Orta Anadolu Kürtleri Platformu (Platforma Kurdên Anatoliya Navîn-PKAN), Barış ve Demokratik Toplum Sürecine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye’nin çatışma zemininden siyasal, hukuki ve müzakereye dayalı bir evreye geçişin tarihsel eşiğinde olduğu belirtilen açıklamada, silahlı mücadelenin sona ermesi ve siyaset kanalının açılmasının kalıcı barış için önemli bir fırsat olduğu ifade edildi.
PKAN, çatışmasızlık ortamını ve çözümün demokratik siyaset zeminine taşınmasını desteklediğini belirterek, sürdürülebilir bir barışın yalnızca silahların susmasıyla mümkün olmayacağını vurguladı. Açıklamada, Kürt halkının kimlik ve temel haklarının anayasal ve hukuki güvenceye alınması gerektiği kaydedildi.
İnkar ve asimilasyon politikalarının geride bırakılması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, eşit yurttaşlık, anadil hakkı ve demokratik katılımın kurumsallaştırılması çözüm sürecinin temel koşulları arasında sıralandı.
PKAN, mevcut dönemi mücadelenin sona ermesi olarak değil, yöntem değiştirerek demokratik siyaset zemininde güçlenmesi olarak değerlendirdi. Açıklamada, yüzyıllardır sürgün ve çeşitli politikalara rağmen kimliğini, dilini ve kültürel değerlerini koruyan Orta Anadolu Kürtlerinin önemli bir toplumsal ve siyasal birikime sahip olduğu belirtildi.
Orta Anadolu Kürtlerinin gerek bölgede yaşayan nüfusu gerekse Avrupa’daki örgütlü diasporasıyla barış ve demokrasi mücadelesinde edilgen bir konumda olmadığı ifade edilen açıklamada, bu kesimin karar süreçlerine dahil olan asli bir bileşen olması gerektiği vurgulandı.
PKAN, bu dönemdeki önceliklerinin Kürt dilini ve kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak, anayasal güvenceye dayalı demokratik hakları geliştirmek ve toplumsal örgütlülüğü güçlendirmek olduğunu belirtti. Açıklamada, bu çalışmalarla çözüm süreçlerinde nitelikli bir temsilin sağlanmasının hedeflendiği kaydedildi.
“Bölgesel ve toplumsal barışın yolu silahsızlanmadan; kalıcı barışın inşası ise demokrasi, eşitlik ve adalet esaslarına dayalı kararlı bir iradeden geçmektedir” denilen açıklamada, başta Orta Anadolu Kürtleri olmak üzere tüm demokratik kamuoyu, kendi kimliği, özgün sözü ve kurumsal örgütlülüğüyle yeni dönemin inşasına katkı sunmaya davet edildi.