Cumartesi Anneleri Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 1121’inci haftasında gözaltında kaybettirilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu.

CUMARTESİ ANNELERİ

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1121’incisini İstanbul Beyoğlu’ndaki Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi.

Bu haftaki eylemde, 13 Eylül 1980’de Erdexan’ın Golan (Göle) ilçesine bağlı Oxçi (Okçu) köyündeki evinden gözaltına alındıktan sonra kaybettirilen Cemil Kırbayır’ın akıbeti soruldu, faillerin bulunması ve yargılanması istendi.

Eyleme katılanlar, katledilen ve kaybettirilenlerin fotoğrafları ile karanfiller taşıdı.

‘ZAMAN AŞIMI CEZASIZLIĞIN ARACINA DÖNÜŞÜYOR’

Kayıp yakını İkbal Eren, Kırbayır dosyasında devletin etkin bir soruşturma yürütmediğini belirterek, “Bir insan gözaltında kaybedildiğinde devletin görevi, onun akıbetini ortaya çıkarmak, gerçeği araştırmak, sorumluları belirlemek ve adaletin önünü açmaktır. Ancak etkin soruşturmalar yapılmaz, tanıklar dinlenmez, deliller toplanmaz, sorumlular hesap vermeden yıllar geçirilir ve ardından ‘zaman aşımı doldu’ denilerek dosyalar kapatılırsa, burada yalnızca bir hukuk kuralının uygulanmasından söz edilemez. Bu, zaman aşımı kurumunun devletin yıllarca yerine getirmediği soruşturma yükümlülüğünün üzerini örten bir kalkan haline getirilmesidir” dedi.

26 yaşındaki Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır’ın 13 Eylül 1980’de evinden gözaltına alındığını hatırlatan Eren, önce Göle’deki 247’nci Piyade Alayı’na, ardından Kars Emniyet Müdürlüğü’ne ve gözetim evi olarak kullanılan Kars Eğitim Enstitüsü’ne götürüldüğünü belirtti.

Eren, ailenin 8 Ekim’den sonra Kırbayır’ı sormaya gittiğinde “Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin” yanıtını aldığını ve o tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamadığını söyledi.

‘BEN ÖLMEDEN OĞLUMU BULUN’

Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’ın oğlunun akıbetini öğrenmek için yıllarca mücadele ettiğini hatırlatan Eren, 5 Şubat 2011’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüştüğünü ve “Ben ölmeden oğlumu bul” talebinde bulunduğunu aktardı.

Bu görüşmenin ardından Meclis Araştırma Komisyonu kurulduğunu belirten Eren, komisyonun döneme ilişkin belgeleri incelediğini, Kırbayır’ı sorguda gören tanıklar ile sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştüğünü söyledi.

Eren, “Raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninin, ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı tespit edildi. Böylece Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedildiği, devletin kendi kurduğu Meclis Araştırma Komisyonu tarafından ortaya konuldu” dedi.

Komisyonun Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu ve dosyanın yeniden açıldığını hatırlatan Eren, 25 Şubat 2020’de Adalet Bakanlığı’nın Yargıtay’a başvurarak zaman aşımı bakımından “kanun yararına bozma” talebinde bulunduğunu, Yargıtay 8’inci Ceza Dairesi’nin de bu talebi kabul ettiğini kaydetti.

‘SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Kırbayır dosyasında zaman aşımının cezasızlığın aracına dönüştürüldüğünü söyleyen Eren, şöyle devam etti:

“Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilişinin 46’ncı yılında bir kez daha söylüyoruz. Gözaltında kaybetme suçunda zaman aşımı işletilemez. Devletin etkin soruşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirmeyip yıllarca dosyaları sürüncemede bırakması, ardından ‘zaman aşımı doldu’ diyerek soruşturma ve kovuşturmaları kapatması yalnızca bir usul sorunu değildir. Bu, hukukun inkârıdır. Cezasızlığın kurumsallaştırılmasıdır. Cemil Kırbayır’ın akıbeti açıklanana, onu gözaltında kaybedenler yargılanana kadar Berfo annemizin bıraktığı yerden sormaya devam edeceğiz.”

‘DEVLET ZAMAN AŞIMINI ÖRTBAS ARACI OLARAK KULLANIYOR’

Kırbayır ailesinin avukatlarından Eren Keskin de Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Zorla Kaybedilmeye Karşı Sözleşmesi’ni imzalamamasına dikkat çekti.

Keskin, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Birleşmiş Milletler Gözaltında Kayıplara Karşı Sözleşme’yi imzalamıyor. Çünkü imzalarsa zaman aşımı durumu ortadan kalkacak. Devletin zaman aşımını bir örtbas aracı olarak kullandığını, zaman aşımını kullanarak bu tür faili meçhul cinayetlerin, faili bulunabilecek cinayetlerin üstünü örttüğünü görüyoruz” dedi.

‘KARDEŞİN ANARŞİSTTİR’

Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır ise ailesinin yaşadıklarını anlattı.

Kırbayır, “Devletin gözaltında kaybettiği insanların aileleri ne çekti, hangi travmaları yaşadı? Her canlı dünyaya gelir, ölümle yüzleşir ama bizimki farklı bir durum. Benim kardeşim katledildi” dedi.

Kardeşini aradığı dönemde yaşadıklarını anlatan Kırbayır, “O dönem komutana, ‘Kardeşimi 13 Eylül’de sizin aldığınıza dair duyum aldım’ dedim. Komutan, ‘Senin kardeşin anarşisttir’ dedi. Kars’ta mücadele ettim, kaymakam beni çağırdı. ‘Sürgün edildin, bundan sonraki hayatını Karaman’da sürdüreceksin’ dediler” ifadelerini kullandı.

Bu süreçte babasını ve bir diğer kardeşini de kaybettiğini belirten Kırbayır, annesi Berfo Kırbayır’ın yaşamı boyunca oğlunun bulunmasını istediğini hatırlatarak, “Dönemin başbakanı ile görüşme yapıldı. Sadece başsağlığında bulundular. Hiçbir sonuç alınmadı” diye konuştu.