İstanbul’da Alman aktiviste gözaltında cinsel saldırıya TJK-E’den tepki

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), Rojava’ya yönelik saldırılara karşı uluslararası bir heyet içerisinde yer alan aktivist Paula Maier’in İstanbul’da tutuklanarak geri gönderme merkezinde cinsel saldırıya uğramasına tepki gösterdi.

Alman aktivist Paula Maier, Ocak 2026’da İstanbul’daki bir gözaltı merkezinde tutulduğu sırada bir Türk görevli tarafından tecavüze uğradığını açıkladı.

Paula Maier, Rojava’ya yönelik saldırıları kınamak amacıyla Kuzey Kürdistan’a yaptığı bir gezinin ardından gözaltına alınan 16 kişilik heyetin bir üyesiydi. Heyet üyeleri ayrıca fiziksel ve psikolojik şiddet, uykudan mahrum bırakma, hakaret ve tehditlere maruz kaldıklarını bildirdi.

Yazılı bir açıklama yapan TJK-E, şunları ifade etti:

“Kadına karşı savaşan erkek anlayışı, tarih boyunca kendisini en çok kadının onuru ve bedeni üzerinde göstermiştir. Şiddet, kadın kırımı, tecavüz ve psikolojik saldırılar yoluyla kadın üzerinde hâkimiyet kurulmakta; kadının yaşamı, iradesi ve bedeni kontrol altına alınmak istenmektedir.

Rojava’ya yönelik saldırılara karşı uluslararası bir heyet içerisinde yer alan aktivist Paula Maier’in İstanbul’da tutuklanarak geri gönderme merkezinde cinsel saldırıya uğraması, erkek egemen anlayışın devlet mekanizmasıyla birlikte nasıl yansıdığını göstermektedir. Bu durum yalnızca bireysel bir olay olarak ele alınmamalı; kadınlara yönelik şiddetin ve baskının sistematik boyutlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

TJK-E olarak, yıllardır bu anlayışa karşı mücadele ediyor ve erkek-devlet zihniyetinin güç ve tahakküm anlayışına karşı duruşumuzu net bir biçimde ortaya koyuyoruz. Yaşananların tüm yönleriyle hukuki olarak aydınlatılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve gerekli hukuki adımların atılması gerektiğini belirtiyoruz.

Kadınlara yönelik şiddetin arkasına devlet mekanizmalarını koyarak sorumluluktan kaçan bir anlayış kabul edilemez. Devlet mekanizmalarının kullanılması, yaşananların üzerinin örtülmesi veya faillerin korunması anlamına gelmemelidir. Tam tersine, devletin sorumluluğu bu tür olayların tüm yönleriyle açığa çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesini sağlamaktır.

21. yüzyılda kadınlara yönelik geliştirilen kırımlar ve şiddet politikaları, erkek egemen sistemin kendi varlığını koruma çabasının bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadının haklarına, özgürlüğüne ve iradesine karşı sürdürülen bu savaşın son bulması için mücadelemizi büyütmek zorundayız. Faillerin ve sorumluların hukuk karşısında cezalandırılması, adaletin sağlanmasının ve hakikatin açığa çıkarılmasının temel göstergelerinden biri olacaktır.

Binlerce kadının yaşamına, özgürlüğüne ve onuruna göz diken; kadınların bedeni ve iradesi üzerinde tahakküm kuran bu düzen elbette bir gün yıkılacaktır.

21. yüzyılda kadın özgürlüğü temelinde gelişen kadın mücadelesi, eril ve egemen sisteme karşı daha da güçlenerek büyüyecektir. Örgütlü kadınların mücadelesiyle, aramızdan koparılan ve sesi bastırılmak istenen kadınların sesi yeniden duyulacak; adalet ve hakikat ortaya çıkarılacaktır.

TJK-E olarak, kadına yönelik her türlü şiddete, kadın kırımına ve erkek-devlet zihniyetine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.