanlı kadınlar başta olmak üzere tüm Ortadoğu ve dünyadaki kadınlara, ‘Jin Jiyan Azadî’ felsefesine daha fazla sahip çıkma, kendi içinde benimseme, derinleşttirme ve mücadeleyi büyütme çağrısında bulunuyoruz.”