Kürt Özgürlük Hareketi'nin öncü kadrolarından ve “14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi”nin sembol isimlerinden Mehmet Hayri Durmuş'un, tutuklanmasının ardından 46 yıl önce Diyarbakır Askeri Cezaevi'nden ailesine gönderdiği mektup, ilk kez ANF tarafından kamuoyuyla paylaşılıyor. Arşiv niteliği taşıyan mektup, yıllar sonra gün yüzüne çıkarken, Durmuş'un cezaevindeki ilk günlerine ve mücadele anlayışına dair önemli ipuçları sunuyor.
30 Kasım 1979'da Ferhat Kurtay’la birlikte Mardin'in Kızıltepe ilçesinde yakalanan Mehmet Hayri Durmuş, bir süre gözaltında tutulduktan sonra Diyarbakır Askeri Cezaevi'ne götürüldü. Durmuş, tutuklanmasının ardından 24 Ocak 1980’de kaleme aldığı ilk mektubunda, ailesine sağlık durumunun iyi olduğunu bildirirken, yakalanmasına ilişkin ortaya atılabilecek iddialara itibar edilmemesini istiyor.
İlk kez yayımlanan mektupta, yaşadığı süreci “bir mücadele” olarak tanımlayan Durmuş, “Ben, kendimi her şeye katlanarak bu mücadeleye kattım. Bugünkü durumumu normal karşılıyorum. Çünkü uğruna mücadele ettiğim şeyler hayli haklı şeylerdir” ifadelerini kullanıyor.
Hayri Durmuş mektubunda “Benimle ilgili olarak tasalanmayın. Yüzlerce kahraman arkadaşımın kaderiyle benim kaderim birdir. Hatta halkımızın kaderiyle kaderimiz birdir. Halkımızın Türk sömürgeciliğine karşı devrimcilerin yanında yer alması hepimizi kurtuluşa götürecek ilk adımdır” diyor.
Videoda, Mehmet Hayri Durmuş'un cezaevinde yazdığı ilk mektup, kız kardeşi Ayten Durmuş tarafından okunuyor. Video, yalnızca mektubu değil, aynı zamanda aile arşivinde bugüne kadar korunan kişisel eşyaları da kamuoyuna taşıyor.
Durmuş'un şehit düşmesinin ardından babası İsa Durmuş tarafından teslim alınan kişisel eşyaları, ölüm belgesi ve diğer hatıraları, videoda kardeşi Hüseyin Durmuş'un eşi Yıldız Durmuş tarafından tek tek tanıtılıyor.
Yıldız Durmuş, Hayri Durmuş'un cezaevinde giydiği kıyafetleri, cebinden çıkan mendili, öğrenci kimliğini, saatini, kalemini ve diğer kişisel eşyalarını göstererek bunların aile açısından taşıdığı manevi değeri anlatıyor. Yıldız Durmuş ayrıca öğrencilik yıllarına ait takdir belgelerini de göstererek, Hayri Durmuş'un eğitim yaşamındaki başarısına dikkat çekiyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Bazı kişiler bunların bilinçsiz olduğunu, bir şey bilmeden hareket ettiklerini ve neden böyle yaptıklarını sorguluyor. Oysa o kadar başarılıydılar ki… Okulda, evde, arkadaş ortamlarında hep öyleydiler.”
1991'DE KAYDA ALINAN ARŞİV GÖRÜNTÜLERİ
Videoda yer verilen görüntülerin, şehit Hayri Durmuş'un mezarının yapılmasının ardından 1991'de kayda alındığı belirtiliyor. Aradan geçen onlarca yılın ardından ilk kez yayımlanan mektup ve aile arşivinden görüntüler, şehit Hayri Durmuş'un yaşamına, cezaevi sürecine ve ailesinin hafızasında bıraktığı izlere dair önemli bir tarihsel belge niteliği taşıyor.
ŞEHİT HAYRİ DURMUŞ’UN YAKALANDIKTAN SONRA AİLESİNE GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN TAMAMI ŞÖYLE:
“Baba,
Bir müddet önce yakalandım. Bir müddet gözaltında kaldım, sonra tutuklandım. Şimdi Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde yatıyorum. Tutuklandığımı haber alıp almadığınızı bilmiyorum. Merak edersiniz diye durumumu size iletmek istedim.
Bildiğiniz gibi uzun süreden beri aranıyordum. Nihayet, son zamanlarda yoğunlaşan aramalar sonucunda yakalandım. Yakalanmamın sebebi üzerine bazı anlamsız ve asılsız haberler yayılmış olabilir. Bu tür söylentilere kulak asmayın.
Durumum iyidir, herhangi bir sorunum yoktur. Siz nasıl karşılarsanız karşılayın, daha önce de sık sık anlatıyordum; bu bir mücadeledir, içinde her şey vardır. Ben, kendimi her şeye katlanarak bu mücadeleye kattım. Bugünkü durumumu normal karşılıyorum. Çünkü uğruna mücadele ettiğim şeyler hayli haklı şeylerdir.
Bugün gerek devrimcilere gerekse tüm halka uygulanan baskı ve sömürü haksız bir zulümdür. Bu mücadelede binlerce devrimci bugün bayrağı ortaya koyarak devletin zulmüne karşı mücadelesini sürdürmektedir. Pek çok değerli arkadaşım bu mücadelede hayatını kaybetti. Ama gerek onların ölümü gerekse yüzlerce devrimci ve yurtseverin zindanlara atılması hiçbirimizi üzmüyor ve boyun eğdirmiyor.
Yerimiz ister dağlar ister zindanlar ister ovalar isterse en kötü koşullar olsun, Türk sömürgecilerinin zulmüne karşı her zaman direneceğiz ve buna mecburuz.
Benimle ilgili olarak tasalanmayın. Yüzlerce kahraman arkadaşımın kaderiyle benim kaderim birdir. Hatta halkımızın kaderiyle kaderimiz birdir. Halkımızın Türk sömürgeciliğine karşı devrimcilerin yanında yer alması hepimizi kurtuluşa götürecek ilk adımdır.
Bu gerçek uğruna hem halkımız hem de zindanlardaki yüzlerce devrimci ve yurtsever çile çekecektir. Ama çekilen bu çilenin mutlaka sona ereceğine ve özgür olacağımıza inancımız tamdır.
Bana mektup falan yazmayın, kardeşlerim de mektup yazmasınlar. Benim için kötü hava şartlarında buraya görüşmeye de gelmeyin. Çok merak ederseniz kardeşlerimden biri gelip beni görür. Özellikle annem hiç gelmesin.
Tekrar belirteyim, durumum iyidir. Bir sorunum yoktur. Bir isteğim olursa ileride sizlere söylerim.
Şimdilik bu kadar.
Sizin ve annemin ellerinden öperim. Kardeşlerimin ve gelinin gözlerinden öperim. Tüm dostlara ve arkadaşlarıma selamlarımı iletin.
Mehmet Hayri Durmuş
24.01.1980






