Ulugana: Ateş Kürtlerle özdeşleşmiştir; yeniden doğuşu, direngenliği simgeler

Tarihçi Sedat Ulugana, gerillaların silahları ateşe vermesini, “Ateş kültü sosyo-tarihsel olarak Kürt halkı ile özdeşleşmiş. Direngenliği, aydınlığı ve yeniden doğuşu simgeler” diye tanımladı.

SEDAT ULUGANA CASENÊ MAĞARASININ TARİHÇESİNİ ANLATTI

Önder Apo’nun 27 Şubat çağrısı sonrası başlayan süreç, PKK’nin iyi niyet göstergesi olarak 30 kişilik bir gerilla grubu ile silah yakma töreniyle yeni bir boyuta ulaştı.

Başlarında KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat’ın bulunduğu gerilla grubu, bir tören ile 11 Temmuz sabah saatlerinde silahlarını yaktı. Gerillaların töreni düzenledikleri mağara, silahlarını teslim etme ya da gömme yerine yakmaları ise kamuoyunda çok tartışıldı.

Tartışmaları, Kürt tarihi üzerine araştırmalarda bulunan Sedat Ulugana ANF’ye değerlendirdi. Ulugana, tören alanı seçimi ve ateş ritüelinin tarihsel olarak ne ifade ettiğini açıkladı.

‘BU MAĞARA TARİH BOYUNCA DİRENEN KÜRTLERE EV SAHİPLİĞİ YAPTI’

Törenin son derece anlamlı olduğunu belirten Ulugana, tören için seçilen mekan ile ilgili şunları söyledi, “Son derece anlamlı bir tören... Ciddiyet ve disiplin ile gerçekleşti seremoni. Mekan seçiminin tarihsel arka planı var. Antik olan bu mağara büyük ihtimal tarih boyunca direnen Kürtlere ev sahipliği yaptı.

Ama kesin bildiğimiz şu: Casenê mağarası Mîr Babanzade Abdurahman'ın 1806-1808 yıllarını kapsayan direnişine ev sahipliği yaptı. Mîr buraya sığındı, iki yıl boyunca Osmanlı'nın zorba paşasına darbe vurdu. Sonra 1920'lerde İngilizlere karşı savaşan Şêx Mehmud ve arkadaşlarının sığınağı oldu bu mağara. Akabinde Baas rejimine karşı savaşan Mam Celal'in.

Yani Kürdistan’daki bütün sömürgeci yapılara karşı direniş yuvası oldu. Barış iradesinin burada tecessüm etmesi de, bu bağlamda güçlü bir mesaja maliktir. Şahsen ben bu töreni ‘halkımız ile özdeşleşen evimize yani dağlarımıza sırtımızı dayayarak tarih boyunca direndik. Barışa şans verme adına direnişin simgesi olan bu mağarada direniş aparatını teslim etmiyoruz, kendi irademiz ile yakıyoruz’ olarak okudum.”

‘ATEŞ KÜRT HALKI İLE ÖZDEŞLEŞMİŞ, DİRENGENLİĞİ, YENİDEN DOĞUŞU SİMGELER’

Silahların yakılmasına da değinen Ulugana, ateşin Kürt tarihinde önemli bir yeri olduğunu, Kürtlerin ateş ile tanımlandıklarını belirterek, şöyle devam etti, “1000’li yılların başında Arap müelliflerin ortak bir tanımı var Kürtler için: "Rivayet odur ki; Allah bütün insanları topraktan, bu Kürtleri ise ateşten yarattı" diye. Ateş kültü sosyo-tarihsel olarak Kürt halkı ile özdeşleşmiş. Direngenliği, aydınlığı ve yeniden doğuşu simgeler. Dünya mitolojisinde Ateş yaşamın miladıdır, bilimsel olarak da dünyanın çekirdeği ateştir. Toprağı var eden, dağı şekillendiren, sonra o dağı eritip ovaya dönüştüren de ateşin kendisidir. “