Kürdistan Kadın Örgütü ve Kürdistan Adalet Örgütü, “Jin Jiyan Azadî” devriminin 4’üncü yıldönümü vesilesiyle ortak açıklama yaptı.
Açıklamada, “Jin Jiyan Azadî” devriminin üzerinden 4 yıl geçtiği hatırlatılarak, “Baskı, ayrımcılık ve zulüm ortamında ortaya çıkan devrim, İran’ın çağdaş tarihinde bir dönüm noktası haline geldi. Kadınların öncülüğünde, gençlerin, işçilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin, avukatların ve toplumun diğer kesimlerinin katılımıyla gerçekleşen bu devrim, sadece geçici bir protesto değildi; aksine, korkuyu direnişe, sessizliği haykırışa ve özgürlük, eşitlik, adalet ve insan onuru taleplerini ortak bir talebe dönüştüren derin bir toplumsal dönüşümün başlangıcıydı” denildi.
İran’daki kadınların, kadınların özgürleşme mücadelesinin toplumun bir bütün olarak özgürlük ve kurtuluş mücadelesinden ayrılamaz olduğunu gösterdiği belirtilen açıklamada, İran rejiminin ise buna karşılık baskı, tutuklama, işkence, infaz ve yıldırma politikalarını tercih ettiği ifade edildi.
Açıklamada, “Ancak toplumun iradesini kıramadılar” denildi.
‘ÖZGÜRLÜK, ADALET VE EKONOMİK TALEPLER BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ’
İran halkının son protesto eylemlerinde de aynı yolu izlediğine dikkat çekilen açıklamada, yoksulluk ve yolsuzluktan bıkan insanların yaşam, özgürlük ve adalet hakkı için sokaklara çıktığı belirtildi.
Bu protesto eylemlerinin bir kez daha ekonomi, özgürlük ve adalet taleplerinin birbirinden ayrılamaz olduğunu gösterdiği ifade edilen açıklamada, hiçbir toplumun özgürlük olmadan başarıya ve adalete ulaşamayacağı vurgulandı.
‘KADINLAR ZORUNLU BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI DİRENİŞİ SÜRDÜRÜYOR’
“Jin Jiyan Azadî” devriminin en kalıcı kazanım ve başarılarından birinin kadınların zorunlu başörtüsüne karşı direnişi ve İslam Cumhuriyeti’nin en temel iktidar ve egemenlik araçlarından biriyle yüzleşmesi olduğu ifade edildi.
Açıklamada, “Milyonlarca kadın, başörtüsü takmadan veya kendi kıyafetlerini giymeyi tercih ederek, sokaklarda, üniversitelerde, iş yerlerinde ve günlük yaşamda insan onurunun, seçme hakkının ve özgürlüğün baskı, tehdit ve cezalarla yok edilemeyeceğini gösterdi” denildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Bu eylemler, hükümetin kadın karşıtı politikalarının meşruiyetini sorgulamakla kalmadı; aynı zamanda sivil itaatsizliğin sembolü ve tüm toplumlarda özgürlük, eşitlik ve insan hakları mücadelesi için bir ilham kaynağı haline geldi. Bugün, giyinme hakkını savunmak, tüm yurttaşların özgürlüğünü savunmak ve her türlü ayrımcılık ve baskıya son verme yolunda temel bir adımdır.”
Açıklamada, protestocular ve siyasi tutuklular da dahil olmak üzere idam cezalarının artması, sivil, meslekî ve siyasi aktivistlere ağır para cezaları uygulanması ve örgütler üzerindeki sürekli baskının yıldırma politikasının devam ettiğinin işaretleri olduğu belirtildi.
Katledilenlerin ailelerinin de tehditlere, tutuklamalara ve güvenlik baskılarına rağmen adalet arayışlarını sürdürdüğü ifade edilen açıklamada, ailelerin hayatını kaybedenlerin anılarını ve hedeflerini canlı tutarak toplumu bilgilendiren bir vicdan haline geldiği kaydedildi.
‘JIN JIYAN AZADÎ DEVRİMİ DEVAM EDİYOR’
Adalet ve kadın direnişinin Kürt ve İran halklarının kurtuluş hareketinin temel ilkelerinden biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Biz, Kürdistan Kadın Örgütü ve Kürdistan Adalet Örgütü olarak, özgürlük yolunda hayatını kaybedenlerin anısını saygıyla anarken, tüm siyasi ve dini tutukluların koşulsuz olarak serbest bırakılması, idam cezasının kaldırılması, baskının sona erdirilmesi, her türlü cinsiyet, ulusal, dini ve sınıf ayrımcılığının ortadan kaldırılması gerektiğini vurguluyoruz. Ayrıca, giyim seçme hakkı, diğer temel özgürlükler, eşitliğin sağlanması, sosyal adalet ve hayatını kaybedenlerin aileleri için adalet arama hakkı güvence altına alınmalıdır.”
Açıklama, “Biz, ‘Jin Jiyan Azadî’ devriminin geçmişte kalmış bir olay olmadığına inanıyoruz. Aksine, bu devrim, kadınların, işçilerin, öğretmenlerin, emeklilerin, öğrencilerin, gençlerin, adalet arayan ailelerin ve tüm özgürlük savaşçılarının insan onuruna dayalı özgür, eşit ve demokratik bir toplum yaratmak için günlük direnişini sürdüren, yaşayan ve devam eden bir süreçtir” ifadeleriyle son buldu.