Atalan: Şengal'de yeni bir soykırımın olmaması için özerklik şart!

Atalan: Şengal'de yeni bir soykırımın olmaması için özerklik şart!

FKÊ Eşbaşkanı Ali Atalan, Kürt güçlerinin Şengal’i özgürleştirme operasyonunun anlamlı olduğunu belirterek,“Êzîdîlerin yeni bir soykırıma maruz kalmaması için bölgede öz savunma sistemine dayalı demokratik bir özerklik sistemi mutlaka olmalıdır” dedi.

DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos tarihinde Şengal'e yönelik yaptığı saldırı ve işgalde binlerce insan katledilirken, bir o kadar kadın ve çocuk da kaçırıldı. Bu işgalden 4 ay sonra ‘Şengal’i özgürleştirme operasyonu’ düzenlendi. Bu operasyonla birlikte Şengal'deki Êzîdîlerin statüsü de tartışılmaya başlandı. Êzîdî Dernekleri Federasyonu (FKÊ) Eşbaşkanı Ali Atalan, Şengal’in Kürdistan'ın bir parçası olduğunu belirterek, özel bir statüye kavuşması gerektiğini söyledi. Bölgede yeni katliam ve soykırımların olmaması için de öz savunmaya dayalı özerkliğin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Ali Atalan ile Şengal’in özgürleştirilme operasyonu, Êzîdîlerin statüleri ve geri dönüş koşuları üzerine konuştuk.

'ŞENGAL’İ ÖZGÜRLEŞTİRME OPERASYONU UMUT YARATTI'

Şengal'in şu andaki durumu nedir?

Şengal'in DAİŞ'in işgalinden kurtarılması için başlatılan devrimci hamle; Êzîdî toplumunda yeni ve büyük bir umut yarattı. Şengal'de mahsur kalan 10 bin civarında insanımızın mağduriyeti böylelikle sonlandırıldı. “Şengal'e özgürlük operasyonu” yeni bir inşa sürecinin başlangıcı anlamına geliyor.

Kürt güçleri Şengal bölgesinin ne kadarına hakimler?

Kürt güçleri, mevcut durumda Şengal'in bütün dağlarına, köylerin çoğunluğuna ve şehrin önemli kısmına hakim. DAİŞ için Rojava Musul koridoru kapatılması en önemli gelişme. En stratejik noktalar Kürdistan Özgürlük Güçleri'nin inisiyatifine geçmiştir.

Şengal’in özgürleştirilmesi operasyonunun özellikle Êzî bayramına denk getirilmesi ne anlam taşıyor?

Her şeyden önce bu hamleyi bir bayram hediyesi olarak algılıyoruz. Her şeyden önce Kürt Özgürlük Hareketi'nin tarih bilinciyle, vicdani bir hareket olmasıyla ve özellikle kurguladığı özgür toplum paradigmasıyla doğrudan ilintili olduğuna inanıyorum. Bunu Kürt halkının en otantik özünü oluşturan kadım ve hümanist Êzdai toplum gerçekliğinin yok olma tehdidine karşı Özgürlük Hareketi'nin en hiddetli refleksiyle açıklanabilir.

Şengal’i özgürleştirme operasyonunda YBŞ'nin rolü nedir?

YBŞ, HPG ile birlikte felsefi, örgütsel ve operasyonel olarak koordineli hareket eden savunma organizasyonudur. Bu operasyonda da bütün gücüyle YBŞ katılmış ve çok başarılı bir performans sergilemiştir.

'ÊZİDİLER YBŞ'YE KATILMALI'

YBŞ'nin gücü ne durumda?

YBŞ, bilindiği üzere Kürt Êzîdîlerden oluşan bir direniş hareketidir. Malum koşullardan dolayı, istenilen düzeyde nicel olarak çok büyük bir güç olmasa da, niteliği ve üstlendiği tarihi misyonu itibariyle anlamlı ve önemlidir. Zira Êzîdî tarihinde bu düzeyde sistemli ve çağdaş bir direniş hareketi örgütlenmemiştir. Son günlerde koridorun açılmasıyla Güney Kürdistan’dan YBŞ'ye katılımlarda büyük bir artış olmuştur. Bunun daha da artacağına inanıyoruz. Şengal'in geleceğinde YBŞ, daha sistemli, kalıcı ve örgütlü bir şekilde yaratılacak öz savunma sisteminin temelini atmıştır. Buna güç vermek, katılım sağlamak her yurtseverin ve özellikle her Êzîdî Kürdün görevidir.

Şengal’in merkezi ve tarihi inanç merkezleriniz ne gibi tahribat görmüş?

Bunun tespiti daha yapılmamıştır. DAİŞ gibi insanlık düşmanı gibi bir hareketin neler yapabileceği düşünürsek, Êzîdî inancına ait olan her şeyi tahrip ve yok ettiğini tahmin edebiliriz. Mezopotamya’nın en kadim inancı olan Êzdailiğe karşı DAİŞ bilinen düşmanlığı onların tarihsel ve güncel faşist karakterinden ileri gelmektedir. En otantik-hümanist Êzdai inancının bu türden yok etme saldırılarına karşı korunması ve desteklenmesi aslında bir insanlık ve uygarlık görevidir.

'ÖZERKLİK KAÇINILMAZ'

Êzîdîler olarak bundan sonra Şengal’de nasıl bir sistem istiyorsunuz?

Êzîdîlerin yeni bir soykırıma uğramaması için bir statüsü olmak zorunda. Bu statünün Şengal ile sınırlandırılmaması gerekiyor. Şêxan'daki Êzîdîleri, Asuri, Şebek ve diğer bazı azınlıkları da kapsayacak şekilde bir demokratik özerklik statüsün oluşturulması 3 Ağustos 2014 Êzîdî soykırımına karşı en iyi cevap olacaktır. Örgütsel ve bazı politik hesaplar bir yana bırakılırsak, Kürt halkının en orijin özünü teşkil eden Êzîdî toplumuna bu hakkı tanımak hem insani, vicdani hem de demokratik-ulusal bir görevdir.

Şengal’de özerkliğin oluşması için ne gerekiyor?

Öncellikle Êzîdî toplumunun bir bütün olarak kendisini siyasi, kültürel, diplomatik bir sistemde ifade edebilmesi için öz savunma alanlarında yeniden örgütlemesi ve gerekli adımları hızla atması gerekmektedir.

Halen işbirlikçi bazı Êzîdîlerin belirli bazı güçlere bel bağlayarak, iradesini maddi çıkarlar uğruna teslim edip, toplumu parçalama, birliğini bozma ve özgürlüğe susamış bu mazlum halkın geleceğini karartma girişimlerine karşı en etkin ideolojik-politik mücadele edilmelidir. Şengal'in yeniden inşası için uluslararası bir “Şengal için İnsa Fonu”nun kurulması, döşenen mayınların temizlenmesi, Êzîdîlerden oluşan bir öz savunma gücünün geliştirilmesi, sürdürülebilir bir ekonomik sitemin yaratılması, kendisinden oluşan bir idari sistemin ortaya çıkarılmasıyla nihayetinde özerklik statüsü tanınmalıdır. Buna belirli bir prosedür çerçevesinde özellikle Irak ve Kürdistan'la ilgili ilişkisi üzerine bir referandumla Şengal halkı karar vermelidir.

'ŞENGAL KÜRDİSTAN'IN BİR PARÇASIDIR'

KDP, YNK ve PKK gibi Kürt partilerin Şengal'e ilişkin tutumu nedir ve onlardan ne talep ediyorsunuz?

Sözünü ettiğiniz Kürt hareketlerinin Şengal'in kurtuluşu ve geleceğine dönük çabalarını ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Ebetteki kim hangi motivasyonla, neden ve nasıl hareket ettiyse ve halen ediyorsa, neticede Şengal’in kurtuluşu için düşmana karşı ortak mücadele etmesi çok anlamlı ve sevindiricidir. Umarız, Şengal’in trajedisi ve özgürlük özlemi bütün ulusal güçleri birleştirir ve bazı anlamsız çekişmeler sonlandırılır. Şengal Kürdistan'ın bir parçasıdır, bir Êzîdî mekanıdır. Onun kurtuluşu, özgürlüğü için her Kürt mücadele edebilir ve hatta etmelidir. Bazı Kürt grupların parçacı anlayışı, “burası bize aittir, diğer parçalardan Kürt örgütleri buraya giremez“ anlayışı kesinlikle iflas etmiştir. Bu anlayış, biz Êzîdî toplumu içinde de kesinlikle kabul görmez.

Ayrıca bu anlayışa sahip olan güçlerin 3 Ağustos esnasında nasıl davrandıkları, Êzîdîleri nasıl DAİŞ’in insafına terk ettikleri biliniyor. Dolayısıyla bunlara Êzîdîlerin artık güveni kalmamış, buna karşın PKK felsefesine bağlı hareket eden bütün güçlere Êzîdîlerin itimadı hayli yükselmiştir. Hatta Êzîdî toplumu, bu güçleri kendi geleceği, özgürlüğü ve güvenliği için bir teminat olarak görmektedir. Buna rağmen ulusal güçlerin birleşmesini ve hatta ulusal kongreye gitmelerini çok önemli ve doğru görmekteyiz. Bizim onlardan temel talebimiz, Şengal'e özerklik statüsünü tanımaları ve Şengal halkının kendi kaderini kendisinin tayin etme hak ve yetkisini koşulsuz vermeleridir. Êzîdî inancı ve toplumunun geleceği garanti altına alınmak isteniyorsa, onlar için önümüzdeki tek seçenek demokratik kantonal sisteminin tanınmasıdır

Bizim beklentimiz, bütün ulusal direniş güçlerinin yani gerilla ve peşmerge güçlerinin düşmana karşı ortaklaşa hareket etmesidir. Kobanê'de nasıl başarılı bir şekilde hareket edildiyse, Şengal'de de bu rahatlıkla yapılabilir ve yapılmalıdır.

Şengal ve Êzîdîlerin yaşadığı bölgelerin yeniden inşası için uluslararası devlet ve örgütlerden ve Kürt kurumlarından ne gibi beklentiniz var. Böyle bir çalışmanız var mı?

Şengal’in yeniden inşası ve imarı konusunda bir uluslararası fonun oluşturulması, özerkliğin BM'nin güvenliği altında olması, suçluların yargılanması, soykırımın kabul edilmesi ve YBŞ'nin Êzîdîlerin meşru savunma gücüne dönüştürülmesi konusunda etkin devlet ve uluslararası ilgili kurumlar harekete geçebilir, geçmelidir. Eğer bu soykırımın sonuçlarını kısmen de olsa ortadan kaldırmak için ciddi bir siyasi irade varsa, bu hususlarda ciddi adımların atılması şarttır. Aksi takdirde yok olmayla karşı karşıya kalan ve tasfiye olma tehdidi altına giren bu toplumun sonuçta yok olmasından bu güçler sorumlu olacaktır. Ulusal güçlerin bu konudaki sorumlulukları ve yerine getirilmesi gereken görevleri burada özellikle hatırlatmak gerekmiyor. Bu gerçeklik artık bariz bir şekilde ortaya çıkmıştır.