Kürdistan Bölgesi’nde hükümet krizi
Başûrê Kurdistan’da yaşanan hükümet krizi, KDP-YNK anlaşmazlığı olarak görülse de Kürtlerin en önemli kazanımlarını hedef alan ve bölgede Kürtlerin elini zayıflatan bir yere doğru sürükleniyor.
Başûrê Kurdistan’da yaşanan hükümet krizi, KDP-YNK anlaşmazlığı olarak görülse de Kürtlerin en önemli kazanımlarını hedef alan ve bölgede Kürtlerin elini zayıflatan bir yere doğru sürükleniyor.
Başûrê Kurdistan’da 20 Ekim 2024’de yapılan seçimlerin üzerinden bir buçuk yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen ortak hükümet kurulamadı. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) arasındaki anlaşmazlıkların neden olduğu bu durum aynı zamanda Irak’ta Kasım 2025’te yapılan parlamento seçimlerinin ardından aylar süren Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi başta olmak üzere Irak’ta kurulacak hükümeti de doğrudan etkiledi.
ONLARCA GÖRÜŞME SONUÇSUZ KALDI
Başûrê Kurdistan’da 20 Ekim 2024’de parlamento seçimleri yapılmış, seçimlerde KDP 40, YNK 23, Yeni Nesil, 16, Kürdistan İslami Birlik (Yekgirtî) 7, Helwest 3, Halk Cephesi (Berey Gel), 2, Goran ve Komal 3 sandalye kazanmıştı.
Seçimlerin ardından KDP ile YNK arasında bakanlıkların yeniden belirlenmesi ve başkanın seçilmesi gibi başlıkların müzakere edildiği onlarca görüşme sonuç vermedi.
Bugün itibarıyla yeni kabine belirlenemediğinden Başûrê Kurdistan’da seçimlerden önceki hükümet, geçici hükümet adı altında defacto olarak görevine devam ediyor.
KRİZİN IRAK CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE YANSIMASI
KDP ve YNK arasındaki anlaşmazlık Irak’ta 11 Kasım 2025 tarihinde yapılan genel seçimler sonrasında cumhurbaşkanının seçilememesi ve yeni hükümetin kurulamaması nedeniyle siyasi belirsizlik yaşanmasına da neden oldu. Cumhurbaşkanının seçilememesi başbakanın hükümeti kurmakla görevlendirilememesine neden oldu ve Irak’ta bu nedenle uzun süre hükümet kurulamadı.
Irak’ta 2005 yılında kabul edilen Anayasa’nın ardından oluşan siyasi teamül ve gelenek uyarınca Irak Cumhurbaşkanı Kürtlerden seçiliyor. Kürt partileri arasında oluşan bir diğer siyasi gelenek ve uzlaşıya göre ise Irak Cumhurbaşkanlığı için YNK aday gösterirken Kürdistan Bölgesi hükümet başkanı olarak KDP’li bir isim seçiliyor. Bu uzlaşı ve anlaşmaların temel amacı Kürt partileri arasındaki birliği sağlamak ve Irak hükümeti nezdinde ayrışmalardan kaçınmaktı.
Bugün yaşanan sürece KDP’nin bu uzlaşı ve geleneğe açıkça aykırı olarak Irak cumhurbaşkanlığı makamına kendi adayını göstermeyi talep etmesi neden oldu. Üstelik bu durum ilk defa yaşanmıyor. KDP, önceki seçimlerin ardından 2022 yılında da eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’yi cumhurbaşkanı adayı olarak göstermiş ancak Irak Federal Yüksek Mahkemesi, Zêbarî’nin adaylığını düşürmüştü. Buna karşı bugüne benzer bir tutum sergileyen KDP, o dönem de boykot ve diğer yöntemlerle Irak’ta hükümet kurulmasını aylarca geciktirmiş ve bu durum aynı zamanda Kürtlerin temsiliyetini zayıflatmıştı.
KDP’NİN SEÇİLEN CUMHURBAŞKANINI TANIMAMASI VE IRAK PARLAMENTOSUNDAN ÇEKİLMESİ
KDP’nin tüm girişim ve itirazlarına rağmen Ocak’ta belirlenmesi gereken Irak cumhurbaşkanlığı görevine KDP’nin boykot ettiği Irak Parlamentosunda 11 Nisan 2026 tarihinde yapılan seçimle YNK’nin tek aday olarak gösterdiği Nîzar Amedî seçildi.
KDP Politbürosu ise aynı gün yayımladığı bir bildiride, Nîzar Amedî’yi Kürdistan’ın temsilcisi olarak tanımayacaklarını duyurdu ve Temsilciler Meclisi ile Irak Federal Hükümeti’ndeki tüm temsilcilerini çektiğini açıkladı. Yayımlanan bildiride şu ifadeler yer aldı; “Bugün, 11 Nisan 2026, Irak Temsilciler Meclisi’nde cumhurbaşkanlığı seçim süreci, meclisin onaylanmış iç tüzüğüne aykırı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Ayrıca cumhurbaşkanlığı makamı için belirlenen aday, Kürdistani mekanizmaların dışında tutulmuştur. Oysa bu makam bir partinin değil, Kürdistan halkının hakkıdır; ancak bu makam için söz konusu aday bir parti tarafından belirlenmiş ve Irak’ın diğer bileşenlerine mensup bazı taraflarca onaylanmıştır. Bu nedenle bu seçim yöntemini reddediyoruz ve bu şekilde belirlenen bir kişiyi Kürdistan çoğunluğunun temsilcisi olarak tanımıyor, onunla muhatap olmayacağız. Şu anda durumu değerlendirmek ve istişarelerde bulunmak üzere hem Temsilciler Meclisi’ndeki hem de Irak Federal Hükümeti’ndeki parti gruplarımız Kürdistan Bölgesi’ne dönmektedir."
KDP Politbürosu yayımladığı bildiriyle özetle kısa vadede Irak Federal Hükümeti’nden çekildiğini, uzun vadede ise Irak cumhurbaşkanlığının YNK’li bir isimden seçilmesine yalnızca bu süreçte değil bundan sonraki süreçte de itiraz edeceğini ve bu konudaki uzun süreli anlaşmaları hiçe sayacağını duyurmuş oluyordu.
Ancak KDP’den gelen itirazlara ve Irak parlamentosundan çekilme kararına rağmen Irak Cumhurbaşkanı olarak seçilen Nizar Amedi hükümeti kurma görevini yeni Irak Başbakanı Ali Zeydi’ye verdi ve Irak’ta Ali Zeydi öncülüğündeki yeni hükümet kuruldu.
4 Mayıs’ta (2026) ise Kürdistan Bölgesi Başkanı ve KDP yetkilisi Neçirvan Barzani Bağdat’ta Zeydi ve Şii partilerin yetkilileriyle görüşmeler yaptıktan sonra KDP’nin Bağdat’a döneceğini duyurdu. Aynı zamanda bu görüşmelerde yeni hükümette KDP, YNK ile diğer Kürt gruplarının temsili konusunda anlaşmaya varıldığı bildirildi.
KDP-YNK HÜKÜMET KURMA KONUSUNDA NEDEN ANLAŞAMIYOR?
Yukarıda da değindiğimiz üzere Başûrê Kürdistan’ın iki büyük partisi KDP ve YNK anayasal olmasa da siyasi teamüller gereği Irak Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Bölgesi Başkanı görevlerinde ve Başbakanlık görevinin ise 2 yıl dönüşümlü olarak paylaşılması konusunda uzlaşmıştı. Ancak yıllar içinde bu denge değişmeye başladı.
KDP’nin yıllar içinde izlediği bölgesel üstünlük sağlama politikasına karşın YNK hükümet içerisinde daha güçlü bir temsil elde etmek istiyor ve yalnızca sembolik görevlerle yetinmek istemiyor. Özellikle güvenlik bürokrasisi, İçişleri Bakanlığı ve yürütme mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmayı hedefliyor.
Kürdistan Bölgesi yönetiminde tam ortak olmayı isteyen YNK, karar alma süreçlerinde KDP'nin belirleyici hale geldiğini ve bunun siyasi dengeyi bozduğunu savunuyor.
Taraflar arasında İçişleri Bakanlığı ve güvenlik kurumları üzerindeki denetim konusunda yaşanan ayrılıkla birlikte sonuç olarak KDP yönetimdeki ağırlığın kendi elinde kalmasını istiyor, YNK ise eşit ortaklık talebinde bulunuyor.
KDP’nin bileşen kotasıyla çoğunluğu sağlamasını ve tek başına hükümet kurmasını engelleyen Irak Federal Mahkemesi’nin 2023 Tarihli kararı ile Parlamentodaki sandalye sayısı 111’den 100’e düşürüldü ve kota sandalye sayısı 11’den 5’e indirildi. Böylece KDP’nin bileşen kotaları üzerinden YNK’siz bir hükümet kurama imkanı da artık bulunmuyor.
HÜKÜMET KURULAMAMASININ SİYASİ-TOPLUMSAL-EKONOMİK ETKİSİ
Kürdistan Bölgesi’nde tek bir hükümet olmasına rağmen fiili olarak ortaya çıkan ‘ikili yönetim’ sistemi mevcut. Hewlêr merkezli KDP yönetimi ile Silêmanî merkezli YNK yönetimi şeklinde belirgin bir ayrışma görülüyor. Kürdistan Bölgesi’nde sorun artık yalnızca KDP ve YNK’nin hangi makamı alacağı meselesi olmaktan çıkmış durumda. Hükümet kurulamama sorunu iç gelirlerin paylaşılması ve dengesiz dağıtımdan, parlamento çalışmalarının yapılamaması, yatırımların yavaşlaması, maaş ve atama krizlerinin yaşanması, işsizliğin artması ve kamu kurumlarının işleyişinde durma noktasına gelen aksaklıklar yaşanmasına kadar uzanıyor.
Bu durumun uzun süre devam etmesi halinde merkezi kurumlar daha da işlevsiz hale gelebilir, zira siyasi uzlaşmanın sağlanamaması halkın günlük yaşamını felç eden boyuta çoktan ulaşmış durumda. Hükümetsiz geçen her ay, yalnızca siyasi kurumları değil, ekonomik hayatı ve toplumsal istikrarı da zayıflatıyor. Bugün Süleymaniye’den Duhok’a, Germiyan’dan Halepçe’ye kadar uzanan geniş Başûrê Kürdistan coğrafyasında hissedilen ekonomik ve toplumsal sorunlar, doğrudan bu siyasi tıkanıklığın sonuçları olarak ortaya çıkıyor.
Fiili olarak çalışamaz hale gelen Kürdistan Bölgesi Parlamentosu’nda başkanlık divanını seçilemediğinden ve yasama faaliyetleri durduğundan, hükümet kurulamama süreci aynı zamanda halkın siyasal kurumlara olan güvenini de azalttı.
Hastane çalışanları, sözleşmeli öğretmenler ve çeşitli kamu çalışanları maaşlarını aylarca alamazken yine halkın ekonomisini doğrudan etkileyen bu durumla birlikte elektrik kesintileri, yakıt krizleri, yol ve çevre sorunları da merkezi ve aktif bir yönetimin olmamasından kaynaklanıyor.
Kürdistan Bölgesi dünyanın önemli petrol rezervlerinden bazılarına sahip olmasına rağmen halk sık sık yakıt krizleriyle karşı karşıya kalıyor. Benzin istasyonlarında oluşan uzun kuyruklar, yakıt dağıtımındaki sorunlar ve fiyat dalgalanmaları kamuoyunda ciddi tepki yaratıyor. Son yıllarda Kürtlerin kendi içindeki parçalı durumu ve bu konuda da ortak bir politika izleyememelerinden kaynaklı petrol gelirleri üzerindeki merkezi hükümet denetiminin artması, Kürdistan Bölgesi’nin ekonomik özerkliğini de daralttı.
Yerel ekonomiyi zayıflatan, Kürdistan Bölgesi’nin siyasi statüsünü tehlike ve tartışmaya açan bu hükümet krizi derinleştikçe petrol ihracatında yaşanan sorunlar ve gelir paylaşımındaki belirsizlikler kamu maliyesini zayıflatarak hükümetin asli görevlerinden biri olan ‘halka hizmet’ misyonunu neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor.
SORUN SADECE HÜKÜMETİ DEĞİL, TÜM KÜRDİSTAN’I ETKİLİYOR
Ortak bir Kürt pozisyonu geliştirilememesi merkezi hükümetin elini güçlendirirken, aynı zamanda Kürdistan Bölgesi’nin statüsünü tehlikeye atan bir yerde duruyor. Hükümetin kurulamaması nedeniyle yaşanan siyasi, ekonomik ve toplumsal krizler parti çıkarlarını aşan, kurumsallaşmış, şeffaf ve demokratik bir yönetim modeli üzerinde uzlaşılmasını gerekli kılıyor. Bağdat yönetimiyle yürütülen müzakerelerde Kürt tarafının ortak hareket edememesi aynı zamanda Kürdistan Bölgesi’nin pazarlık gücünü de zayıflatıyor.
Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürt siyasi hareketleri arasında ortak stratejilerin geliştirilememesi yalnızca Başûrê Kürdistan’ı değil, dört parça Kürdistan’ın tamamını etkiliyor. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de Kürtler birbirleriyle yakından bağlantılı süreçlerden geçiyor. Bu nedenle Başûrê Kürdistan’da yaşanan her siyasi kriz, Kürdistan’ın diğer parçalarında da yankı buluyor.
Kürtlerin en önemli kazanımlarından biri olan Kürdistan Bölgesi’nin ekonomik ve siyasi açıdan zayıflaması, Kürtlerin bölgesel düzeydeki etkisini de azaltıyor. Bağdat karşısında zayıflayan bir Kürt pozisyonu, Ankara ve Tahran’ın bölgesel politikalarını da doğrudan etki ediyor.