AK: Polisin uygulamaları, hükümetin sessizliği endişe verici
AK: Polisin uygulamaları, hükümetin sessizliği endişe verici
AK: Polisin uygulamaları, hükümetin sessizliği endişe verici
Avrupa Konseyinin İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks tarafından hazırlanan raporda Türkiye’de polisin sivil halka karşı uygulamalarının endişe verici olduğu kaydedilirken AKP iktidarının bu durumdaki rolüne dikkat çekildi.
Gezi direnişi sırasında yaşanan olayların değerlendirildiği raporda Türkiye’de barışçıl toplantı ve gösterilere karşı Avrupa standartlarında hoşgörünün bulunmadığına dikkat çekilen raporda temel sorunun bu tür olaylarda insan hakkı ihlaline neden olan polis memurlarının görevlerinden alınmamaları ve cezalandırılamamasından kaynaklandığına vurgu yapılıyor.
Sorunun ortadan kaldırılması için öncelikli olarak en üst düzey yetkililerin polisin olumsuz davranışlarına tolerans gösterilmeyeceğine dair siyasi mesaj göndermeleri gerektiğini belirten Avrupa İnsan Hakları Komiseri, polislerin yargılanabilmeleri için gerekli idari izin mekanizmasının kaldırılmasını ve etkin bir polis şikayet mekanizması oluşturulmasını istiyor.
Gezi Direnişinin ardından hazırlanan raporda, polisin toplantı ve gösterilere müdahale sırasında neden olduğu insan hakkı ihlallerinin Türkiye’de artık yapısal bir sorun haline geldiği ve Türkiye’nin defalarca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkum olmasına neden olduğu ve artık bu durumun önünün alınması gerektiği vurgulanıyor.
TÜRK POLİSİ MİLLİYETÇİ VE MİLİTARİST
Raporda, sosyolojik araştırmaların, 12 Eylül askeri darbesinin polis teşkilatı içinde kalıntlar bıraktığını ve polis içindeki baskın kültürün "milliyetçi muhafazakar, militarist ve devlet-merkezci" olduğunu gösterdiğine vurgu yapılıyor. Komiser Muiznieks bu konuda, "Polisin etkin biçimde çalışabilmesi için yaşadığı toplumun çeşitliliğini yansıtması gerektiğinin dikkate alınması gerekiyor. Aksi takdirde nasıl iletişim kuracağını, yerel olayları nasıl anlayacağını bilemeyecektir. Bu çeşitliliği yansıtmazsa aynı diyalog kanallarına sahip olamayacaktır. Avrupa Konseyi Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu bu konuyu daha önce ele almıştır. Türkiye'de toplum çeşitlendiği ve bu çeşitlilik tanındığı için polis de bu çeşitliliği avantaj bilip içine aldığında toplumla daha iyi iletişim kuracaktır" diyor.
AKP İKTİDARINA TEPKİ
1-5 Temmuz 2013 tarihleri arasında Türkiye'ye yaptığı ziyaretle ilgili Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muižnieks tarafinda kalame alınan rapor şöyle devam ediyor: "Polisin Türkiye'de gösterilere müdahale tarzı, bu ülkede kolluk kuvvetlerinin yanlış davranışlarıyla ilgili uzun zamandır devam edegelen ciddi insan hakları sorunlarını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Türk polisinin insan hakları standartlarına uyum konusundaki sicilini düzeltme zamanı gelmiştir."
Komiser buna ek olarak, Gezi olaylarındaki şiddet içermeyen eylemleri ile bağlantılı olarak çeşitli birey ve gruplara karşı alınan tedbirlerden duyduğu derin endişeyi ifade etti. Komiser bu konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: "Bazı sağlık çalışanları, avukatlar, akademisyenler, öğrenciler, meslek örgütleri, medya ve gazeteciler soruşturma, idari ceza veya işten atılmaların hedefi olmuşlardır. Böyle girişimlerin, toplanma ve ifade özgürlüğünün yanı sıra, medya özgürlüğünün kullanılması üzerinde yaratabileceği caydırıcı etki konusunda özellikle kaygılıyım. Yetkilileri, böyle bir etki yaratabilecek her tür tedbire son vererek sonuçlarını ortadan kaldırmaya acilen davet ediyorum." Komiser Muižnieks, halen kolluk görevlilerine ilişkin adli soruşturmaları ve haklarında insan hakları ihlalinde bulunduklarına dair inandırıcı iddialar bulunan görevlilerin görevden uzaklaştırılmasını zorlaştıran tüm engellerin kaldırılmasını tavsiye ederek şu açıklamada bulundu: "Kolluk kuvvetlerinin yanlış davranışları, hukukun üstünlüğüne karşı doğrudan bir tehdit oluşturur. Kolluk kuvvetlerince yapılan insan hakları ihlalleri hiçbir koşulda hoş görülemez veya cesaretlendirilemez: tüm iddiaların yeterli bir biçimde soruşturulması ve yerine göre caydırıcı yaptırımlarla takibinde ilerleme kaydedilmelidir."
MECLİS KOMİSYONU İŞLEVSİZ
Komiser aynı zamanda, ateşli silahların kullanılması ve kişisel verilerin saklanması gibi, polisin çok geniş yetkilere sahip olduğu bazı alanlara ve emniyet güçleri arasında çeşitlilik eksikliği gibi endişe kaynağı olan bazı konulara da dikkat çekti. Kolluk kuvvetleri görevlilerinin tam anlamıyla hesap verebilir olmaları için en iyi yolun polisle ilgili tamamen bağımsız bir şikayet mekanizmasının kurulması olduğunu ilave eden Komiser, halen Meclis gündeminde olan kolluk gözetim komisyonu yasa tasarısıyla ilgili olarak da, "bazı olumlu yanlarına rağmen, önerilen komisyonun bu işlevi yerine getiremeyeceğini" belirtti.
AYRIMCILIĞA KARŞI MÜCADELE ŞART
Rapor son olarak da, insan haklarının korunmasıyla ilgili yasal ve kurumsal çerçeve üzerinde duruyor: "Özellikle de Türkiye'de insan haklarına büyük bir katkı sağlama potansiyeline sahip olan Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulması gibi çığır açıcı tedbirler nedeniyle Türk makamlarına takdirlerini" ifade eden Komiser, bağımsızlığını ve sivil toplumun çalışmalarına katılmasını geliştirme amacıyla, Türk İnsan Hakları Kurumunun kuruluş kanununun ve tüzüğünün gözden geçirilmesini tavsiye etti. "Türk makamları aynı zamanda bir ayrımcılıkla mücadele yasası kabul ederek, yakın zamanlarda açıklanan demokratikleşme paketinde öngörüldüğü gibi bir eşitlik kurumu oluşturmalıdırlar. Bu kurum, milliyet, milli köken, cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği de dahil olmak üzere her türlü ayrımcılık konusunu ele alabilmelidir. Türk makamlarını, ülkenin insan hakları yapılanmasını geliştirirken, canlı ve enerjik Türk sivil toplumuyla ortaklıklarını pekiştirmeye davet ediyorum."