PJAK’tan Şengal açıklaması: Halkımız saldırı ve tehditlere cevap vermeli

PJAK, Şengal’e yönelik soykırım saldırılarının 12. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı açıklamada, “Kürdistan'ın dört bir yanındaki halkımızın dikkatli hareket etmesi; üzerlerindeki her türlü saldırı ve tehdide cevap vermesi gerekmektedir" dedi.

Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Meclisi, Şengal Katliamı'nın 12. yıl dönümü münasebetiyle yazılı bir açıklamada bulundu. 

PJAK’ın açıklaması şu şekilde:

"3 Ağustos, 2014 tarihinde gerçekleşen Şengal Soykırımı'nın yıl dönümüdür. Partimizin Meclisi (PJAK), Şengal’deki halkımızın özgürlük davasının meşruiyetine olan inancıyla, DAIŞ çetelerinin Şengal’e yönelik saldırısının 12. yıl dönümünde bu vahşi suçu şiddetle kınamaktadır. Êzidi Kürt halkı, tarihsel kimliğimizin sembolü ve binlerce yıllık direnişimizin örneğidir. Êzidi halkımıza yönelik soykırımla, tüm Kürt halkı yok edilmeye çalışılmıştır.

3 Ağustos 2014 tarihinde DAIŞ çeteleri Şengal'e saldırdı. Savunmasız binlerce Êzidi Kürt katledildi. Kadınlar ve kız çocukları kaçırılarak köleleştirildi, binlerce insan dağlara sığınmak zorunda kaldı. Êzidi toplumunun '74. Ferman' olarak adlandırdığı bu saldırı, Êzidi Kürt halkına karşı açık bir soykırımdı. Başta Türk devleti olmak üzere birçok güç DAIŞ çete gruplarını destekliyordu. Başûrê Kürdistan’daki bazı güçler ise Êzidileri yalnız bırakarak bu katliamın önünü açtı. Saldırılar sırasında devletler ve küresel güçler sessiz kalmayı tercih etse de, Kürt halkının dostlarının uluslararası alanda ayağa kalkmasının ardından, uluslararası kurumlar tarafından bu durum soykırım, insanlığa karşı işlenmiş suç ve savaş suçu olarak tanındı.

DAIŞ'in saldırısı, Kürt kimliğine sahip tüm Êzidileri fiziksel olarak yok etmeyi amaçlıyordu. Türkiye, DAIŞ'in ana unsurlarını kendi topraklarına yerleştirerek onları bu soykırımları gerçekleştirmeye hazırlamıştı. Tarih şüphesiz bu suçlamalar hakkında adaleti sağlayacak ve sessizliği bozacaktır. İnsani bir tutum olarak DAIŞ, çağdaş tarihin en karanlık sayfalarından birine imza atmış terörist ve köktenci bir örgüt olarak kınanmalıdır. Bu çete grubunun cinayet, esir alma, kültürel yıkım ve dini ile ulusal bir toplumu yok etme girişimleri, insanlık tarihinde açık bir suçtur.

Tarihe not düşmek adına hatırlatılmalıdır ki; DAIŞ saldırıları gerilla güçleri ve Êzidi savaşçılar tarafından hızla püskürtülmüş olsa da, takip eden yıllarda Türkiye'nin Şengal’e yönelik başlattığı geniş çaplı hava ve doğrudan saldırılar, küresel güçlerin yeşil ışık yakmasıyla gerçekleştirilmiştir.

Şengal’i kendi toprağının bir parçası olarak gören Irak devleti de, katliamların tekrarlanmasını önleyecek sistemi kabul etmeye hazır bir zihniyete henüz sahip değildir. Bu saldırıların ardından devrimcilerin, halkın savunucularının ve savunmasız insanların katledilmesi, hâlâ Kürt halkının düşmanı olan devletlerin masasında perde arkasında bir askeri proje olarak durmaktadır. Bu nedenle Kürtlere ve özellikle Êzidilere yönelik yeni bir katliam tehlikesi hâlâ mevcuttur. Halkımızın bu tehlikelere karşı uyanık ve bilinçli bir şekilde hazır olması gerekmektedir. Kürt düşmanlarının bu soykırımcı projeleri, sadece Êzidi halkının acılarını ağırlaştırmakla kalmamış, aynı zamanda Şengal’in güvenli geri dönüşünü ve kalıcı yeniden inşasını da engellemiştir.

Irak devleti ile Türkiye ve İran gibi devletler için belirtilmelidir ki; bölgede devam eden ve sivri ucu İran’a yönelen Üçüncü Dünya Savaşı sürecinde, Kürtlere karşı atılacak her türlü savaş yanlısı adım, yeni soykırım dalgalarına zemin hazırlamak anlamına gelir. Bölgedeki bu kötü gidişatın farkında olarak Şengal, büyük bir direnişle ayaktadır ve onun cesur savaşçıları tarihi yeniden doğru bir şekilde yazabilir.

Partimiz PJAK Meclisi, Êzidilere ve Şengal’e yönelik soykırımı kınamanın yanı sıra, direniş şehitlerini saygıyla anmaktadır. Enternasyonalist özgürlükçü güçlere ve uluslararası topluma, kaçırılan binlerce Êzidi’nin özgürleştirilmesi için çalışmaları yönünde çağrıda bulunuyoruz. Onlar hepimizin çabasını beklemektedir. Kürdistan'ın dört bir yanındaki halkımız büyük bir duyarlılıkla hareket etmeli, önümüzdeki tehdit ve tehlikelere yanıt vererek düşmanların savaş yanlısı projelerini boşa çıkarmalı ve yeni Şengallerin yaşanmasını engellemelidir.

Şengal’e yönelik tehdit, Başûrê Kürdistan’ın siyasi varlığına ve Kürt kimliğine yönelik bir tehlike anlamına gelmektedir. Şüphesiz ki Êzidilerin Şengal’deki siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik haklarının tanınması ve demokrasinin uygulanmasıyla onların korunması mümkün olabilir. Komplo ve savaş yanlısı her türlü farklı senaryo, tüm Irak ve bölge halkının kötü durumunu daha da ağırlaştıracak zemini hazırlamak demektir. Bu temel üzerinde, hâlâ çatışmaların merkezi olan ve her an patlamaya hazır Irak’taki gergin durum, tüm halkların varlığı için bir tehdit oluşturacaktır.

Şengal Soykırımı’nın 12. yıl dönümünde, Şehit Zeki Şengali, Komutan Dilgeş ve onların fedai arkadaşlarını saygıyla anıyoruz. Önder Apo’nun fikirleriyle Êzidi halkımızın tam korumasının sağlanabileceğine inanıyoruz. Bu büyük görev, Kürt halkının ve bölgedeki tüm ezilen halkların birliğini ve beraberliğini gerektirmektedir. Ayrıca halk gücünün ve Şengal’in öz savunmasının desteklenmesi, Şengal’in özgür geleceğinin teminatıdır."