GÖRÜNTÜLÜ

Sürgün, işkence ve kayıplarla geçen bir yaşam: ‘Barışı görmeden ölmek istemiyorum’

Çatışmalı süreçte 15 yakınını kaybeden, işkence, sürgün ve zindan gören 85 yaşındaki İhsan Bayram, "Gerillaların geri geldiği, cezaevindekilerin çıktığı günü görmeyi hayal ediyorum. Umarım o günleri görürüm, barışı görmeden ölmek istemiyorum" diyor.

İHSAN BAYRAM

Her türlü işkence ve saldırı politikasına karşı dağları ve taşlarıyla birlikte direnen Kürdistan'da çaldığımız her kapının ardında ayrı bir hikaye karşılıyor bizi. Sürgün, ölüm, cezaevi ve işkenceye rağmen direnişle yaşama tutunan milyonlarca insan, bugün konuşulan ve umut edilen barışın yolunu gözlüyor. Tüm kayıplarına ve yaşadıklarına rağmen "Daha fazla kan akmasın" diyen isimlerden biri de 85 yaşındaki İhsan Bayram.

90'lı yıllarda sayısız işkenceye maruz kalan, köyünden sürgün edilen ve defalarca ölümle burun buruna gelen İhsan Bayram, "Her gün barışı ve gidenlerin geri dönüşünü düşünüyorum. Umarım nefesim o günleri görmeye yeter" diyor.


İŞKENCE, CEZAEVİ VE SÜRGÜNLE DOLU BİR YAŞAM

Yaşamına sayısız acı ve mücadele sığdıran İhsan Bayram'ın geniş ailesinden PKK'ye katılan 15 kişi yaşamını yitirdi. Oğluyla birlikte dört yakını cezaevinde bulunan, bir yeğeni ise faili meçhul bir cinayette katledilen Bayram'ın ömrü mücadeleyle geçti.

90'lı yıllarda sistematik işkenceye maruz bırakılan Bayram'ın yaşadığı Temiran (Demirli) köyüne bağlı Birezayna mezrası, gördüğü işkencelerin ardından yakıldı. 1994 yılının baharında yakılan köyde yaşayan onlarca kişi, bir gün içinde traktörlere bindirilerek önce çevre köylere, ardından da şehir merkezine sürgün edildi.

Kendisi de köyünü terk etmek zorunda kalan Bayram, kısa bir süre sonra yeniden köyüne döndü. Kimsenin yaşamadığı köyde yaklaşık üç yıl elektriksiz ve tek başına yaşayan Bayram, ikinci kez sürgün edilerek başka bir köye gönderildi. Bir süre Seyrek köyünde kaldıktan sonra yeniden köyüne dönen Bayram, bu süreçte köyüne geri dönmek isteyenlere de umut oldu. Kısa süre sonra başlayan geri dönüşlerle birlikte köy yeniden inşa edildi.

15 YAKINI YAŞAMINI YİTİRDİ

Köyünde yaşamını yeniden kurduktan sonra Bayram, 2008 yılında meydana gelen bir patlamadan sorumlu tutularak tutuklandı. Patlamanın yaşandığı gün yalnızca kendisi değil, ailesinden 13 kişi de gözaltına alınırken, çok sayıda kişi hakkında da gözaltı kararı verildi.

Yargılama sonucunda 15 ay cezaevinde kalan Bayram, daha sonra tahliye edildi. Aynı dosyada yargılanan oğlu Neytullah Bayram ile yeğeni Murat Yıldeniz ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.

Yaşadıklarıyla birçok kişiye tanıdık gelen bir hikayenin sahibi olan İhsan Bayram, bugün konuşulan sürece ilişkin ise "Umutlu olmak istiyoruz" diyerek somut adımlar atılması çağrısında bulundu. Yaşanan savaştan herkesin yorulduğunu ve artık kanın akmaması gerektiğini belirten Bayram, "O günleri görmek istiyorum" dedi.

'HER GÜN İŞKENCE GÖRÜYORDUM'

Öncelikle yaşadıklarını anlatan Bayram, 90'lı yıllardan bu yana yaşadığı zorluklara ilişkin şunları aktardı:

"Eskiden bu köyde bir sorunumuz yoktu. Suyumuz yoktu ancak hayvancılıkla geçimimizi sağlıyorduk. Özellikle 90'lı yıllardan sonra bu düzen tamamen dağıldı. 'Siz teröristsiniz' diyerek bu köye yapmadıkları kalmadı. Ben o dönem, farklı tarihlerde toplam 70 gün boyunca işkencede kaldım. Her gün gelip beni gözaltına alıyorlar, işkence edip geri bırakıyorlardı. Sonra yeniden aynı şeyi yapıyorlardı. Bu işkenceyi ve baskıları da 'buradan gidin' diyerek yapıyorlardı. O dönem faili meçhul cinayetler de çok fazla vardı. Defalarca beni öldürmek istediler ama yapamadılar. İşkence edip kapının önüne bırakıyor, sonra gelip yeniden işkenceye götürüyorlardı."

Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizi köyden göndermek için her şeyi yaptılar. En son köyümüzü yaktılar. Ben üç yıl köyden uzak kaldıktan sonra yeniden köyüme geldim. Karakol ilk günlerde izin vermedi ben her şeye rağmen geldim. Yangından sonra köyde hiçbir şey kalmamıştı. 1994 yılının sonbaharında köyümüzü yaktılar. Köy yakılmalarını da çok iyi hatırlıyorum. Hepsini bizim gözlerimizin önünde yaktılar. Hepimizi tek sıra oturtup yakımı izlettiler. Önce Lice'nin köylerinden başladılar. Dağ dağ köylerden dumanlar yükseliyordu. O yakma anında 'sesini çıkaranı vururuz' diyorlardı. O zaman da bizden birkaç köylüyü gözaltına aldılar. Köyde bütün evleri yakmışlardı bir benim evim az hasar almıştı."

'SÜRGÜNLERE RAĞMEN KÖYÜNE DÖNDÜ'

Yaşadıkları sürgünün ardından köye dönüşlerini de anlatan Bayram, şöyle devam etti:

"Köye geldikten sonra ben burada dört yıl boyunca tek başıma kaldım. 11 senenin sonunda yeniden beni köyden sürdüler ve Seyrek tarafına gönderdiler. Orada da üç yıl kaldıktan sonra yeniden köyüme döndüm. O günlerden hatırladığım tek şey; ateş, kalabalık ve bağırış sesleri oldu. Büyük zulüm gördük. O süreçte de büyük bir ambargo vardı. Erzak ve yiyecek noktasında çok fazla baskı vardı. Ne aldığımız un ne de yiyecekler kimseye yetiyordu.

O süreçten yıllar sonra köydekiler yavaş yavaş dönmeye başladı. Ondan sonra da baskılar dinmedi. Dönen insanlar hayvancılıkla geçimlerini sağladı ama köye ne su ne elektrik ne de yol yapıldı. Aradan yıllar geçtikten sonra köye elektrik verdiler. Su noktasında hala sorularımız var ve köyün yolu da hala yapılmadı."

'KAYGILARA RAĞMEN BARIŞ UMUDUMUZ YÜKSEK'

Devam eden sürece ilişkin de konuşan Bayram, "Aradan yıllar geçmesine rağmen baskı hiç sona ermedi. Her şeye rağmen yıllardır kendi topraklarımda yaşıyorum, bu bile bana yeter. Başka yerde ve şehirlerde yaşayamazdım. Şimdi barış konuşuluyor ama hala benim kaygılarım var. Devletin de adım atmasıyla bu barışı konuşabiliriz. Ortada henüz açık bir şey yok. Biz köylüler olarak çok şey çektik. Bu kadar zorluğa rağmen biz hala barış diyoruz. Biz canımızı verdik, malımızı verdik. Köklerimizi buradan sürgün ettiler ama yine de biz devlete 'özür dileyin' demiyoruz; bu barış için adım atın diyoruz. Artık daha fazla canın gitmemesi gerekiyor" dedi.

'BARIŞLI GÜNLERİ GÖRMEK İSTİYORUM'

Bayram, "Hepimizin amacı barış. Artık bu barışın inşa edilmesi gerekiyor. O günlerden bugüne barış umuduyla yıllarımı geçirdim. O kadar kan aktı, o kadar acı çekildi. Artık bu süreç barışla sonlanmalı. Gerillalar geldiği, cezaevindekilerin çıktığı günün hayaliyle yaşıyorum. Her gün, ‘Bugünleri görmeden ölür müyüm?’ diye düşünüyorum. Umarım o günleri görürüm ve barış bu topraklara hakim olur. Bu insanlar kadar bu taşlar ve dağlar da çok çekti. Artık her şey için barış zamanı. Taraflar adım atmalı" diyerek sözlerini tamamladı.