Sorumluluk artık devlette!

Önder Apo’nun çağrısı sonrası başlayan sürecin Başûr’da gerçekleşen silah yakma töreni ile yeni bir aşamaya geldiğini belirten siyasetçiler sorumluluğun artık devlette olduğuna dikkat çekti.

BARIŞ SÜRECİ

27 Şubat’ta Önder Apo tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla başlayan süreç, Başûr’da gerçekleşen silah yakma töreniyle kritik bir eşiğe ulaştı.

Özgürlük Hareketinin üst düzey kadrolarının da yer aldığı törende silahların yakılmasını ANF’ye değerlendiren siyasetçiler, bu gelişmeyi Kürt siyasi hareketinin barış konusundaki kararlılığını ve Önder Apo’nun ortaya koyduğu iradenin sahadaki yansıması olarak yorumladı, sürecin bundan sonraki gelişimi için devlet ve hükümete sorumluluklarını hatırlattı.

KÜRKÇÜ: SİLAH BIRAKMA TÖRENİ BİR İRADE BEYANIDIR

HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, silah yakma törenini tarihi bir eşik olarak değerlendirdi. Önder Apo'nun 27 Şubat’ta yaptığı çağrı ve sonrasında yaşanan siyasal gelişmelerin geldiği aşama itibarıyla bu törenin düzenlendiğini belirten Kürkçü, şunları belirtti: “Bu görüntüler, görüşmelerde varılan mutabakatların teyidinden ibarettir. Silahların sembolik olarak yakılması, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu iradenin somut göstergesidir. Ancak esas mesele, devlet ile Abdullah Öcalan, dolayısıyla Kürt halkı ile Türkiye arasındaki ilişkilerin henüz belirgin bir formata oturmamış olmasıdır. Önümüzdeki süreç, siyasi mücadele ve müzakerelerle bu ilişkinin formatlanması üzerine olacaktır. Kan dökülmeden ilerleme konusunda ortak bir anlayış sağlandığı anlaşılıyor. Ancak bunun için toplum vicdanı dışında somut ve bağlayıcı bir güvenceden söz etmek mümkün değil. Devlet, toplumdaki güç dengelerini yansıtır, bu dengelerde kısa vadede bir güç kayması olmazsa süreç aynı eksende devam edecektir.

Ancak devlet, eninde sonunda bir toplumsal gücün egemenliğidir. Egemenliği paylaşmak tarih boyunca hiç de kolay olmamıştır. Bütün yazılı tarih, egemenliğin icrası veya paylaşımı çevresindeki mücadelelerin kaydıdır. Önümüzdeki süreç zor ve sert siyasi tartışmalara sahne olabilir. Sürecin toplumun çoğunluğu için olumlu sonuç vermesi açısından ezilenler kutbunda yeniden örgütlenme, doğru perspektiflerin belirlenmesi ve siyaseten güçlendirilmesi şart. Siyaset boşluk tanımaz. Kürt hareketinin, halkın desteğiyle siyasal alanı daha da merkezileştirmesi gerekir. Yeni dönemde atılacak adımların başarısı, tamamen halkın iradesine ve siyasi hazırlık seviyesine bağlıdır. Yeterli bir hazırlık sürecinin yaşanıp yaşanmadığı, sürecin en kritik sorunudur” diye konuştu.

SARITAŞ: SÜRECİN KADERİ DEVLETİN ATACAĞI ADIMLARA BAĞLI

Siyaset Bilimcisi Mehmet Zahir Sarıtaş, Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'yla başlayan sürecin Başûr’da bir grup gerillanın silahlarını yakmasıyla birlikte tarihi bir eşiği aştığını belirterek, “Bu sembolik eylem, sadece bir iyi niyet göstergesi değil, aynı zamanda Kürt tarafının barışa ve demokratik çözüme olan kararlılığının açık bir beyanıdır. Sayın Öcalan öncülüğünde gelişen bu sürecin örgüt içinde ciddi bir hazırlıkla yürütüldüğü ortaya çıkıyor. Özellikle 12. Kongrede alınan fesih kararı bu hazırlığın ve kararlılığın açık somut ifadesi oldu. Bugün örgütün üst kademesinde kadroların sembolik silah bırak töreninde yer alması, bu adımın yüzeysel değil, stratejik ve örgütsel bir derinliğe sahip olduğunu gösteriyor. Kürt siyasi hareketi bu noktaya tarihsel tecrübe, güçlü bir irade ve toplumsal bir hazırlıkla ulaşmıştır. Bu da çözüm ve barış konusunda sorumluluğun ciddiyetle ele alındığını net bir biçimde ortaya koymaktadır” dedi.

Gelinen aşamada sürecin kaderini belirleyecek olan tarafından artık devlet olduğunu ifade eden Sarıtaş, “Türkiye kamuoyunun ve Kürt halkının ortak beklentisi, devletin bu tarihi adıma gecikmeden somut ve yapısal adımlarla karşılık vermesidir. En başta, meclis çatısı altında barışı ve çözümü kurumsallaştıracak bir komisyonun oluşturulması elzemdir. Bunun yanı sıra, hasta tutsaklar başta olmak üzere siyasi cezaevlerindeki hukuki durumun yeniden ele alınması bir iyi niyet adımı olarak hemen devreye girmesi lazım. Sayın Öcalan’ın vurguladığı gibi, sürecin hukuki ve anayasal bir zemine oturtulması için adımların hızlıca atılması gerekiyor. Bu yalnızca bir silah bırakma meselesi değil, yüz yılı aşkın bir süredir çözümsüz bırakılmış Kürt meselesinin demokratik, meşru ve kalıcı çözümü için tarihi bir fırsattır. Yeni anayasa tartışmaları da bu çerçevede ele alınmalı; Kürt halkının kimliğinin, kültürünü, siyasal iradesini tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde yeni bir toplumsal sözleşmenin inşasına odaklanılmalıdır. Devletin bu süreci sadece güvenlik ekseninde değil, aynı zamanda siyasal, toplumsal ve anayasal düzlemde değerlendirmesi; barış ve ortak gelecek inşası adına kaçırılmaması gereken bir sorumluluktur” şeklinde değerlendirme yaptı.

DEMİR: KÜRT TARAFI SÜREÇ İÇİN GÖREVİNİ YERİNE GETİRDİ

DBP Van İl Eş Başkanı Cemal Demir de, Kürt sorununun çözümüne ilişkin gelinen aşamayı, tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Özellikle 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısından bu yana Kürt tarafının, demokratik siyaset ve toplumsal uzlaşıyı temel mücadele biçimi olarak benimsediğini tarihi bir adım ile ortaya koyması açısından önemli olduğunu vurgulayan Demir, “11 Temmuz’da sembolik olarak silahların imha edilmesiyle güçlü bir irade gösterilmiştir. Tüm bu gelişmeler, Kürt tarafının çözüm konusunda ne denli ciddi, hazırlıklı ve sorumlu davrandığını ortaya koymaktadır. Bu noktada, sürecin ilerleyebilmesi için belirleyici olan unsur artık devletin tutumudur.

Şimdi Kürt kamuoyu ve Kürt siyasetinin ortak beklentisi, devletin bu tarihi fırsatı değerlendirmesi ve karşılık vermesidir. Meclis çatısı altında bir barış ve çözüm komisyonun kurulması, hasta ve siyasi tutsaklarla ilgili düzenlemelerin yapılması, demokratik siyaset zeminin güçlendirecek adımların atılması lazım. Bu sürecin hukuki, yasal bir zemine oturtulması demokratik bir inşa sürecin başlatılması kaçınılmazdır. Bu gelişme Kürt sorunun çözmeye hizmet edeceği gibi, Türkiye’nin demokratikleşmesinin de önünü açacak tarihi bir adımdır. Sürecin kalıcı bir çözüme evrilmesi, toplumsal mutabakatı ve birlikte yaşam iradesini güçlendirecek. Bu nedenle bu fırsat heba edilmemelidir” diye konuştu.

KORKMAZ: DEMOKRATİK SİYASETİN SORUMLULUĞU ARTIYOR

Zürih Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Uzmanı Toros Korkmaz, Önder Apo’nun son videolu çağrısı ve PKK’nin silah yakma eylemini, “Bu tarihsel bir gelişme, çok önemli bir dönüm noktasıdır. Sadece Türkiye açısından değil, bütün Ortadoğu ve Kafkasya coğrafyasını etkileyecek kadar önemli bir gelişmedir. Kürt sorunu artık dünyayı ilgilendiriyor, çünkü sadece Türkiye’nin meselesi olmaktan çıkıp uluslararası bir boyut kazanmıştır” dedi.

Uluslararası politik güçlerin bu süreci kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalıştığını belirten Korkmaz, “Sorunun ulusal, bölgesel ve uluslararası boyutları var. Bu yüzden müzakere sürecindeki metinlerdeki kelimelere takılmamak, metnin genel vizyonuna odaklanmak gerekiyor.

Türkiye’de ve genel olarak Ortadoğu’daki Türklerin birliği çok önemli. Rojava modeli gibi, Kürtlerin yaşadığı tüm bölgelerde uygulanacak demokratik yönetim modelleri geliştirilmelidir. Kürt meselesinin çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu süreç Türkiye’nin eski halinden çıkıp daha demokratik bir ülke olmasını sağlayacak. Türk halkı ve demokratik kamuoyunun bu sürece büyük bir sorumlulukla yaklaşması gerekiyor. Demokratik siyaset daha fazla inisiyatif almalı, örgütlenmeli ve güçlü kurumlar kurmalıdır. Sayın Öcalan’ın altını çizdiği gibi, bu kurumlar yukarıdan değil, aşağıdan yukarıya doğru inşa edilmeli” şeklinde konuştu.

Gerillanın silah yakma eylemini de değerlendiren Korkmaz, şöyle devam etti: “Bu irade beyanıdır. Bunu bir teslimiyet şeklinde tartışmak doğru değil, sembolik bir adımdı. Bu süreç müzakerelerle devam edecek. Siyasal zeminin güçlendirilmesi ve hukuki reformların yapılması şarttır. Aksi takdirde, silahlı mücadele yeniden başlayabilir, bu ihtimal her zaman vardır. Bu adım tarihi ve önemlidir. Batı dünyasında Kürt hareketi uzun zamandır terörle ilişkilendiriliyordu. Bu adımlar bu algıyı değiştiriyor, Kürt hareketi siyasal bir pozisyonda görülecek. Artık demokratik siyaseti terör olarak görmek, kurumları yasaklamak ya da siyasetçileri gözaltına almak çok daha zor olacak. İşin en önemli boyutlarından biri budur. Silah bırakma tamamen semboliktir. Müzakereler önem kazanıyor. Artık zihin güçlendirilmesi ve siyasal zeminin güçlendirilmesi üzerinde durmalıyız. Eğer hukuki ve siyasi reformlar yapılmazsa, silahlı mücadele yeniden başlayabilir, bu olasılık her zaman vardır.”

ÖZSOY: BU ADIMLAR KÜRT TARAFININ KARARLILIĞINI GÖSTERİYOR

Kürt Siyasetçi Dr. Hişyar Özsoy ise hükümetin Kürt sorununa dair henüz somut bir adım atmamış olmasına rağmen, Kürt tarafının gösterdiği irade ve kararlılığın çok önemli olduğunu vurguladı. Hükümetin kamuoyunun beklediği adımları atmamasına rağmen, Önder Apo'nun mesajlarının ve PKK’de bir grubun sembolik silah bırakma eyleminin büyük bir irade ve kararlılığı gösterdiğini kaydeden Özsoy, şöyle devam etti: “Kürt tarafı çok net; 'demokratik siyaset ve barış için imkanlar oluşursa her türlü katkıyı sunmaya, her türlü fedakarlığı yapmaya, silah bırakmaya hazırız' diyorlar. Bu noktada kuşkuları giderecek önemli ve tarihi bir adımdır.

Sayın Abdullah Öcalan ve Kürt siyasi hareketi her türlü irade ve kararlılıkla ‘biz buradayız, müzakere edelim, sorunu siyasetle çözelim’ diyorlar. Bu çok tarihi bir adım, ilk defa bir Kürt hareketi kendi kararlarıyla silahlı mücadeleye son vermek ve yeni bir başlangıç için inisiyatif almıştır. Yeni başlangıç, demokratik toplum inşa etmek, barışçıl yöntemlerle Kürt sorunun çözümüne kapı aralamak demek. Bu zaten yapılan açıklamalarla net ifade edildi. Şimdi artık top hükümette. Yarın Cumhurbaşkanı'nın bir açıklaması olacak. Umarız, bu fırsat siyasi çıkarların gölgesinde heba edilmez. Kürt sorunu partiler üstü, seçim üstü bir sorun olarak ele alınmalıdır. PKK tarafının, Sayın Abdullah Öcalan’ın attığı adımlara devlet tarafı da ciddi adımlarla karşılık vermesi gerekir. Toplum beklentisi bu yönde. Meclisin açık kalması, komisyonların kurulması ve meclisin yaz boyunca çalışma gerekiyor. Karşılıklı güven artıcı ve diyalog kurucu adımların zaman kaybetmeden atılması gerekiyor. Toplumda bir beklenti oluşmuştur. Kürt tarafı adımlarını kararlılıkla atıyor” dedi.

Hükümetin bu konuda daha net ve açık bir tavır sahibi olması gerektiğinin altını çizen Özsoy, “Hükümet şu ana kadar adım atmakta ketum davrandı. İnfaz yasasında beklenen değişiklikleri bile yapmadı. Bu durum demokratik kamuoyu tarafından hayal kırıklığı yarattı. Bu rağmen Sayın Öcalan ve Kürt tarafı ısrarla adım atıyor, hükümeti pozisyon almaya zorluyor. Ancak henüz istenilen iyi niyet adımları atılmış değil; bunu ifade etmek gerekir. Sembolik silah bırakma eylemi tarihsel ve son derece ciddi bir adımdır. Dileriz, bu yeni bir sürecin başlamasına vesile olsun. Kaygılarımız var, ihtiyatlı yaklaşıyoruz, geçmiş deneyimler bunu gerektiriyor. Ama umarız ve yanılırız ve Türkiye ile Kürdistan’da siyasetin önü açılır. Bundan sonra artık ölmeden öldürmeden sorunları çözmek için yeni bir siyasal alan oluşur” diyerek konuşmasını sonlandırdı.