Rojava’da Özerk Yönetim ve Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) askeri ve sivil entegrasyonunun tamamlanmasının ardından tartışmalar, entegrasyonun kendisinden çok Kürtlerin yıllar içinde elde ettiği kazanımların, anayasal haklarının ve bölgedeki siyasal statüsünün geleceğine odaklandı.
Rojava’daki yeni süreci ANF’ye değerlendiren TEV ÇAND sanatçısı Xelîl Xemgîn, Kürtlerin yüz yılı aşkın süredir dört devlet arasında bölünmüş bir coğrafyada inkâr, baskı ve kültürel yok sayılma politikalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Xemgîn, bugün yaşanan gelişmelerin de bu tarihsel sürecin devamı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
‘KÜRTLER YÜZ YILDIR ÇÖZÜM ARIYOR’
Kürtlerin dört devlet arasında bölünmüş bir coğrafyada kimliğini ve varlığını korumak için uzun yıllar boyunca büyük bedeller ödediğini belirten Xemgîn, geçmişteki isyan ve mücadelelerin farklı biçimlerde çözüm arayışlarını ortaya koyduğunu söyledi.
Bugün Kürtlerin önündeki temel meselenin, geçmişteki mücadele deneyimlerini mevcut bölgesel ve uluslararası koşullarla birlikte değerlendirmek olduğunu belirten Xemgîn, Kürtlerin geçmişte yaşananları tekrar eden bir siyaset yerine mevcut koşulları okuyarak kimlik, dil, kültür ve toplumsal varlığın korunmasını esas alan bir çözüm perspektifi geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
Xemgîn, şöyle konuştu:
“Bizim ülkemiz dört parçaya bölünmüş, özellikle son yüz yılda Kürtler sadece kendi sorunlarıyla değil, dört devletin ve dünya sisteminin içerisinde bir sorun olarak yaşadı. Kürtlerin dili, kültürü ve bütün değerleri yasaklandı, talan edildi. Kürt halkının önderleri ve temsilcileri yok katledildi. Kürtler yüz yıldır kültürel bir yok oluşla karşı karşıya kaldı. Yüz yıl boyunca bu sorunun çözümü için bütün yöntemler denendi. Ayaklanmalar oldu, büyük bedeller ödendi. Kürtler çok büyük mücadeleler verdi. Bugün ise Kürtlerin kimliğini ve varlığını koruyabilmesi için yeni bir çözüm yolu tartışılıyor. Bence artık bu süreci, dünyanın ve bölgenin gerçekliği içerisinde değerlendirmek gerekiyor.”
‘ROJAVA’DAKİ MÜCADELE AĞIR BEDELLERLE KAZANIM YARATTI’
Rojava’da yıllar içerisinde oluşan siyasi ve toplumsal yapının devlet kurumları içerisine entegre edilmesiyle ortaya çıkan yeni durumu değerlendiren Xemgîn, Kürtlerin elde ettiği kazanımlar ve bölgedeki statünün geleceğine ilişkin tartışmaların bölgesel dengeler ve uluslararası güçlerin tutumundan bağımsız ele alınamayacağını belirtti.
Kürtlerin yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceğinin gelecek açısından önemli olduğunu vurgulayan Xemgîn, şunları söyledi:
“Rojava’da Kürtler kendi kimlikleri, kendi varlıkları ve kendi savunmaları için büyük bir mücadele verdi. Çok büyük bedeller ödendi. Bu bedeller sadece Kürtlerin değil, farklı halkların da birlikte verdiği bedellerdi. Uluslararası güçler de bu süreçte yer aldı. Amerika başta olmak üzere uluslararası güçler Rojava’daki mücadeleye destek verdi. Ama Kürt halkı da kendi kimliği, kendi varlığı ve kendi güvenliği için mücadele etti. Bugün çözüm aşamasında hangi yöntemlerin mevcut konjonktüre uygun olduğunu tartışmamız gerekiyor. Kürt halkının bu gerçekliği görmezden gelmemesi lazım. Çünkü dünya siyaseti, bölgesel dengeler ve bugün Rojava’da ortaya çıkan durum birbirine bağlı.”
‘ENTEGRASYON KÜRTLERİN KİMLİĞİNDEN VAZGEÇMESİ DEĞİL’
DSG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuna yönelik eleştirilerin önemli bölümünün, entegrasyonun Kürtlerin elde ettiği kazanımlardan geri adım atılması anlamına gelip gelmeyeceği noktasında yoğunlaştığını belirten Xemgîn, kavramın bu şekilde ele alınmaması gerektiğini söyledi.
Xemgîn, şöyle konuştu:
“Asıl tartışılması gereken, Kürtlerin Suriye devletine dahil olup olmaması değil; hangi koşullarda, hangi haklarla ve kendi kimliğini koruyarak bu yapının parçası olacağı.”
Entegrasyonun bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Xemgîn, Kürtlerin kendi dilini, kültürünü ve toplumsal kurumlarını koruyarak yeni Suriye’nin kuruluşunda yer alması gerektiğini söyledi.
“Bizim asıl amacımız kimliğimizin, kültürümüzün ve dilimizin korunmasıdır. Kendi dilimizle, kendi kültürümüzle diğer milletler ve toplumlar gibi biz de varlığımızı sürdürmek istiyoruz. Bunun yollarından biri de bugün Suriye devletinin içinde, mevcut konjonktüre göre kendimizi ifade etmektir. Biz de bu devletin yeni kuruluş sürecinde aktif var olmalıyız. Ortağı olmalıyız. Entegrasyon demek kendi dilimizden, kimliğimizden ve varlığımızdan vazgeçmek değildir. Tam tersine, kendi varlığımızı koruyarak o devletin içerisinde yer almak, kültürel ve toplumsal kurumlarımızı oluşturabilmek demektir. Burada önemli olan Kürtlerin kendisini kaybetmeden, kendi kimliğiyle o yapının içerisinde yer alabilmesidir.”
YENİ SURİYE, KÜRTLERİ İNKÂR EDEN ESKİ SURİYE OLMAMALI
Suriye’nin yeniden yapılanmasının Kürtler açısından tarihsel bir fırsat yaratabileceğini ifade eden Xemgîn, bunun ancak yeni devlet yapısının geçmişteki inkâr politikalarından kopmasıyla mümkün olabileceğini söyledi.
Kürtlerin Suriye’nin kuruluşunda tarihsel, kültürel ve toplumsal bir paya sahip olduğunu belirten Xemgîn, Kürtlerin yeni Suriye’de yalnızca “entegre edilen” bir topluluk olarak değil, devletin kuruluşunda söz sahibi olan halklardan biri olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.
Xemgîn, şöyle konuştu:
“Kürtler, Araplardan sonra Rojava’da ikinci büyük halktır. Hem tarihsel olarak hem kültürel olarak hem de ödediğimiz bedeller açısından bu devletin oluşumunda bizim de payımız var. Kürtler ve Araplar ve diğer halklar birlikte bu devletin oluşumunda yer aldı. Şimdi önemli olan bunun doğru bir biçimde ortaya konulmasıdır. Biz yeni bir Suriye’nin kurulmasını istiyoruz. Her ölçüsüyle biz de o devletin ortakları olmalıyız. Eskisi gibi inkâr üzerine kurulan, Kürtleri yok sayan bir devlet değil; giderek normalleşen, adil olan ve kendi içerisindeki bütün farklılıkları, bütün renkleri koruyan bir devlet olmalı. Biz Kürtler de böyle bir devletin içerisinde kendi varlığımızı geliştirip koruyabiliriz.”
‘GERÇEKÇİ BİR SİYASET GEREKİYOR’
Kürtlerin mevcut konjonktürde ulaşılabilir olmayan hedefler üzerinden siyaset yürütmek yerine, sahip olduğu kazanımları koruyarak daha geniş bir demokratik zeminin oluşturulmasına odaklanması gerektiğini belirten Xemgîn, bunun Kürtlerin hedeflerini küçültmek anlamına gelmediğini vurguladı.
Rojava’da ortaya çıkan yapının ve entegrasyon sürecinin Kürtlerin kimlik ve varlık mücadelesini farklı bir düzleme taşıdığını belirten Xemgîn, bölgesel ve uluslararası dengelerin hesaba katılması gerektiğini söyledi.
Xemgîn, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim hedefimiz küçük değil. Hedefimiz büyük. Ama siyaset yaparken gerçekliği de görmek gerekiyor. Dünya konjonktürü var, bölgesel koşullar var, uluslararası güçlerin hesapları var. Bunları görmeden siyaset yapmak doğru değil. Bizim için esas olan kimliğimiz, kültürümüz, dilimiz ve varlığımızdır. Bunları koruyarak, diğer halklar gibi kendi dilimizle, kendi kültürümüzle yaşamak istiyoruz. Bugünkü koşullarda bunun hangi yollarla gerçekleştirilebileceğini akılcı biçimde değerlendirmek gerekiyor.”
‘ÖNDER APO’NUN ÇÖZÜM PERSPEKTİFİ AÇISINDAN DA ÖNEMLİ’
Xemgîn, entegrasyon sürecinin yalnızca Suriye’deki siyasi gelişmeler üzerinden değil, Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği çözüm perspektifi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Xemgîn, şunları söyledi:
“Bence bu süreç, Önder Apo’nun çözüm konusunda geliştirdiği fikirler açısından da önemlidir. Kürt sorunun çözümü konusunda rol model, Ortadoğu’daki kaotik çözümsüzlüğüne de model olabilir. Entegrasyon, bizim kendi varlığımızı ortadan kaldırmamız değildir. Kendi dilimizi, kendi kültürümüzü ve kendi kurumlarımızı koruyarak yeni bir yapı içerisinde yer almaktır. Suriye’nin yeniden kurulması önemli. Biz de bu devletin kurulmasında ortak olmalıyız. Geçmişte olduğu gibi Kürtlerin inkar edildiği, yok sayıldığı bir devlet değil; bütün halkların ve bütün renklerin kendisini koruyabildiği adil bir devlet olmalı.”
‘DEĞERLERİ BAŞKA AMAÇLARIN ARACI HALİNE GETİRMEMELİYİZ’
Xelîl Xemgîn, Rojava’da yaşanan son gelişmelerin Kürtlerin yıllardır yürüttüğü mücadele açısından yeni bir döneme işaret ettiğini belirterek, entegrasyon sonrasında ortaya çıkacak siyasal tablonun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Mevcut konjonktürün doğru okunmasının ve bundan sonraki sürecin nasıl şekilleneceğinin belirleyici olacağını belirten Xemgîn, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şimdi önemli olan, elimizde olan değerleri koruyarak bu süreci doğru yürütmektir. Kürtler büyük bedeller ödedi. Şimdi o değerlerin ve şehitlerin ortaya koyduğu mücadelenin amacını doğru anlamamız gerekiyor. Bu değerleri başka amaçların aracı haline getirmek değil, onların istediği gibi halkın kimliğini, varlığını ve geleceğini koruyacak bir çözüm geliştirmek gerekiyor.”