Bir ötegezegenin yaşam barındırıp barındıramayacağı nasıl anlaşılır?

Gökbilimciler, Güneş Sistemi'nin dışında 6 binden fazla ötegezegen keşfetti. Ancak bu gezegenlerden herhangi birinin yaşam barındırıp barındıramayacağını belirlemek, yalnızca Dünya'ya benzer bir uzaklığa sahip olup olmadığına bakmaktan çok daha karmaşık.

Sciences et Avenir dergisi, astronomların bu sorulara nasıl yanıt bulmaya çalıştıklarını anlamak amacıyla, Bordeaux Astrofizik Laboratuvarı’nda CNRS araştırma direktörü olan Franck Selsis ile söyleşi yaptı. 

Buna göre, birinci aşamada olası yaşam izlerini araştırırken öncelikle gezegenin sıvı su bulundurabilecek koşullara sahip olup olmadığına bakılıyor. Ancak bir gezegenin yıldızına olan uzaklığı tek başına yeterli değil. Gezegenin kütlesi, yörüngesinde bulunduğu yıldızın türü ve dönüş özellikleri de değerlendirmeye alınıyor.

ATMOSFER KİLİT ÖNEMDE

İkinci aşamada gezegenin atmosferi inceleniyor. Gökbilimciler, özellikle gaz devlerinde atmosferdeki su buharı gibi bazı molekülleri tespit edebiliyor. Ancak gezegen küçüldükçe ve soğudukça atmosferini gözlemlemek de zorlaşıyor.

Bu nedenle araştırmacılar, gelişmiş teleskoplarla ötegezegenlerin atmosferlerinden gelen ışığı analiz ederek hangi kimyasal maddelerin bulunduğunu belirlemeye çalışıyor.

YAŞAM ATMOSFERİ DEĞİŞTİREBİLİR

En önemli aşamalardan biri ise atmosferde biyolojik yaşamın oluşturabileceği kimyasal izleri aramak.

Astrofizikçi Franck Selsis'e göre Dünya bunun önemli bir örneğini oluşturuyor. Dünya'daki yaşam, özellikle fotosentez yoluyla atmosferi büyük ölçüde değiştirdi ve yaklaşık 2,5 milyar yıl önce atmosferde oksijenin birikmesine yol açtı.

Bilim insanları, başka bir gezegende yaşam varsa onun da atmosfer üzerinde benzer şekilde tespit edilebilir bir kimyasal iz bırakmış olabileceğini düşünüyor.

Ancak araştırmacılar için temel sorun, bu tür kimyasal izlerin gerçekten yaşamdan kaynaklandığını kesin olarak gösterebilmek. Bu nedenle bir ötegezegenin yaşanabilirliğini değerlendirmek; sıvı su ihtimali, gezegenin fiziksel özellikleri, atmosferi ve olası biyolojik kimyasal izlerin birlikte incelenmesini gerektiriyor.