Besile Narin: Savaş annelerin gözyaşıdır, artık yeter

Şehit düşen HPG gerillası Şervan Pîr’in annesi Besile Narin, oğlunun çocukluk yıllarını, gerilla saflarına katılışını ve şehadetinin ardından yaşadığı acıyı anlattı. Besile Narin, “Savaş annelerin gözyaşıdır. Artık yeter, barış istiyoruz” dedi.

BESİLE NARİN

Şehadeti açıklanan Amed doğumlu HPG gerillası Şervan Pîr (Ozan Narin), 6 Nisan 2018’de Xakurkê’de şehit düştü. 2006 yılında gerilla saflarına katılan Şervan Pîr, Garê ve Zap başta olmak üzere farklı alanlarda mücadele yürüttü.

Şervan Pîr’in annesi Besile Narin, oğlunun çocukluk yıllarından gerilla saflarına katılışına, ailesiyle kurduğu bağdan mücadele sürecine ve şehadetinin ardından yaşadıklarına ilişkin ajansımıza konuştu.


‘ŞERVAN ÇOK DUYARLI, TEMİZ BİR ÇOCUKTU’

Şervan’ın çocukluk yıllarını anlatırken duyarlı kişiliğine dikkat çeken Besile Narin, oğlunu şöyle anlattı: “Şervan çok küçüktü. Kalbi sıcacıktı, insani yönüyle çok iyi bir çocuktu. Her zaman kendisini, arkadaşlarını, komşularını ve bütün aileyi düşünürdü. Öyle duyarlı, öyle temiz bir insandı. Her zaman derdi ki: ‘Ben okuyorum, avukat olacağım. Avukat olacağım ki en azından ihtiyacı olanların yanında olayım, onlara yardımcı olayım. Hiçbir zaman da onlardan para almayacağım, sadece o sıcaklıkla yanlarında duracağım.’

Bir anne olarak bu benim çok hoşuma giderdi. Güzel bir duyarlılığı, yüreğe dokunan berrak bir sesi vardı.”

‘HAYALLERİMİZ ÇOCUKLARIMIZLA BÜYÜMEKTİ’

Bir anne olarak çocuklarının geleceğine dair hayaller kurduğunu söyleyen Besile Narin, Şervan’ın da bu hayallerin önemli bir parçası olduğunu ifade etti:

“Her anne, her baba, her aile evlatlarıyla yaşar. Yaşam onlarsız olmaz, yarım kalır.  Bizim hayalimiz de gençlerimizle ilgiliydi. Bir gün büyüyecekler, onları evlendireceğiz, çocuklarını yanımızda göreceğiz, çok büyük bir aile olacağız. Zaten üç çocuğum vardı.

Şervan mavi gözlüydü, nazar değmesin diye bakmaya kıyamazdık. Gözleri dedesine çekmişti. ‘Küçücüksün ama çok büyük şeyler konuşuyorsun, beyninde de kalbinde de büyük şeyler yaşatıyorsun’ derdim ona. Şervan ise buna, ‘Ben böyleyim, böyle gördüm ve böyle yaşatıyorum’ diye karşılık verirdi hep. Benim oğlum çok temiz ve çok merhametliydi.”

‘2016’DA OKULA GİTTİ VE BİR DAHA GERİ DÖNMEDİ’

Şervan’ın 2016 yılında gerilla saflarına katılmak üzere evden ayrıldığı günü anlatan Besile Narin, yaşadıklarını şöyle ifade etti:

“2016 yılında bir gün okula gitti ve geri dönmedi. Ona telefon ettim, cevap vermedi. Çıkarken bana ‘Anne, arkadaşımın doğum günü var, arkadaşlarla onun yanına gidiyoruz, bu gece orada kutlayacağız’ demişti. Ben de tamam demiştim. Saat 10-11 olduğunda kutlama bitmiştir diye tekrar aradım ama telefona cevap vermedi. Tanıdığımız arkadaşlarına, ailelere, yanımızda olan herkese haber verdik. Gören var mı, durum nedir diye aradık ama herkes görmediğini söyledi.

Herkes ‘görmedik’ deyince insanın ciğeri yanıyor, içine bir ateş düşüyor. En sonunda odasına gittim, yastığının yanına oturdum. ‘Oğlum acaba neredesin? Neden bana ses vermiyorsun, neden telefonun kapalı?’ dedim. Elimi yastığa attığımda, altında yazılmış bir mektup buldum. Onu kaldırdığımda anladım; mektup bırakmış, artık burada değildi.

Mektubu açtığımızda bir mektup gibi değildi, sanki bir şiirdi. Öyle güzel kelimelerle, öyle bir sıcaklıkla yazmıştı ki. Şaşırdım. Acaba bir haftadır mı yoksa bir aydır mı yazıyordu bu mektubu dedim. Her kelimesinde güzel şeyler söylemişti; halktan, güzellikten, kimlikten bahsetmişti. ‘Tanınmıyoruz, biz kimiz bilmiyoruz, kimliğimiz yok’ diyordu. Pek çok şey anlatmıştı.

Mektubu okuduktan sonra Şervan’ın gerilla saflarına katıldığını anladım. Bunu söylerken bile insanın yüreği yanıyor. Yürek diyor ki artık o senden uzaklaştı, onu bir daha göremeyeceksin.

‘SAVAŞ ANNELERİN GÖZYAŞIDIR’

Savaşın toplumda yarattığı yıkıma dikkat çeken Besile Narin, “Sırf onurlu bir barış olsun, bir arada insanca yaşayabilelim diye mücadele ettim. Çünkü savaş yıkımdır, derttir, kederdir; savaş, annelerin gözyaşıdır. Anneler derken sadece Kürt annelerini de kastetmiyorum; dili, kimliği, kültürü ne olursa olsun hiçbir insan ölmeyi, hiçbir anne de ağlamayı hak etmiyor. Bu yüzden Türkiye’de barışın büyük bir ihtiyaç olduğunu söyledik. Artık yeter dedik, 50 yıldır süren bir savaş var ve insanlar gerçekten nefes alamıyor. Nefes almak bile bize çok zor geliyor artık” dedi.

‘İKİ EVLADIMIZI DA ŞEHİT VERDİK’

Şervan’dan önce Rojava’da bir oğlunu daha şehit verdiğini söyleyen Besile Narin, “Bu benim kaybettiğim ikinci evladım, Nışat’ımız da Rojava’da şehit düşmüştü. Her iki kardeşi, iki evladımızı da şehit verdik. Onlar bu halk için onurlu bir şekilde şehit düştüler. Onlar şehit düştükten sonra artık eskisi gibi olmam çok zor.  Şimdi artık hiçbir zaman tam olamıyorsun, yarım bir hayata başlıyorsun. Ben şu an böyle hissediyorum, çünkü yarım kaldık” diye konuştu.

‘HALKIMIZIN DESTEĞİ ÇOK KIYMETLİ’

Yaşadıkları acının yanında halkın kendilerine verdiği desteğin de kendileri açısından önemli olduğunu vurgulayan Besile Narin, şunları kaydetti: “Koşuyolu Parkı’nda binlerce insan bir araya geldi, elimizi tuttu, ‘Biz sizin yanınızdayız, geri adım atmıyoruz’ dedi.

Önceden oturduğumuz yerde yalnızdık ama şimdi binlerce insan burada duruyor, çok şey değişti. Bu destek bizim için çok değerliydi. Halkımızın desteği bize güç verdi.

Artık biz anneler, daha fazla ölüm yaşanmadan, ailelerin yeni acılarla karşılaşmadığı, insanların kimliği, dili ve kültürüyle eşit ve özgür yaşayabildiği onurlu bir barış işitiyoruz.”