Çerçeve Yasa’da Sayın Öcalan’ın statüsüne ilişkin düzenlemenin olmaması önemli bir eksiklik

DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “Çerçeve Yasa’nın en önemli eksikliğinin, sürecin baş aktörü olan Önder Apo’nun statüsüne ilişkin herhangi bir düzenleme içermemesi olduğunu belirtti.

MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ

Meclisten “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” başlığıyla görüşülerek geçen  kanun teklifine ilişkin DEM Parti Yerel Yönetimler Kurulu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.

Yasanın en önemli eksikliğinin Önder Apo’nun statüsüne dair bir düzenleme içermemesi olduğunu belirten Tiryaki, dünya örneklerinde müzakerecilerin hukuki durumuna ilişkin düzenlemelerin yapıldığını ifade ederek şunları kaydetti:

“Sayın Abdullah Öcalan'ın statüsü konusu, doğrusunu söylemek gerekirse, belki de bu yasanın en önemli eksik tarafı. Sonuçta devletin de kamu otoritesinin de siyasi iktidarın da baş müzakereci olarak kabul ettiği Sayın Abdullah Öcalan’ın koşullarına dair bu yasada bir düzenleme yapmamış olması bir eksiklik, kuşkusuz bir eksiklik.

Ayrıca dünya örneklerinin tamamında, belki de ilk düzenleme müzakerecilerin koşullarının düzeltilmesine yönelik olmuştur. Bize çok benzeyen Güney Afrika'da görüşmeler başlar başlamaz Sayın Nelson Mandela ilk önce hapisten çıkarılmış, daha sonra özgürlüğüne giden yol açılmıştı. Dünyanın başka bölgelerinde de bu çatışma çözümlerinin yürütüldüğü başka bölgelerde, müzakereci olan tarafın hukuksal durumuna dair düzenleme yapılmıştır. Özellikle müzakereyi yürüten kişilere yönelik olarak…

Maalesef Türkiye'deki düzenleme böyle bir eksiklik içeriyor. Umarız ileriki tarihlerde bu konuda da bir düzenleme yapılır. Fakat bunun ciddi bir eksiklik olduğunu söylemek mümkün.”

‘SAYIN ÖCALAN KENDİ STATÜSÜNDEN ÇOK KÜRT HALKININ ÖZGÜRLÜK VE GELECEĞİNİ ÖNE KOYDU’

Önder Apo’nun kendi statüsünden çok Türkiye’de demokratikleşmeyi ve Kürt halkının özgürlüğünü, geleceğini öne koyduğunu belirten Tiryaki, şöyle devam etti:

“Sayın Öcalan kendi statüsünden çok Türkiye'deki demokratikleşmeyi, kendi statüsünden çok Kürt halkının özgürlüğünü ve geleceğini; kendi statüsünden çok daha fazla, siyaset yasağı kapsamına alınmış, zindanlara atılmış, yurt dışına gitmek zorunda kalmış ve silahlı mücadelenin içerisinde olan PKK’li gerillaların durumunu öne koymuştur.

Belki bunu bir fedakarlık olarak okumak çok daha doğru ama umuyoruz ki süreç olumlu ilerler. Umuyoruz ki halklar bu sürecin ne kadar kıymetli bir süreç olduğunu kısa bir süre içerisinde anlar. Ve belki de bu süreci buraya taşımanın en önemli aktörü, buna liderlik eden Sayın Öcalan'ın hukuksal durumuna da daha sonraki düzenlemelerde yer verilir.

DEM Parti'nin de Kürt siyasetinin bir bütün olarak bütün kurumlarının da Sayın Öcalan'ın statüsüne, doğal olarak baş müzakereci olduğu ve bütün bu sürece liderlik ettiği için sözel önem verdiğini belirtmek gerekiyor.”

‘YASA, SÜREÇTE GÖREV ALANLARA YÖNELİK SORUŞTURMAYI ENGELLİYOR’

Önceki çözüm sürecinde yaşananları hatırlatan Mehmet Rüştü Tiryaki, yasa teklifinin süreç içerisinde görev alan kişiler hakkında soruşturma ve kovuşturma açılmasını engelleyen bir düzenleme içerdiğine işaret ederek şöyle devam etti:

“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme Yasası olan bu yasanın 9 veya 10. maddesi olmalı. Bu süreç içerisinde görev almış hiç kimseyle ilgili bir kovuşturma açılamayacağına, soruşturma açılamayacağına dair bir düzenleme içeriyor. Dolayısıyla bizim İmralı heyetimiz için de bütün bu süreçte çalışma yürüten arkadaşlarımız için de ve kamu görevlileri içerisinde, siyasi aktörler de parlamentonun içinde ve dışında olsun, bu kişilerle ilgili herhangi bir soruşturma ve kovuşturmayı yasa teklifinin kendisi engelliyor.

Çok haklısınız. Önceki çözüm sürecinde bu çözüm sürecini yürüten arkadaşlarımız, başta İdris Baluken olmak üzere, arkadaşlarımız hakkında ceza soruşturmaları başlatıldı.

Arkadaşlarımız yargılandı. Başka gerekçeler ileri sürdüler. Doğrudan o sürecin içerisinde yer almalarından dolayı başlatılmadı soruşturmalar ama sonuçta o sürecin en önemli aktörleri hakkında ceza soruşturma ve kovuşturmalarının açıldığını biliyoruz. Arkadaşlarımız uzunca bir süre cezaevinde kaldılar ve daha sonra ülke dışına çıkmak zorunda kaldılar.

Bunun benzeri bir şey yaşanabilir mi? Umarım bu süreç bir daha geriye gitmez. Çok büyük bir toplumsal destek alınmış durumda ve gerçekten beklenti çok yüksek. Güvensizliklerle beraber bir kez daha söylüyorum. Toplumsal destek çok yüksek.”

‘ÖNCEKİ SÜREÇTEN FARKI, İKTİDAR VE MUHALEFETİN DESTEK VERMESİ’

Tiryaki, mevcut sürecin önceki çözüm sürecinden en önemli farkının, iktidarın yanı sıra muhalefet partilerinin de sürece önemli oranda destek vermesi olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:

“Umarım hiçbir siyasi parti bu saatten sonra bunun gerisine düşmez ama bu yasa faaliyetlerinden sonra biz çok daha umutlu olduğumuzu söylemeliyiz. Önceki çözüm sürecinde Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve bazı diğer küçük partiler o sürece karşı çıkmışlardı. Bu kez hem iktidar, diğer ortaklarıyla hem de muhalefet partileri önemli oranda bu sürece destek veriyor. Belki önceki dönemden en büyük farkı bu.

Önceki dönemde böyle bir yasama faaliyeti olmamıştı. Yani gerçekten çatışma sürecinin sona erdirilmesini güvenceye kavuşturacak bir yasa, düzenleme yapılmamıştı. Bu kez bu yasa, çatışmalı sürecin sona erdirilmesini güvence altına alan bir yasayla başlayacağı için biraz daha umutluyuz diyebilirim.”

YASANIN UYGULANMASI BAŞKA BİR KOŞULA BAĞLANMIŞ’

Yasanın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından uygulanmasının başka bir koşula bağlandığını belirten Tiryaki, bunun kendileri açısından önemli eleştirilerden biri olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:

“Bu yasanın yürürlük tarihi Resmi Gazete'de yayınlanması değil. En geç salı günü bu yasama faaliyetinin bitmesini bekliyoruz. Yani yasalaşacak ve kısa bir süre sonra Resmi Gazete'de yayınlanacak. Fakat uygulanması, yasanın içerisinde başka bir koşula bağlanmış. Bizim önemli eleştirilerimizden birisi de buydu. Yani yasa parlamentoda kabul edilip Resmi Gazete'de yayınlandığında yaşama geçirilsin istiyorduk. Fakat yasanın içerisinde, Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) PKK'nin bir bütün olarak silahlı mücadeleyi bitirdiğinin tespit edilmesi ve bu kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasından sonra yürürlüğe gireceğini düzenliyor.

Dolayısıyla bu yasanın yürürlüğe girmesi, cezaevindeki insanların serbest kalması, yurt dışındaki insanların dönmesi, PKK'li gerillaların bu yasa kapsamında ülkeye dönüşleri, Milli Güvenlik Kurulu'nun bir karar alması ve bu kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasından sonra olacak. Biz bunun çok uzun sürmeyeceğini düşünüyoruz ve aynı zamanda sürmemesi gerektiğinin de özellikle altını çiziyoruz.”

‘MGK KARARININ UZAMASI BİR DİZİ TOPLUMSAL SORUNA YOL AÇABİLİR’

Sürecin uzaması halinde toplumsal sorunların yaşanabileceğine dikkat çeken Tiryaki, şunlara işaret etti:

“Eğer bu uzun sürerse, başka siyasi hesaplar nedeniyle yaşama geçirilmesi ertelenirse, bu bir dizi toplumsal soruna yol açabilir ama böyle bir beklentimiz yok. Çünkü biliyorsunuz, PKK silahlı mücadeleyi sona erdirdiğini kongre kararıyla ortaya koydu ve silahları yaktı. PKK gerillalarının tamamı ülke sınırları dışına çıktı. Daha sonra bir provokasyona mahal verilmemesi için sınır hatlarından çekildi ve PKK kamplarının önemli bir bölümü boşaltıldı. Ve peyderpey silahlar imha edildi.

Bu konuda da önemli oranda bir aşama kat edildiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla Milli Güvenlik Kurulu kararının yayınlanması çok geç olmayacaktır. O tarihten sonra cezaevinden çıkışlar, yurt dışından dönüşler ve PKK’li gerillaların demokratik siyasete katılımı gerçekleşmiş olacak.

Buradaki en büyük sorunlardan birisi, kapsamının biraz daraltılmış olması. Yani 2005 öncesinde müebbet ve ağır müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmış olanlar ve tırnak içerisinde ‘öldürme eylemi’ne katıldığı iddia edilen kişilerin kapsam dışında olduğu söyleniyor. Dolayısıyla bu, bütün siyasetçilerin, bütün PKK'lilerin ve cezaevinde olan PKK'li bütün tutsakların hepsinin bir anda serbest kalmayacağı anlamına geliyor.

Ama cezaevindeki PKK’li tutsakların çok büyük bir bölümü bu yasadan yararlanacak. Rakamlar da üç aşağı beş yukarı belli. Yurt dışında olan siyasetçiler, ceza tehdidi nedeniyle yurt dışına çıkmak zorunda olanların da önemli bir bölümü bundan yararlanacak.

Yasa yürürlüğe girdiğinde PKK gerillalarının da bu yasa kapsamında ülkeye dönmelerini ve demokratik siyasete katılmalarını bekliyoruz.”

‘BU SÜREÇ DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ GİBİ OLMAYACAK’

Yaklaşık iki yıldır devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin en önemli başlıklarından birinin demokratik siyaset alanının genişlemesi olacağını vurgulayan Tiryaki, sözlerine şöyle devam etti:

“Dolayısıyla DEM Parti, demokratik siyaset alanının genişlemesiyle bugünkünden çok daha önemli bir konuma gelmiş olacak. Hem siyaset anlamında ülkede kapsadığı alanın hem de siyasi katılımın bundan çok daha yüksek olmasını bekliyoruz. Ama bir dizi sorunla da karşı karşıya kalacağız. Bunları da biliyoruz. Yani bu, böyle çok dikensiz gül bahçesi gibi olmayacak.

Ama biz bütün bunlara hazırlıklı olmaya çalışıyoruz. Toplumun beklentileri oldukça yüksek. Çünkü Kürt halkının talebi sadece cezaevinde olan insanların çıkması, yurt dışına çıkmak zorunda olan siyasetçilerin geri dönmesi ve PKK’li gerillaların demokratik siyasete katılması değil. Kürt sorunu bundan çok daha büyük bir mesele.

Kürtlerin ana dilde eğitim hakkından, varlığının, kimliğinin, statüsünün tanınmasına; demokratik siyaset kanallarının önündeki engellerin başında yer alan kayyum siyasetine son verilmesinden yerel yönetimlerin güçlendirilmesine kadar beklentileri var. Kürt sorununun çözümü açısından temel parametreler bunlar.”

‘SÜRECİN TOPLUMA ANLATILMASI GEREKİYOR’

Yasanın kapsamı dışında kalan kesimler bulunduğunu belirten Tiryaki, bu nedenle sürecin toplumun geniş kesimlerine anlatılması gerektiğini ifade ederek şunları aktardı:

“Bir bütün olarak bütün siyasi tutsaklar, yurt dışına çıkmak zorunda olanlar, PKK gerillaları, bunların tamamı bu yasa kapsamında olmadığı için toplumun geniş kesimlerine bu sürecin anlatılması gerekiyor. Biz, ilk süreç başladığında yaptığımız gibi, bu kez de geniş halk toplantıları yapmayı planlıyoruz.

Yani yasa yürürlüğü girdiği andan itibaren ülkenin dört bir yanında, Kürdistan'da ve Türkiye'nin dört bir yanında halk toplantıları, merkezi toplantılar yapacağız. Bunlar salon toplantıları, parti binaları içerisinde veya köylerde, mahallelerde olacak. Bu toplantılarla süreci halkımıza bir kez daha anlatacağız, bir kez daha tartışacağız.”

‘SÜRECE UYGUN TARİHİ BİR KONGRE GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ’

Önlerinde önemli bir kongrenin bulunduğuna dikkat çeken Mehmet Rüştü Tiryaki, değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı. “Önümüzde önemli bir kongre var. Bütün bu sürecin sorumluluğunu alacak, bütün bu süreci yürütecek bir siyasi parti yapılanması için çok tarihi bir kongre gerçekleştireceğiz.

Temennimiz 20 Eylül’de bunu yapmak fakat 20 Eylül'den önce veya sonrasında da yapılma ihtimali var. Olağanüstü bir şey gerçekleşmezse biz 20 Eylül’de kongremizi yapacağız.”