GÖRÜNTÜLÜ

‘Dortmund’daki Kürt Kültür Festivali süreç açısından önemli’

KCDK-E Eşbaşkanı Engin Sever, 5 Eylül’de Dortmund’da gerçekleştirilecek 34. Uluslararası Kürt Kültür Festivali’nin ‘Demokratik Toplum ve Barış’ süreci açısından önemli olduğunu belirtti.

KÜRT KÜLTÜR FESTİVALİ

Sever, festivalin güçlü geçmesinin Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü ve demokratik toplum mücadelesinin büyütülmesi açısından önemli olacağını söyledi.

KCDK-E Eşbaşkanı Engin Sever, ‘Demokratik Toplum ve Barış’ sürecini, Kürt sorununun tarihsel arka planını ve Avrupa’da yürütülen çalışmaları ANF’ye değerlendirerek, özellikle 5 Eylül’de Dortmund’da gerçekleştirilecek 34. Uluslararası Kürt Kültür Festivali’nin bu süreçte taşıdığı öneme dikkat çekti. Kürt sorununun yalnızca birkaç aylık bir süreç üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Sever, bugün yaşanan gelişmelerin yüz yıllık bir geçmişe dayandığını söyledi. Kürt halkının dili ve kültürünün uzun yıllar inkâr edildiğini ve yasaklandığını belirten Sever, bu politikaların yıllar içinde büyük katliamlarla sürdürüldüğünü ifade etti.


‘KÜRT SORUNUNDA YÜZ YILLIK BİR GEÇMİŞ’

Kürt sorununun birkaç aylık bir süreç üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Engin Sever, sorunun yüz yıllık bir geçmişe dayandığını söyledi. Sever şöyle devam etti: “Çünkü bir çözüm süreci yaşanmıyor. Bugünü aslında birkaç aylık bir süreç içerisinde değil de bunun yüz yıllık bir geçmişi olduğunu bilmemiz gerekiyor. Yani yüz yıldır Kürt halkı inkâr edildi, Kürt halkının dili, kültürü yasaklandı ve yüz yıllık politikalar çerçevesinde de büyük katliamlar yaşandı. Ama Kürt halkı şu ana kadar direnişinden hiçbir zaman için vazgeçmedi. Bunu da şu ana kadar gerçekleştirdi. Zaten son yarım asırlık sürece baktığımız zaman Önder Öcalan’ın öncülüğünde Kürt halkı büyük bir direniş sergiledi. Bu direniş çerçevesinde büyük kazanımlar ortaya çıktı. Eğer bugün Çerçeve Yasa, Meclis’te çıkmışsa, bunun gelinen noktada büyük bedellerle gelindiğini görmemiz ve bilmemiz gerekiyor” dedi.

‘ÇERÇEVE YASA YETERLİ DEĞİL’

Çerçeve Yasa ve mevcut ‘Demokratik Toplum ve Barış’ sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sever, yasanın önemli emeklerle ortaya çıktığını ancak yeterli olmadığını belirtti. Sever şöyle konuştu: “Tabii Çerçeve Yasa ve şu an var olan barış süreci büyük emekler ortaya çıkarttı. Ama yeterli değil tabii. Bir süreç gelişti, şu an bir Çerçeve Yasa var. Kürt halkı bunu her yerde dile getirdi. İlk gününden itibaren, yani 27 Şubat 2025’te Önder Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağrısına cevap olma noktasında kurumsal olarak da tüm Kürtler ve yine Kürt dostları buna karşı cevapları çok net oldu. Bir an önce bu sürecin doğru bir temelde yürütülmesi ekseninde, işte Önder Öcalan’ın özgür olması gerektiğini vurguladılar.”

‘GERÇEK SORUN BU DEĞİL’

Çerçeve Yasa’nın güvenlik eksenli ele alındığını belirten Sever, Kürt sorununun yalnızca silah bırakma üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, şunları belirtti: “Şu an bu yasaya baktığımızda aslında gerçekten sadece bir güvenlik çerçevesinde ele alındığını, işte silahlı güçlerin silahlarını bırakması ve silaha endeksli bir süreç yürütmek istediklerini görüyoruz. Ama gerçek sorun bu değil. Yani Kürt halkının yüz yıllık bir mücadelesi, Kürt realitesinin kabul edilmesi ve bununla birlikte gerçekten yüz yılı aşkındır devam eden Kürt sorununun demokratik, siyasi ve hukuki çerçevede ele alınıp bunun çözülmesi noktasında. Tabii umuyoruz ki bu süreçte Kürt halkı kendi rolünü, misyonunu oynayacak. Bu gerçeklik de önümüzde duruyor. Bunun için mücadelesini geliştirme noktasında bir süreç yaşıyoruz. Demokratik toplum çerçevesinde örgütlenme, bu örgütlenme ağını genişletme sadece Kürdistan içerisinde değil, Türkiye’nin bütününü kapsayacak şekilde bir örgütlenme ağı geliştirmesi ve devletin bu güvenlikçi politikalarından ziyade bunu toplumsal bir değişim, dönüşme evrilmesi için buna katkı sunacağını düşünüyoruz.”

KCDK-E olarak da ilk yapılan açıklamalardan itibaren ‘Demokratik Toplum ve Barış’ süreci çağrısına olumlu cevap verdiklerini hatırlatan Sever, bu süreçte Önder Apo’nun yapacağı tüm çağrılara hazır olduklarını belirterek, şunları söyledi: “Önder Apo’nun statüsünün hâlâ netleşmediği gerçekliğini görüyoruz. Bunun için devletin ve ilgili kurumlarının, şu an kurulan komisyonlarda bir an önce Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü koşuluyla başmüzakereci olduğunu kabullenmesi ve statüsünün bir an önce belirlenmesi gerektiğini tekrarlıyoruz. Tabii bu vesileyle aslında yoğun bir süreç içerisindeyiz. Kürt halkı Avrupa’da da bununla her yerde hâlâ 27 yıldır nasıl ki Önder Apo’nun özgürlüğünü haykırıyorsa aynı temelde de yine Avrupa’da bu çalışmalarını yürütüyor ve bu mücadelenin öznesi olduğunu ortaya koyuyor.“

KÜRT KÜLTÜR FESTİVALİNE KATILIM ÇAĞRISI

Kürt halkının Avrupa’da yoğun bir mücadele içerisinde olduğunu, bu sürecin başarıya ulaşması için tüm alanlarda demokratik bir mücadele yürüttüğüne dikkat çeken Sever, şöyle devam etti: “Bu kapsamda aslında önümüzdeki süreçte de Kürt halkı olarak büyük bir mücadele ağı içerisindeyiz. Bunun için büyük planlamalarımız var. Mesela şu an Avrupa’nın her yerinde Kürt kültür festivalleri kutlanıyor. Başta Kanada’dan tutalım, İsviçre’ye, Belçika’ya, Hollanda’ya, Avustralya’ya, yine Avrupa’nın her yerinde birçok yerde Kürt kültür festivalleri kutlanıyor. Burada çıkan ortak mesajlar da Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü ve bu temelde de kültürel soykırıma karşı kendi dilini, kimliğini koruyan bir çalışma içerisinde bulunulması yönünde. Bu temelde biz, Avrupa merkezi 5 Eylül’de Dortmund’da gerçekleştirilecek olan Uluslararası Kürt Kültür Festivali’nin hazırlıklarını yapıyoruz. Bunun için de kapsamlı çalışmalarımız oldu. Gerçekten halkın ihtiyaçlarını karşılayacak temelde, kendi kültürel yaşamını ve burada var olan bütün toplumsal kesimlerin katılacağı büyük bir organizasyon yapıyoruz. Bu temelde tüm halkımızın, barış ve demokratik toplum ruhuyla bu festivale katılması ve bu festival çerçevesinde de müzakere sürecinde Önder Apo’nun elinin güçlendirilmesi, gerçekten Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve statüsünün belirlenmesi noktasında bir çalışma içerisinde olacağız.

Çağrımız da bu temelde. Yani mücadelemiz aralıksız olarak devam edecek. Sadece bir yasayla geçilecek bir süreç olmadığını, Kürt halkının dilinin, kültürünün, eşit yurttaşlık haklarının kabul göreceği bir çerçevenin oluşması temelinde biz demokratik toplum mücadelemizi devam ettireceğiz. Avrupa’da bu mücadelenin temel öznesi olarak bu süreç içerisinde yer alacağız.

Bundan dolayı aslında halkımızın 7’den 70’e herkesin; başta kadınların, gençlerin, yine burada okuyan üniversiteli gençlerin öncülüğünde biz demokratik toplum mücadelemizi örgütleyeceğiz. Bunun da temel merkezi olarak 5 Eylül’de yapacağımız Kürt Kültür Festivali bir başlangıç noktası olacak.

AVRUPA’DA MÜCADELE KESİNTİSİZ SÜRECEK

Kürt sorununun çözümü, sürecin ilerlemesi açısından Önder Apo’nun statüsünün netleşmesi, için Avrupa’da büyük bir çaba içinde olacaklarını belirten Sever, eylemsellikleri şöyle aktardı: “Tabii bununla birlikte bir seferberlik ruhu ilan ediyoruz. Yine Avrupa Konseyi’nin toplantıları Eylül ayında olacak. Bu kapsamda da bizim çalışmalarımız devam edecek. Örnek olarak şunu söyleyelim: 14 ile 17 Eylül arasında Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nun toplantısı olacak. Bu toplantıda yine Kürt halkı olarak biz, Konsey önünde taleplerimizi 15 Eylül’de dile getireceğiz. Bunun için de hazırlıklarımız devam ediyor. Yani biz özgürlük mücadelemizi, demokratik toplum mücadelemizi uluslararası alanda büyütmeye ve bu temelde mücadeleyi geliştirmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz. Ve şuna inanıyorum ki biz kesinlikle başaracağız. Yani halkımız bundan hiç kuşku duymasın. 50 yıllık bir mücadele, bu 50 yıllık mücadelenin çerçevesinde özgürlükle buluşma, eşit yurttaşlık temelinde, demokratik siyaset temelinde özgür toplumu yaratma çerçevesinde biz mücadeleyi başarıya ulaştıracağımıza inanıyoruz.”