Kayıp yakınları: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz

Amed, Êlih ve Colemêrg’de bir araya gelen kayıp yakınları, kayıpların akıbetinin açıklanmasını ve faillerin yargılanmasını istedi. Açıklamalarda, tüm kayıpların akıbeti ortaya çıkarılana kadar mücadeleden vazgeçilmeyeceği vurgulandı.

KAYIP YAKINLARI

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınlarının “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla sürdürdüğü eylemler bu hafta da devam etti. Amed’de İbrahim Gündem’in akıbeti sorulurken, Êlih’te Hatice Atalay’ın, Colemêrg’de ise Sait Akın’ın katledilmesinden sorumlu olanların yargılanması talep edildi.

AMED'DE 919'UNCU HAFTA

İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 919’uncu haftasında Rezan ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde adalet ve hakikat talebi yinelendi.

Açıklama öncesinde konuşan Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, barışın geçmişle yüzleşmeden sağlanamayacağını belirterek, “Bir kez daha ifade ediyorum ki adalet sağlanmadan taziye kurulmadan yas bitmez, yas bitmeden barış da sağlanamaz” dedi.

Ardından İHD Amed Yönetim Kurulu üyesi Bawer Çindemir, 25 Eylül 1991’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan İbrahim Gündem’in hikayesini anlattı. Gündem’in 1952’de Hezro’nun Qenderhel Mahallesi’nde doğduğunu, evli ve 9 çocuk babası olduğunu belirten Çindemir, ailesinin çiftçilik ve hayvancılıkla geçindiğini aktardı.

Çindemir’in anlatımına göre, Üsteğmen Kenan Şahin ve beraberindeki askerler, gece saat 01.00 sıralarında Ahmet Gündem’in evine baskın düzenleyerek İbrahim Gündem’i gözaltına aldı. Sabah serbest bırakılacağının söylenmesi üzerine karakola giden Ahmet Gündem’e, İbrahim Gündem’in gözaltına alınmadığı yanıtı verildi. İl Jandarma Alay Komutanlığı’na da başvuran Ahmet Gündem, burada tehdit ve hakaretlerle karşılaştı.

ANNESİ OĞLUNUN AKIBETİNİ ÖĞRENEMEDEN YAŞAMINI YİTİRDİ

Çindemir, Ahmet Gündem’in evinin 15 Şubat 1993’te askerler ve korucular tarafından yakıldığını, 15 kişilik ailenin Amed merkeze göç etmek zorunda kaldığını söyledi. İbrahim Gündem’in annesi Meyrem Gündem’in de yıllarca oğlundan gelecek haberi beklediğini ancak akıbetini öğrenemeden yaşamını yitirdiğini belirtti.

Çindemir, “Bir kez daha bu meydanda haykırıyoruz. İbrahim Gündem ve diğer tüm kayıplarımızın akıbeti ortaya çıkana kadar bu mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Eylem, İbrahim Gündem ve faili meçhul siyasi cinayetlerde yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.

HATİCE ATALAY'IN FAİLLERİ SORULDU

İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 755’inci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde toplandı. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme insan hakları savunucuları ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

Bu hafta, 10 Eylül 1996’da Amed’in Pîran ilçesinde katledilen Hatice Atalay için adalet istendi. İHD üyesi Hüseyin Elçi, Atalay’ın oğlu Hacı Atalay’ın anlatımını okudu.

Aktarılan anlatıma göre Hatice Atalay, eşi ve komşuları Hatice Akkoç ile gece saatlerinde Dicle Emniyet Müdürlüğü karşısındaki sebze bahçelerini sulamaya gitti. Sulama sırasının kendilerinde olduğu önceden Emniyet Müdürlüğü’ne bildirilmişti. Bahçeyi suladıkları sırada, özel harekat timlerinin bulunduğu Ziyaret Tepesi yönünden uzun namlulu silahlarla ateş açıldı.

Hacı Atalay’ın anlatımında, babasının ateşin kesilmesi için Emniyet Müdürlüğü’ne koştuğu ancak tehdit edildiği belirtildi. Yaralanan Hatice Atalay’ın hastaneye götürülmesinin sabaha kadar engellendiği, savcı ve doktor olay yerine getirildiğinde ise Atalay’ın yaşamını yitirdiği aktarıldı. Emniyet yetkililerinin olayla bağlantıları olduğunu reddettiği ifade edildi.

Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı.

GEVER'DE SAİT AKIN İÇİN ADALET TALEBİ

İHD Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 245’inci haftasında Gever’deki Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Kayıpların ve yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde, 25 Eylül 1995’te Karlı köyünde katledilen Sait Akın’ın faillerinin yargılanması istendi.

Açıklamayı okuyan İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş, konuşmasına Musa Anter’i (Apê Musa) anarak başladı. Akbaş, “Tıpkı 90’lı yılların diğer insanlık suçlarında olduğu gibi, Musa Anter davası da devletin cezasızlık politikasının bir sonucu olarak hafızamıza kazındı” dedi.

Ardından Sait Akın’ın hikayesini aktaran Akbaş, Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul komutasındaki askerlerin Karlı köyüne baskın düzenlediğini, köylüleri meydanda toplayarak erkeklere ailelerinin önünde işkence yaptığını söyledi.

Akbaş’ın anlatımına göre, köy yakınındaki bir sığınağı göstermeleri istenen köylüler operasyon bölgesine götürüldü. Sığınağın bulunduğu alanda kazı yapmaya zorlanan Sait Akın, karşı çıkması üzerine işkenceye uğradı. Zorla alana gönderilen Akın, kazıya başladığı sırada meydana gelen patlamada yaşamını yitirdi.

HUKUKİ GİRİŞİMLERİN ÖNÜNE SET ÇEKİLDİ

Akbaş, Yurdakul’un tüm köylülerin öldürülmesi emrini verdiğini, köyden kaçabilenlerin dönemin Hakkari milletvekiline ulaşmasının ardından valinin bölgeye gelmesiyle daha büyük bir katliamın önlendiğini anlattı.

Sait Akın’ın cenazesinin Yüksekova Devlet Hastanesi önüne bırakıldığını ve İHD’li Vahap Canan tarafından teslim alındığını belirten Akbaş, gözaltına alınan 9 köylünün ise işkence gördükten sonra 11 günün sonunda adliyeye sevk edilmeden serbest bırakıldığını söyledi. Köylülerin ve Akın’ın ailesinin yaşananları anlatmamaları için tehdit edildiğini aktaran Akbaş, ailenin savcılığa yaptığı başvuruya rağmen olayın aydınlatılmadığını belirtti.

Akbaş, “Sait Akın ve akıbeti faili meçhul bırakılan yurttaşlarımız için adalet tesis edilsin. Kayıplarımızı aramaktan ve son kaybın akıbeti ortaya çıkarılana kadar mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.