1 Haziran 2004 Atılımı, Kürt Özgürlük Hareketi tarihinde basit bir askeri operasyon olmanın çok ötesinde; felsefi, stratejik ve ideolojik açıdan belirleyici bir dönüm noktasıdır. Beş yıl süren tek taraflı ateşkesin ardından Halk Savunma Merkezi Karargahı’nın açıklamasıyla resmen ilan edilen bu hamle, 1999 uluslararası komplosunun yarattığı tasfiye sürecine karşı geliştirilen kapsamlı ve planlı bir yanıt niteliğindedir.
1999’dan 2004’e uzanan dönemde küresel güçler ve Türk devleti, hareketi fiilen “bitmiş” kabul ederek geniş çaplı bir tasfiye stratejisini uygulamaya koydu. Tek taraflı ateşkesler, geri çekilmeler, barış teklifleri ve diyalog çağrıları Ankara tarafından sistematik olarak reddedildi.
Bu süreçte kültürel soykırım politikaları, köy boşaltmaları, yoğun askeri operasyonlar ve siyasi baskılar aralıksız devam etti. İçerde liberal ve tasfiyeci eğilimler örgüt yapısını içten içe zayıflatırken, uluslararası alanda ise Kürt halkını pasif ve boyun eğmiş bir unsur olarak yeniden tanımlama çabaları hız kazandı.
1 Haziran 2004, tam da bu zorlu çifte kuşatma karşısında atılan cesur ve belirleyici adımdır. Hareketi dağınıklıktan çıkarıp yeniden toparlayan, Önderlik paradigmasına bağlılığı koruyan ve yeni bir mücadele dönemini başlatan tarihsel bir hamledir.
Bu atılımın ardından, klasik devlet-iktidar merkezli devrim anlayışının kesin olarak terk edilmesiyle birlikte, 2005 yılında Rêber Apo’nun demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigması resmen şekillenmiş ve geniş bir coğrafyada sistemli biçimde pratiğe geçirilmiştir.
Gerilla anlayışı, devlet kurma veya yeni bir baskı mekanizması oluşturma hedefinden uzaklaşarak; toplumun kendi kendini yönetme kapasitesini güçlendirmeye, demokratik özerk yapıları geliştirmeye ve ekolojik dengeyi korumaya odaklanmıştır. Amaç, iktidarı ele geçirmek yerine toplumu devlet dışı alanlarda örgütlemek, demokratik konfederalizmi tabandan yukarıya doğru inşa etmek ve hem reel sosyalizmin hem de kapitalist modernitenin yarattığı sorunlara somut, uygulanabilir bir alternatif sunmaktır.
Bu paradigma değişimi, 1 Haziran Atılımı’nı takip eden süreçle birlikte 21. yüzyılın özgün devrimci modellerinden biri haline getirmiştir.
Atılımın en köklü ve kalıcı katkılarından biri de kadın devrimidir. Binlerce yıllık feodal ve ataerkil zihniyetin temelini hedef alan bu dönüşüm, kadınların mücadele içindeki rolünü radikal biçimde değiştirmiştir.
Kadın gerillalar, sadece cephede yer almakla kalmamış; komuta kademelerinden taktik planlamaya, lojistik organizasyondan ideolojik eğitime kadar her düzeyde aktif ve öncü konumda bulunmuştur. Bu yoğun katılım, direnişi dar bir askeri çerçevenin ötesine taşıyarak toplumsal bir uyanışa ve zihniyet dönüşümüne evrilmesini sağlamıştır.
Kadın özgürlüğünün devrimin merkezine yerleştirilmesiyle birlikte eşbaşkanlık sistemi güçlenmiş, özgür yaşam felsefesi pratikleşmiş ve ekolojik toplumsallığın inşasında önemli bir dayanak oluşmuştur. Böylece 1 Haziran, Ortadoğu’da toplumu kuşatan kaskatı ataerkil yapılara ve feodal zihniyet geriliğine karşı en kapsamlı toplumsal özgürlük hamlesini ortaya koymuştur.
2004’ten 2012’ye uzanan kurucu dönemde, 1 Haziran ruhu adım adım olgunlaşmış ve güçlenmiştir. 2010 yılında Devrimci Halk Savaşı aşamasına geçilmesiyle birlikte direniş, yalnızca dağlık alanlarla sınırlı kalmamış, halkın geniş katılımıyla topyekûn bir ö zsavunma düzeyine yükseltilmiştir.
Bu sürecin en önemli zirvelerinden biri 2012’de gerçekleşen Devrimci Halk Savaşı hamlesi olmuştur. Şemdinli (Çelê) ekseninde yürütülen bu hamleyle gerilla, kalıcı alan hakimiyeti kurmayı başarmış; Botan, Amed, Dersim ve birçok bölgede devletin askeri kontrolünü ciddi biçimde sarsmıştır. Bu gelişmeler, Ankara yönetimini İmralı’da resmi diyalog sürecine yönelmek zorunda bırakmıştır.
2015 yılı ise atılım açısından yeni ve çok daha zorlu bir evreye işaret eder. Çözüm sürecinin tek taraflı olarak bitirilmesi ve topyekûn tasfiye konseptinin devreye girmesi üzerine direniş kent merkezlerine taşınmıştır. Sur, Cizre, Nusaybin, Gever ve benzeri yerleşimlerde yaşanan Öz Yönetim Direnişleri, halkın kendi iradesini koruma mücadelesinin en yoğun ve en fedaice örnekleri arasında yer alır.
2004 atılımının ve ardından gelişen süreçlerin Rojava’da yarattığı o tarihsel uyanış ile Devrimci Halk Savaşı stratejisinin askeri-ideolojik etkileri, 2011'den itibaren Rojava Devrimi'nin kapılarını açmış ve bu hamleler birbirini doğrudan beslemiştir. Kent direnişleriyle somutlaşan ortak tecrübe ve sarsılmaz bağ, Rojava, Şengal ve Kobanê’ye taşındığında uluslararası bir nitelik kazanmış ve DAİŞ’e karşı etkili bir savunma hattının oluşmasına katkı sunmuştur.
Devletin İHA’lar, hava üstünlüğü, ileri teknik istihbarat ve kimyasal silahlar gibi unsurlarla yarattığı dengesizliğe ve modern asimetrik saldırı konseptlerine karşı gerilla da önemli bir yapısal ve taktik dönüşüm gerçekleştirmiştir. Heftanîn’de Cenga Xantûrê ile başlayan bu değişim, Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerinde Cenga Xabûrê ve Bazên Zagrosê hamleleriyle en gelişmiş seviyesine ulaşmıştır.
Yer altı tünel sistemleri, araziye hakimiyet, kamufle edilmiş hareketli timler, koordineli sızma taktikleri ve yüksek irade disipliniyle yürütülen bu mücadele, teknolojik üstünlüğe dayalı modern asimetrik savaşa karşı modern gerilla direnişinin yeni standartlarını belirlemiştir.
Sonuç olarak, 1 Haziran 2004 Atılımı, Kürt halkını bölgesel dizayn projelerinin pasif bir unsuru olmaktan çıkararak Ortadoğu siyasi denkleminde etkin, örgütlü ve hesaba katılması gereken bir aktör haline getirmiştir. Ne emperyal güçlerin gündemlerine ne de geleneksel ulus-devlet yapılarına yaslanan üçüncü yol siyasetinin hem pratik hem de düşünsel temeli olmuştur.
2004’teki ilk adımlardan 2012'deki Devrimci Halk Savaşı hamlesine, 2015 kent direnişlerinden Heftanîn, Zap ve Metîna’daki güncel mücadelelere uzanan bu süreç; değişen şartlara göre kendini yenileyebilen, her türlü tasfiye ve imha girişimlerine karşı direnç gösteren tutarlı bir mücadele çizgisidir.
Bu çizgi bugün de aynı kararlılıkla sürmekte ve Ortadoğu halkları için özgür, demokratik ve onurlu bir gelecek arayışında canlı bir ilham kaynağı olmaya sürdürmektedir.