GÖRÜNTÜLÜ

Lozan'da ortak strateji ve ulusal birlik çağrısı

Lozan Antlaşması'nın 103. yılında İsviçre'nin Lozan kentinde bir araya gelen Kürdistanlılar, antlaşmanın Kürt halkı açısından yarattığı sonuçlara dikkat çekerek, ortak ulusal strateji ve ulusal birlik çağrısı yaptı.

Kürdistan'ın dört parçaya bölünmesine yol açan Lozan Antlaşması, imzalanışının 103. yılında bir kez daha Kürdistanlılar ve dostları tarafından protesto edildi. Kürdistan Ulusal Kongresi'nin (KNK) çağrısıyla İsviçre'nin Lozan kentinde bir araya gelen yüzlerce kişi, antlaşmanın imzalandığı Château d'Ouchy (Place du Vieux-Port) önünde kurulan çadırda düzenlenen etkinliğe katıldı. Program, Ey Regıp marşı eşliğinde özgürlük mücadelesi şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

"Durum, Sorumluluk, Ortak Strateji" şiarıyla düzenlenen etkinliğe, Kürdistan'ın dört parçasından siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, sanatçılar, sivil toplum temsilcileri ile çok sayıda Kürdistanlı ve dostu katıldı. Etkinlikte, Lozan Antlaşması'nın Kürt halkı üzerindeki etkileri, ulusal birlik, ortak mücadele stratejileri ve Kürt sorununun uluslararası hukuk boyutu ele alındı.

‘KABUL ETMEDİK, ETMEYECEĞİZ’

Açılış konuşmasını yapan KNK Eşbaşkanı Ahmed Karamus, Lozan Antlaşması'nın Kürt halkı açısından yarattığı tarihsel sonuçlara dikkat çekti. Antlaşmanın Kürdistan'ı dört parçaya bölerek Kürt halkını statüsüz bıraktığını belirten Karamus, geçen 103 yıl boyunca inkâr, asimilasyon, katliam ve zorunlu göç politikalarının temelinin bu antlaşmayla atıldığını ifade etti.

Kürt halkının Lozan Antlaşması'nı hiçbir zaman kabul etmediğini ve etmeyeceğini vurgulayan Karamus, "Lozan, Kürt halkının iradesiyle imzalanmış bir antlaşma değildir. Bu nedenle Kürtler bir asırdır bu antlaşmaya karşı mücadele ediyor ve etmeye devam ediyor" dedi. Kürt halkının dört parçada yürüttüğü mücadelenin, kimliğini ve varlığını korumasını sağladığını belirten Karamus, "Bugün burada toplanmamız da bu iradenin devam ettiğinin göstergesidir" ifadelerini kullandı.

Lozan Antlaşması'nın 100'üncü yılı dolayısıyla 2023'te düzenlenen Kürdistan Konferansı'nı da hatırlatan Karamus, dört parça Kürdistan ve yurdışından gelen yüzlerce delegenin katıldığı konferansta alınan kararların bugün daha da büyük önem kazandığını söyledi. Karamus, "O konferansta ortaya konulan ulusal birlik ve ortak mücadele perspektifi bugün yalnızca bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur" diyerek, konferansta kabul edilen kararların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

‘TARİHSEL BİR SÜREÇTE GEÇİYORUZ’

Ortadoğu'da son dönemde yaşanan siyasal gelişmelere de değinen Karamus, bölgenin yeniden şekillendiği bir süreçten geçtiğini belirterek, bu dönemin Kürt halkı açısından hem önemli fırsatlar hem de ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Bu nedenle dört parça Kürdistan'daki siyasi güçlerin ortak bir ulusal strateji etrafında buluşmasının hayati önem taşıdığını dile getiren Karamus, "Kürtler artık yeni bir yüzyılı daha kaybetme lüksüne sahip değil. Tarihin yüklediği sorumluluk, ulusal birlik ve ortak stratejiyle hareket etmeyi zorunlu kılıyor" diye konuştu.

‘ULUSAL BİRLİK VE STRATEJİ KAÇINILMAZ’

Karamus, ulusal birlik tartışmalarının yalnızca siyasi partilerin değil bütün Kürt halkının ortak meselesi olduğunu belirterek, "İçinde bulunduğumuz süreç, dar parti çıkarlarıyla değil ulusal sorumluluk bilinciyle hareket edilmesini gerektiriyor" dedi.

Konuşmasının sonunda Kürdistan'ın dört parçasındaki tüm siyasi parti ve hareketlere çağrıda bulunan Karamus, diyalog ve ortak çalışmanın geliştirilmesi gerektiğini söyledi. "Bütün siyasi güçler tarihsel sorumluluklarını yerine getirmeli, ulusal çıkarlar temelinde ortak bir strateji oluşturmalıdır. Kürt halkının geleceği bunu zorunlu kılıyor" diyen Karamus, konuşmasını birlik çağrısıyla tamamladı.

‘ULUSLARARASI GÜÇLER BU HATADAN GERİ DÖNMELİ’

Karamus'un ardından söz alan Lozan Belediye Meclis Üyesi ve Lozan Yeşiller Partisi Başkanı İlias Panchard, Vaud Kantonu Sosyalist Parti Milletvekili Sebestien Kessler ile İşçi Partisi'nin Lozan Belediye Meclis Üyesi Xavier Roth’da  Lozan Antlaşması'nın Kürt halkı üzerindeki tarihsel etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Üç siyasetçi de, Lozan Antlaşması'nın Kürt halkını statüsüz bırakarak yüzyılı aşkın süredir devam eden inkâr, baskı ve ayrımcılık politikalarının önünü açtığını belirtti. Kürtlerin bugün dünyanın en büyük devletsiz halklarından biri olduğuna dikkat çeken konuşmacılar, uluslararası sistemin ve dönemin büyük güçlerinin siyasi çıkarları uğruna Kürt halkının haklarının görmezden gelindiğini ifade etti.

Konuşmalarda, aradan geçen 103 yıla rağmen Kürtlerin kimlikleri, dilleri ve demokratik hakları için mücadeleyi sürdürdüğü vurgulanırken, uluslararası toplumun bu tarihsel adaletsizlik karşısındaki sorumluluğuna işaret edildi. İsviçre başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin ve uluslararası kurumların Kürt halkının meşru taleplerine daha duyarlı yaklaşması gerektiği belirtilen konuşmalarda, Ortadoğu'da kalıcı barış ve istikrarın ancak Kürt halkının temel ulusal ve demokratik haklarının tanınmasıyla mümkün olacağı ifade edildi.

Konuşmacılar, Kürt halkıyla dayanışma mesajı vererek, yüz yıl önce kurulan uluslararası düzenin yarattığı adaletsizliklerin giderilmesinin hem bölgesel barış hem de evrensel insan hakları açısından ortak bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.

Yapılan konuşmaların ardından panele geçildi. Gazeteci Gulistan İke moderatörlüğündeki panelde Irak Parlamentosu 4. dönem Milletvekili Blêse Cebar Ferman, "Yüz yılın ardından Lozan Antlaşması sona erecek mi?" başlıklı sunumunu yapacak. Araştırmacı ve gazeteci Meral Çîçek, kadın mücadelesinin özgür ulusal dönemin inşasındaki rolünü ele alacak, uluslararası hukuk uzmanı Prof. Naîf Bezwan, Lozan rejimini ve Kürdistan meselesini tarihsel ve hukuki boyutlarıyla değerlendirecek. Siyaset bilimci Dr. Azad Mihemedî, Kürt milliyetçiliği ve ortak ulusal söylem üzerine görüşlerini paylaşacak. Yazar ve siyasal İslam araştırmacısı Dr. Tariq Hemo ise Lozan Antlaşması'nın 103. yılında Rojava Kürdistanı'nda ulusal varlığın ve kimliğin korunmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunacak.

Panelin ardından aralarında katılımcıların söz alacağı halk kürsüsü kurulacak. Burada Kürdistan'ın dört parçasından ve yurtdışından gelen katılımcılar, Lozan Antlaşması'nın sonuçları, güncel gelişmeler ve ortak mücadele stratejilerine ilişkin görüşlerini paylaşacak.