İstanbul’da özellikle devrimcilerin olduğu mahallelere yönelik özel savaş uygulamaları her geçen gün artarak devam ediyor. Özellikle 15 Temmuz’un ardından hız kazanan bu uygulamalarla, mahallelerde yaşayan halk yozlaşmanın kıskacına alınmış durumda.
Son dönemde artan çeteleşme, uyuşturucu ve fuhuş faaliyetleri, özellikle devrimci mücadelenin yoğun olduğu Gazi Mahallesi, Okmeydanı, Hacı Ahmet, Esenyurt, Küçük Armutlu gibi bölgelerde yoğunlaştı.
1980’den sonra devrimciler tarafından yeniden kurulan Küçük Armutlu mahallesinde çeteleşme faaliyetleri özellikle son beş yıldır artış göstermiş durumda. Uzun bir süredir iktidarın hedefinde olan mahalle hem konumu gereği hem de devrimci bir alt yapıya sahip olması nedeniyle her dönem saldırılara maruz kalıyor.
DEVRİMCİLERİN KURDUĞU, KENTİN EN YAŞANILABİLİR MAHALLESİ
Küçük Armutlu’nun tarihi, aslında Türkiye’de devletin yoksullara ve ötekileştirilenlere yönelik politikalarının nedenlerini açıklayan bir geçmişe dayanıyor. İstanbul’un en değerli arazilerinden biri üzerinde yer alan mahalle, her dönem iktidarların hedefi haline gelmiş bir yer olarak biliniyor.
1950’li yıllarda yoksullar tarafından kurulan mahalle, 1980’lerle birlikte devrimcilerin müdahalesiyle bugünkü yapısına kavuştu. Devrimci mühendisler tarafından yeniden inşa edilen mahalle, kent sistemine en uygun gecekondu bölgelerinden biri olarak tanımlanıyor.
Mahallede binaların düzeni, kaç metrekare olacağı ve sokak planlaması; devrimci şehir planlamacıları ve mühendisler tarafından yaşanabilir bir kent planına uygun şekilde düzenlendi.
Bugün Küçük Armutlu’nun bulunduğu alan, İstanbul’un en değerli arazileri arasında yer alıyor. Boğaz’a yakın konumu nedeniyle her dönem iktidarların ilgisini çeken mahalle, son dönemde çete savaşlarına ve bu yapılara yönelik polis operasyonlarıyla gündeme geliyor.
Mahalle tarihinde devrimcilere yönelik polis baskınları da önemli bir yer tutuyor. Bunlar arasında en çok gündeme gelen olaylardan biri, Dilek Doğan’ın ev baskını sırasında polis tarafından ailesinin gözü önünde katledilmesi oldu. Bu tür baskınlara rağmen uzun süre devrimcilerin etkisinin sürdüğü mahalle, bugün daha çok uyuşturucu çetelerine yönelik operasyonlarla anılıyor.
Son olarak geçtiğimiz günlerde Volkan Reçber çetesine yönelik yapılan bir operasyonda Küçük Armutlu’daki bir eve de baskın düzenlendi ve silahlar ele geçirildi.
Peki mahallede çete yapılanması nasıl bu kadar büyüdü? Küçük Armutlu nasıl bu hale geldi?
15 TEMMUZ’UN ARDINDAN SALDIRILAR ARTTI
Küçük Armutlu’da yaşanan değişimin temelleri, 2016’da 15 Temmuz sonrası yaşanan iktidar içi çatışmaların ardından hız kazandı. 15 Temmuz’dan sonra İstanbul’da polisin özellikle devrimcilere yönelik operasyonlarını artırmasıyla birlikte çok sayıda devrimci tutuklandı, bazıları sürgüne gitmek zorunda kaldı, bazıları ise devrimci mücadeleyi bıraktı. Aynı dönemde devlet, devrimcilerin güçlü olduğu bölgelere yönelik ajanlaştırma faaliyetlerine hız verdi. Bu faaliyetler, bugün çete üyelerinin itirafçı olarak kullanılması şeklinde kamuoyuna yansıdı.
Diğer mahallelerin aksine Küçük Armutlu’da farklı bir yol daha izlendi. Mahalleye uyuşturucu ve fuhuşun girişine uzun yıllar hem mahalleli hem de devrimciler tarafından engel olunmasından dolayı, bu kez özel savaş uygulamaları devreye sokuldu. Zaten polis tarafından ablukada olan mahalle, bu kez çeteler tarafından da kuşatılmış oldu. Mahallenin çevresine çok sayıda çete yerleşti, kiralık evleri çeteciler kiraladı. Çetelerin mahallenin çevresinde evler kiralamasıyla birlikte mahalle halkına yönelik tacizlerde de artış yaşandı.
Uzun yıllar mahallede yaşayan Nuray, süreci şöyle anlatıyor:
“15 Temmuz sonrası herkes FETÖ’ye yönelik operasyon beklerken devlet devrimcileri hedef aldı. Armutlu zaten bölgesel olarak devletin uzun yıllardır hedefinde olan bir bölge. Sadece devrimcilerin kurmasından değil, arazi olarak İstanbul’un en değerli bölgelerinden biri olmasından da kaynaklı. Önce devrimcileri hedef aldılar, onları nefes alamaz hale getirmeye çalıştılar. Sonrasında mahallede ev bulunamayınca çevresine çetecileri yerleştirdiler. Mahallenin çevresi çetelerle doldu. Birkaç yıl boyunca neredeyse her gün silah sesleri duyar olduk.
O dönemde hiç tanımadığımız, burayla alakası olmayan kişiler mahallenin içinde araçlarla gezmeye, bizi, kızlarımızı taciz etmeye başladılar. Müdahale etmemize rağmen devam ettiler. Polis ise hiçbir şekilde bu tacizlerin önüne geçmedi.”
MAHALLE YALNIZLAŞTIRILDI VE ABLUKAYA ALINDI
Küçük Armutlu’da yaşanan süreci yalnızca polis operasyonlarıyla açıklamak, eksik bir anlatım olacak. Özel savaş uygulamalarının uzun süredir kendini hissettirdiği İstanbul’da, özellikle yoksul mahalleler üzerinde uzun soluklu bir planın uygulanıyor. Mahalleler önce kriminalize ediliyor, ardından ulaşım gibi en temel hakların dahi sağlanmasında aksaklıklar yaşatılıyor. Mahalle halkının belediye hizmetlerinden yararlanması da engelleniyor.
Ekonomik olarak büyük bir abluka altında olan Küçük Armutlu’da halk, her geçen gün bezdirilerek mahalleden çıkmaya zorlanıyor. Mahalle, Erdoğan Bayraktar’ın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptığı dönemde bir gecede “afet bölgesi” ilan edilmiş ve yıkım kararı alınmıştı. O dönemden itibaren de mahalleye yönelik en basit hizmetler bile aksatılıyor.
Küçük Armutlu’da büyüyen Ali, yaşananlara dair şunları söylüyor:
“Ulaşım sorunu basit bir sorun değil bizim için. Bir yere gitmek ya da gelmek olarak değerlendirmemek gerekiyor. Mesela iş bulduğumuzda ilk sorulan sorulardan biri nerede oturduğumuz oluyor. Küçük Armutlu’da oturuyorsak, ulaşım sorunlarından kaynaklı işe kabul edilmediğimiz oluyor. Bunun yanında, mahallenin adının ‘kötü’ anılmasından kaynaklı olarak da işe alınmadığımız oluyor.
Diyelim bir iş bulduk, o zaman da işe gidiş ve gelişin neredeyse üç saati bulması nedeniyle bir sosyal hayatımız olamıyor. Sabah gün doğmadan kalkıp işe gidiyoruz, akşam gün batımından sonra eve geliyoruz. Şehrin en güzel yerindeyiz ancak bize bir sosyal hayatı çok görüyorlar.”
HALKIN KENDİNİ YÖNETMESİNE İZİN VERİLMİYOR
Küçük Armutlu’ya yönelik bu yalnızlaştırma ve tecrit politikalarıyla birlikte, özel savaş aygıtı da mahallede yaşayan gençlerin çetelerle iş birliği içerisine girmesini amaçlıyor. Mahallede insanların sosyal olarak bir arada olabilecekleri neredeyse hiçbir alan bulunmuyor. Halkın kendi imkanlarıyla yaptığı Küçük Armutlu Cemevi ise her gün polis tarafından taciz ediliyor ve yıkım tehditleriyle karşı karşıya kalıyor.
Bugün Küçük Armutlu’da çetelerin her geçen gün artan bir sorun haline gelmesi, iktidarın özel savaş uygulamalarının boyutlarını da ortaya koyuyor. Yoksullaştırılan ve sosyal hayattan izole edilen mahalleli gençler için neredeyse başka bir çıkış yolu bırakılmıyor. Devrimcilere yönelik baskıların da her geçen gün artarak devam etmesi, halk açısından çözüm üretmeyi zorlaştırıyor.
Mahalle sakinlerinden Fatma, mahallenin geçmişine dair şunları anlatıyor:
“Küçük Armutlu bir komün olarak varlığını sürdürüyordu. Bir Halk Meclisimiz vardı, sorunlarımızı orada biz çözerdik. Cemevimizi de kendi imkanlarımızla yaptık. Biz kimseye karışmadan kendi mahallemizde sorunsuz yaşamak istiyorduk ancak devlet bize, yoksullara burayı çok görüyor.
Burada halk kendi sorunlarını çözüyordu, Halk Meclisi kimsenin sorununa kayıtsız kalmıyordu. Yollarımızı biz yaptık, evlerimizi biz düzenledik. Betonlaşmaya karşı tek katlı, bahçeli evler inşa ettik. Mahalle olarak hiçbir sorunumuz için polise gitmedik. Her sorunumuzu kendimiz oturup konuşarak çözdük. Bugün ise devrimcileri cezaevlerinden çıkartmayarak burayı da bizim elimizden almak istiyorlar.”
MAHALLENİN BULUNDUĞU ARAZİYE GÖZ DİKTİLER
Mahallenin bugünkü durumuna da değinen Fatma, şunları aktarıyor:
“Bugün çeteler mahallenin içerisine kadar girdi. Devrimciler olmadığı için pervasızca davranıyorlar. Daha geçenlerde gözümüzün önünde birinin evine ateş ettiler. Polis hiçbir şey yapmıyor. Kızlarımızı rahatsız ediyorlar. Geceleri gelip yüksek sesle müzik dinleyip içki içerek mahalleliyi rahatsız ediyorlar. Gençlerimizi uyuşturucuya alıştırmaya çalışıyorlar.”
Geçtiğimiz günlerde Volkan Reçber çetesine yönelik bir operasyonda Küçük Armutlu’da bir eve baskın yapılması da mahalle halkının anlattıklarını doğruluyor. Fatma, bu baskına dair şunları söylüyor:
“Çeteler içimize kadar girdi. Devlet, yıllardır mücadele ettiğimiz ve kötü dediğimiz bütün şeyleri mahallemize sokmak için çok çabalıyor.”
Mahallede bugün uyuşturucu ve fuhuş, diğer mahalleler kadar yaygın değil ancak mahallenin çevresinde bu yoğunluk hissediliyor. Hem uyuşturucu satışı hem de fuhuş çeteleri çevre mahallelerde kendini gösteriyor. Hasan Ferit Gedik’in uzun yıllar mücadele ettiği mahalle, bugün devletin özel hedefi haline gelmiş durumda ve çeşitli saldırılara maruz bırakılıyor.
Devlet, açık bir biçimde yoksulların şehrin bu en değerli arazilerinden birinde oturmasını istemiyor. Çünkü Küçük Armutlu’nun bulunduğu arazinin değerinin milyar dolarları bulduğu ifade ediliyor.








