GÖRÜNTÜLÜ

Garzan’da cenazelerini arayan annenin vasiyeti: Kemik de olsa onları getirin!

Garzan Mezarlığı’nda yakınlarının cenazelerini arayan Lütfiye Oruç, yaşamını yitirmeden önce oğlu Serhat Oruç’a “Ne olursa olsun kemik de olsa onları getirin” dedi. Oruç, annesinin vasiyetini yerine getirmek için mücadeleyi sürdürüyor.

Bedlîs merkeze bağlı Oleka Jor köyündeki Garzan Mezarlığı’nın 2017 yılında bombalanarak tahrip edilmesi ve burada bulunan 267 cenazenin mezarlardan çıkarılarak İstanbul’a götürülmesinin ardından ailelerin cenazelerini bulma mücadelesi sürüyor. Yıllarca çocuklarının cenazelerini arayan Lütfiye Oruç’un son vasiyeti ise “Ne olursa olsun kemik de olsa onları getirin” oldu.

Garzan Mezarlığı, 2017 yılında askerler tarafından havadan bombalandıktan sonra kepçelerle tahrip edildi. Mezarlıkta bulunan 267 gerillaya ait cenaze mezarlardan çıkarılarak İstanbul’a gönderildi. Cenazelerin Kilyos’taki bir alana gömüldüğünün ortaya çıkmasının ardından aileler yakınlarına ulaşmak için yıllarca mücadele etti.

Bu süreçte DNA örnekleri verilmesine rağmen cenazelerine ulaşamayan yüzlerce aile bulunuyor.

Lütfiye Oruç da çocuklarının cenazelerine ulaşmak için yaşamı boyunca mücadele eden annelerden biri oldu. Lütfiye Oruç, yıllar sonra bulduğu çocuklarının cenazelerini Garzan Mezarlığı’na defnetti ancak mezarlığın bombalanmasıyla çocuklarının cenazelerini ikinci kez kaybetti.

Oğlu Serhat Oruç, annesinin son nefesine kadar çocuklarının cenazelerini aradığını belirterek, “Annemin bize vasiyeti mezar taşı oldu” dedi.

OĞLU VE KIZI İÇİN YILLARCA MÜCADELE ETTİ

90 yaşında yaşamını yitiren Lütfiye Oruç’un hayatı da zorunlu göç ve kayıplarla geçti. Xelat’a (Ahlat) bağlı Girs (Kırıkkaya) köyü 1993 yılında boşaltılırken, Oruç ailesinden 6 sivil katledildi.

Kısa süre metropollerde yaşayan Lütfiye Oruç, daha sonra Bedlîs’e döndü. Bu süreçte gerillaya katılan ikisi erkek, biri kadın 3 çocuğu şehit düştü. Çocuklarının cenazelerine ulaşmak için yaşamının sonuna kadar mücadele eden Lütfiye Oruç, oğlu Ethem ile kızının cenazesini 2013 yılında buldu. Diğer oğlu Sertip’in cenazesine ise ulaşamadı.

Lütfiye Oruç, büyük oğlu Ethem’in cenazesini Bedlîs’te buldu. Kızı Şadiye ile Şadiye’nin iki kuzeninin cenazelerini ise Sêrt’in Dihê (Eruh) ilçesine bağlı bir köyde bularak Garzan Mezarlığı’na defnetti.

GARZAN’IN BOMBALANMASIYLA İKİNCİ KEZ MEZARSIZ KALDILAR

Garzan Mezarlığı’nın bombalanması ve buradaki cenazelerin başka bir yere götürülmesinin ardından ailelerin mücadelesi yeniden başladı.

Lütfiye Oruç da yaşamının son dönemlerine kadar çocuklarının cenazelerinin akıbetini öğrenmek ve onların mezar taşlarına kavuşmak için mücadele etti.

Çözüm süreciyle birlikte inşa edilen Garzan Mezarlığı’na çocuklarının yanı sıra iki akrabasını da defneden Lütfiye Oruç, neredeyse her gün mezarlığa giderek dua etti. Mezarlığın kendisi için bir “nefes alma yeri” olduğunu dile getiren Lütfiye Oruç, cenazelerin mezarlıktan çıkarılmasının ardından basına yaptığı açıklamada, “Yeniden nefessiz kaldım” dedi.

Çocuklarının da bulunduğu mezarlığın bombalanmasının ardından cenazelerin başka bir yere götürülmesi üzerine başvurular yapan Lütfiye Oruç, sonuç alamadan yaşamını yitirdi.

‘ANNEM ORADA NEFES ALIYORDU’

Serhat Oruç, 2013 yılındaki süreçle birlikte 200’den fazla cenazenin bir araya getirilerek Garzan’a getirildiğini belirtti. Annesinin mezarlığa her gün gittiğini anlatan Oruç, şöyle konuştu:

“2016 yılında tutuklanmam ile beraber mezarlığın bombalandığını öğrendim. Mezarlığın inşa edilmesi ile beraber annemi neredeyse her gün mezarlığa götürüyordum. Orada mezar taşları ile beraber nefes alıyordu, dua ediyordu. Yıllarca aradığı çocuklarıyla her gün sohbet ediyordu.”

Cenazelerin mezarlıktan çıkarılmasının ardından annesinin durumunun giderek kötüleştiğini belirten Oruç, şöyle devam etti:

“O cenazeleri oradan götürdükten sonra annemin durumu her açıdan kötüye gitti. Son zamanlarda da hafızasını kaybetmişti. Annem yaşamını yitirdiğinde 90 yaşlarına yakındı.”

‘SADECE KEMİKLER KALMIŞTI’

Kardeşi Ethem Oruç’un 1991 yılının Ağustos ayında 5 arkadaşıyla birlikte şehit düştüğünü belirten Serhat Oruç, o dönemde cenazelerin aileye teslim edilmediğini söyledi.

Süreç içerisinde farklı bölgelerden cenazelerin çıkarıldığını anlatan Oruç, kardeşinin cenazesinin gömüldüğü söylenen yere gittiklerinde yalnızca kemiklerle karşılaştıklarını belirtti:

“Sürecin başlaması ile birçok yerden cenazeler çıkarıldı. Biz de cenazenin gömüldüğü söylenilen yere gittik. Sadece kemikler kalmıştı. Orada 5 kafatası bulduk. İnsanlar kemik de olsa cenazelerini görmek istiyordu. Anneler bir mezar taşı olması için her şeyi yapıyorlardı.”

‘ANNEMİN VASİYETİNİ YERİNE GETİRECEĞİM’

Annesinin yaşamı boyunca büyük bir mücadele verdiğini belirten Oruç, onun köyünün yakıldığını ve üç çocuğunu kaybettiğini söyledi.

“O yaşlarına kadar da büyük bir irade, büyük bir mücadele ile yaşam sürdürdü. Annem o zamana kadar hep ayaklarının üzerinde durdu. Çok fazla acı gördü. Köyleri yakıldı, 3 tane çocuğu bu çatışmada yaşamını yitirdi.”

Kız ve erkek kardeşlerinin Garzan Mezarlığı’nda bulunduğunu belirten Oruç, annesinin defalarca DNA örneği verdiğini ancak cenazelere ulaşılamadığını söyledi.

“Kaç defa DNA verdi ancak cenazeler bulunamadı. Annemin vasiyetiydi, ne olursa olsun kemik de olsa onları getirin diyordu.”

‘MÜCADELEMİZ SÜRECEK’

Yedi yılın ardından cezaevinden çıktıktan sonra annesinin vasiyetini yerine getirmek için mücadele etmeyi sürdürdüğünü belirten Oruç, cenazelerin akıbetinin açığa çıkarılmasını istedi. Oruç, “Cenazesini sahiplenmeyen toplum da toplum değildir. Onlar benim kardeşlerim. Sonucu ne olursa olsun her yere başvurmaya ve cenazeleri almak için elimden geleni yapacağım” dedi.

Cenazelerin nereye götürüldüğünün ve nereye gömüldüğünün ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Oruç, şöyle konuştu:

“Bu olay yaşandığında da hava kıştı. O cenazelerin nereye götürüldüğü ve nereye gömüldüğü açığa çıkarılmalı. Kemik de olsa biz mezar taşlarının olmasını istiyoruz.”

‘CENAZELER AİLELERE TESLİM EDİLMELİ’

Annesinin vasiyetini yerine getirmek için mücadele edeceğini vurgulayan Oruç, cenazelerin ailelere teslim edilmesi çağrısında bulundu.

“Elimden geleni de yapmaya hazırım. Ne olursa olsun bu vasiyeti yerine getirmeye çalışacağım. Bu noktada cenazeler verilmeli. Kilyos’a gömülen mezarlar ailelere verilmeli. Ailelerin acısı daha da derinleştirilmemeli. Bu acı sona ermeli.”