Abisi Fatih Aydın (Agir Mêrdîn) ile amca oğlu Vedat Aydın’ı (Piling Barman) Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yitirdiğini iki hafta önce öğrenen Abdullah Aydın, ANF’ye konuştu. Yaslarını bile rahatça yaşayamadıklarına işaret eden Abdullah Aydın, abisi ve amca oğlu için taziyelerin kurulduğu 22 Ağustos 2026 tarihinde, kendini devlet olarak tanıtan ve gösterdikleri kimliklerde MİT Müsteşarlığı yazan sivil giyimli dört şahsın evine zorla girip talan ettiğini, abisi Fatih’in fotoğrafının üzerine tükürüp yere attıklarını anlattı. Abdullah Aydın bu yaşananlara, “Böyle süreç, böyle barış olur mu?” diye tepki gösterdi.

‘ABİM FATİH İLE İKİZ GİBİYDİK, BİR PARÇAM YARIM KALDI!’
Abdullah Aydın, yıllarca haber alamadığı ve çocukluğunda en yakın olduğu, kendisinden sadece bir yaş büyük olan abisi Fatih Aydın’ın gerilla saflarında şehit olduğunu birkaç hafta önce öğrendi. Abisi adına Ümraniye’de taziyeleri kabul eden Aydın, Fatih Aydın’ın şehadetiyle bir parçasının yarım kaldığını ifade etti. İkiz gibi büyüdüklerini anlatan Aydın, “En yakın olduğum kardeşimdi. Birlikte büyüdük. Mardin Savur Yeşilalan köyünde doğduk. Beraber büyüdük, aynı sınıfa gittik. Beraber çok güzel anılarımız oldu. Beni hep korurdu. Küçükken çocuklarla kavga ediyordum, gelip beni dövüyorlardı, o da onları dövüyordu. Çok duygusaldı. Çok çabuk parlıyor, çok çabuk sinirleniyor ama hemen de yumuşuyordu. Ne geliyorsa aklına, yüzüne söylüyordu. Sürekli benim arkamı topluyordu. Hep beraberdik onunla, ikiz gibiydik. İstanbul’a geldikten sonra dağılmaya başladık” dedi.
‘ÖĞRETMEN SÜREKLİ ‘TÜRKÇE KONUŞ’ DİYE BASKI YAPIYORDU’
Çocukluklarında kendilerinden önceki jenerasyonların gördüğü yoğun devlet baskılarını yaşamasalar da okulda öğretmenlerin ırkçı yaklaşımına maruz kaldıklarını belirten Aydın, “Öğretmen bize yabancıymışız gibi davranıyordu. Anadilimiz olan Kürtçeyi konuştuğumuz zaman bizi susturmaya çalışıyor ve sürekli ‘Türkçe konuşun’ diye baskı yapıyordu. Bunu hiçbir zaman hazmedemedik. Bu ırkçılığı çok sorguladık. Özellikle Fatih abim çok sorguluyordu. Daha sonra bu sorgulama, sistemin sorgulanmasına dönüştü” diye konuştu.
‘ABİMİN ŞEHADET HABERİNİ ALMADAN 3 GÜN ÖNCE ONU RÜYAMDA GÖRDÜM, ‘GEL BENİ SINIRDAN AL, EVE GİDECEĞİM’ DEDİ!’
Annelerini 2008 yılında mide kanserinden kaybettiklerini, sonra ailecek İstanbul’a göç ettiklerini anlatan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Babamı 2000 yılında kaybetmiştik. Annem de mide kanserinden vefat edince hepimiz İstanbul’a taşındık. Ben İstanbul’a geldiğimde 15 yaşındaydım, bir sene sonra Fatih abim de geldi. Ben çalışıyordum, o da okuyordu. Fatih, Lojistik Bölümünü okumak için Kars’a gitti. İki sene orada kaldıktan sonra tekrar İstanbul’a geldiğinde, ‘Ben artık buradaki sistemi kaldıramıyorum’ dedi. Daha sonra iyice politikleşti ve 2013 yılında tutuklanıp 6 ay hapiste kaldı. Tahliye edildikten iki ay sonra da dağa çıktı. Yıllarca ondan haber alamadık. Ta ki iki hafta önce şehadete ulaşanların kimlikleri açıklanana kadar. O zaman Fatih’in 2021 yılında şehit olduğunu öğrenmiş olduk. Abimin şehadet haberini almadan üç gün önce onu rüyamda gördüm. Rüyamda Fatih bana, ‘Gel beni sınırdan a,l ben eve gideceğim’ dedi. Üç gün sonra da şehadet haberi geldi.”
‘BİZ DEVLETİZ’ DİYEREK EVİ TALAN ETTİLER, ABİMİN FOTOĞRAFINA TÜKÜRÜP YERE ATTILAR!’
Bugün barıştan söz edildiğini ancak yaslarında bile rahat bırakılmadıklarını belirten Aydın, abisi Fatih’in taziyesini kurmalarıyla baskıların baş gösterdiğine dikkat çekti. Taziyelerin başladığı günlerde kendini devlet olarak tanıtan dört sivil şahıs tarafından evinin basıldığına işaret eden Aydın, yaşananları şöyle anlattı: “Abimin ve amca oğlumun şehadet haberini aldıktan sonra taziyeler için amcalarımız ve abilerimi memlekete gönderdim. Ümraniye’deki eve gittim. Yanlış hatırlamıyorsam 22 Ağustos’tu. Eve geldikten 15 dakika sonra kapı çaldı. Kapıda sivil giyimli dört kişi vardı. Kimsiniz? diye sorduğumda aralarından biri direkt göğsüme vurarak, ‘Biz devletiz’ dedi ve içeriye zorla girdiler. Gösterdikleri kimlikte MİT Müsteşarlığı yazıyordu. Ne istediklerini sorduğumda, ‘Biz devletiz, istediğimizi yaparız’ cevabını verdiler. Evi talan ettiler. Aralarından biri komodinin üstünde duran Fatih abimin fotoğrafına yöneldi, üstüne tükürerek yere attı. Tam basacaktı, resmi aldım, tekrar yerine koydum. Sonra çekip gittiler. En çok da abimin fotoğrafının üzerine tükürüp yere atmaları zoruma gitti. Daha sonra milletvekillerine haber verdik. Araştırdığımda MİT Müsteşarlığından gelinmediğini öğrendik. Muhtemelen gelenler polisti. Hala kim olduklarını öğrenemedik.”
‘ÖNCE ZİHNİYETİN DEĞİŞMESİ LAZIM!’
Eve baskın yapanların araştırılması için suç duyurusu yapacaklarını belirten Aydın, yaşananlara şöyle tepki gösterdi: “Bu nasıl bir süreçtir ki biz yastayken gelip evimizi talan ediyorlar? Böyle çözüm süreci, böyle barış olur mu? Evi basıyorlar. Eşimin mahremine, odasına girip elbiselerini karıştırıyorlar, yatakları yere atıyorlar. Evi darmadağın ettiler. Bu nasıl bir süreçtir ki Amedspor maçında sarı torbaları sallayabiliyorlar? Barış için önce zihniyetin değişmesi lazım. Türk toplumunda bize kinle bakanlar var. Önce bunun değişmesi lazım.”