Gîyadîn'de ekoloji mitingi: Bê ax jiyan nabe

Agirî Gîyadîn'de, "Toprağımıza sahip çıkıyoruz" şiarıyla siyanürlü altın çıkarma faaliyetine karşı ekoloji mitingi yapıldı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi öncülüğünde, Agirî'nin Gîyadîn (Diyadin) ilçesinde, "Toprağımıza sahip çıkıyoruz" şiarıyla siyanürlü altın çıkarma faaliyetine karşı ekoloji mitingi gerçekleştirildi. İnönü Caddesi'ndeki PTT önünde buluşan halk, "Bê Serok jiyan nabe", "Bê ax jiyan nabe" sloganları ve "Bazirgan li hemberî GES’an têdikoşe", "Kuştina xwezaye, kuştina jiyanê ye. Jin jiyanê diparêze", "Havama, suyuma, toprağıma, ormanıma dokunma, Jeotermal ve maden sahalarına geçit vermeyeceğiz. Direne direne kazanacağız. Varto halkı direniyor. Çadır direnişimizle doğayı savunuyoruz" pankartlarıyla ilçe garajına doğru yürüdü. "Kurdistan nabe goristan", "Kürdistan sizin maden sahanız değil", "Gimgimra heta Gîyadîn Kurdistan e ma wo. Veng bide" dövizlerinin taşındığı mitinge Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. 

Mitingde konuşan Gimgim Ekoloji Platformu üyesi Alev Yılmaz ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi üyesi Rojhat Özgökçe birer konuşma yaptı.

DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da şunları söyledi: "Yıllardır Kürdistan'da yürütülen politikalarla Kürdistan'ı boşaltmaya çalışıyorlar. Diyadin'in nüfusu neden göç etti? Çünkü derin bir yoksulluk bırakıldı. Diyadin'i, şirketleri getirip sömürmeye çalışıyorlar. İşletmeler, kamu işletmesi ama kamu yararına çalışmıyor. O yüzden yapacağımız şey toprağımıza sahip çıkmak. Diyadin halkının toprağı ve mücadelesi altından kıymetli. Halkımıza 'zehirli istihdam' sağlanıyor. Hiçbir yurttaş ne havasını ne suyunu ne de yaşamının talan edilmesini kabul etmiyor. Biz de etmeyeceğiz. Mûş, Amed, Ağrı; Kürdistan'ın her yerinde bizi yok sayan bir talan var. Buna birlikte geçit vermeyeceğiz. Bu alanda olan 7 yaşında ki çocuklarımıza da onurlu bir yaşam bırakmak istiyoruz. Bu doğayı nasıl zehirlersiniz, nasıl dinamitlersiniz? Tek tek köylerden arazi almaya çalışıyorlar. Satmayın arazilerinizi. En çok da bu araziler için mücadele etmedik mi?

Kürtlere, Türklere yapılan bir çağrıydı. Doğasına sahip çıkmayan barışa da sahip çıkmaz. Kürdistan başta olmak üzere bu ülkenin suyunu doğasını korumakla başlamak lazım. Bu kadar yoksulluğun ve yolsuzluğun olduğu yerde yeni bir yolsuzluk yapamazsınız. Bize ait bütün değerleri sömürmek için sıraya girmiş şirketler var. Biz de mücadelede yan yana geleceğiz."

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, "Dünyanın hiçbir yerinde artık siyanürle altın aranıyor. Türkiye ve Türkiye gibi az gelişmiş ülkelerde şirketler daha fazla kar etsin diye halkın doğasına, suyuna, coğrafyasına bakmadan resmen toprağı talan etmeye çalışıyorlar. Toprağımızı, havamızı zehirlemeye çalışıyorlar. Lice'de, Akbelen'de, Kaz Dağları'nda, Varto'da, Karlıova'da olduğu gibi Kürt halkı, Türkiye'nin bütün halkları ve inançları talana, işgale, ranta karşı çıkıyor. Biz de bugün Diyadin'den bu ranta karşı çıkmak için bir araya toplandık. Diyoruz ki 'dağları patlatmayın, ovaları kirletmeyin, sularımızı kirletmeyin.' 30-40 yıl önce Kürt halkını savaş ve şiddetten kaynaklı köyünden, doğasından, toprağından göçe zorladılar. Milyonlarca insanımız köyünü, yaylasını, dağını, evini terk etmek zorunda kaldı. Şimdi de maden şirketleri aracılığıyla, bu rantçılar aracılığıyla ikinci kez Kürt halkını göçertmeye çalışıyorlar. Peki size soruyorum; doğamızı, toprağımızı, suyumuzu bırakacak mıyız? Resmen talancılar diyorlar ki 'Bu moloz yığınları, bu kirli çakır çukur yaptığımız coğrafyadan gidin.' Hiç bilmiyorlar buralarda atalarımızın, dedelerimizin anıları, direnişleri, tarihimiz, geçmişimiz var. Bugün savaşa ve şiddete bırakıp gitmediğimiz bu topraklarda bu rantçılara, bu toprağımızı zehirlemek ve bir parça altın alıp gitmek isteyenlere asla topraklarımızı bırakmayacağız" diye konuştu.

Bakırhan konuşmasını şöyle sürdürdü:  "Barış süreci Kürt'ün yerinde, yurdunda, toprağında insanca yaşaması için vardır. Barış süreci Kürt'ün 100 yıldır görmediği hizmetin gitmesi olması gerekirken onlar bu süreci ranta, talana, siyanürle altın aramaya, dağlarımızı, ovalarımızı maden şirketlerine peşkeş çekmek için kullanıyorlar. Biz de buradan Diyadin'den söylüyoruz, yok öyle bir yağma. Asıl barış toprakla barıştır. Kürt'ün suyuyla barıştır. Kürt'ün dağıyla barıştır. Kürt'ün geçimini sağladığı ovalarla, orada yaşayan insanlarla ve canlılarla barıştır. Bu yaptığınız ne barışa ne de barışın ruhuna yakışan bir şey değildir. Biz buradan bir kez daha söylüyoruz; Elinizi meralarımızdan, elinizi suyumuzdan, topraklarımızdan, geçmişlerimizden çekin diyoruz. 

Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerde, ekoloji üzerindeki baskı ve kırıma dikkat çekiyor. Abdullah Öcalan ile 4 saatlik bir görüşme yaptık. Emin olun Sayın Öcalan'ın en önemli gündemlerinden birisi dil, kimlik, eşit yurttaşlık hakkı ise diğeri de ekolojiydi. Kürtlerin doğdukları yerlerde aş, iş, ekmek bulması üzerineydi. Sayın Öcalan'ın doğa, kırımı karşısındaki tepkisi, tavrı çok üst düzeydeydi. Dolayısıyla bir barış süreci var. Biz de 'bugüne kadar zorla göçerttiğiniz, yoksullaştırdığınız Kürdistan coğrafyasını talana, madene açarız diyenler yanılıyor' diyoruz. Bunu diyenler 'Diyadin'de, bugün bu meydanda toplanan doğamız, toprağımız, suyumuz' diyen halkın iradesine, direnişine ve mücadelesine çarpar. Yine hiç görülmediği kadar bu süreçte Kürt bölgesi, Kürt illeri madene açılıyor. Şırnak'ta, Gabar'da, Besta'da, Cudi'de ağaç bırakmadılar. Bitlis'te, Bingöl'de neredeyse her dağ, her akan suyu, her ovayı maden şirketlerine peşkeş çekmeye çalışıyorlar. Kürt illerinin tamamında yüzlerce ruhsat veriliyor. Binlerce ruhsat şu anda sıra bekliyor. Hayırdır? Bu talan niye? Bu coğrafya 100 yıldır yeterince baskı ve zulüm gördü. Bu coğrafyada evine acı düşmeyen, yoksul kalmayan, işsiz kalmayan, başına bela gelmeyen neredeyse tek bir ferdimiz kalmadı. Bunlar yetmiyormuş gibi şimdi 50 yıl, 100 yıl daha bizi bu topraklardan sürmek için topraklarımızı madene, rantçılara, sermayedarlara peşkeş çekmeye çalışıyorlar. Diyadin'den sesleniyorum: Diyadin halkı buna izin vermeyecektir. Patnos halkı buna izin vermeyecektir. Hakkari, Şırnak halkı kendi kentlerindeki o maden aramak için ruhsat arayanlara doğasını talan ettirmeyecektir."