‘Demokratik entegrasyon yasaları, sorununun tespiti için gerekli olan reçetedir’

ÖHD Eş Genel Başkanı Avukat Serhat Çakmak, devam eden sürecin demokratik ve yasal bir çerçeveye oturtulması gerektiğini vurgularken, demokratik entegrasyon yasalarının sorunun kaynağını tespit etmek için gerekli bir reçete olduğunu belirtti.

SERHAT ÇAKMAK

30 kişilik Barış ve Toplum Grubu’nun, 11 Temmuz’da Silêmanî’nin Dukan ilçesi kırsalındaki Şikefta Casenê (Casene Mağarası) bölgesinde düzenlediği silah imha töreninde, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Besê Hozat’ın vurguladığı “demokratik entegrasyon yasaları” söyleminin ne anlama geldiği kamuoyunda tartışılıyor.

Törene katılan ve silahların envanterlerinin de teslim edildiği Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Avukat Serhat Çakmak, demokratik entegrasyonun nasıl sağlanacağına ve hukuki zeminin nasıl oluşturulacağına dair sorularımızı yanıtladı.

‘YASAL DAYANAK SÜRECİN EN BAŞINDA YAPILMALIYDI’

Serhat Çakmak, yasal dayanağın sürecin en başından itibaren oluşturulması gerektiğini vurgularken, hala yapılmamış olmasına da dikkat çekti:

“Törendeki demokratik entegrasyon önemli bir vurguydu. Demokratik entegrasyon için yasal düzenlemelere duyulan ihtiyaç, aslında sürecin daha ilk başında karşılanmalıydı. Her iki tarafın birbiriyle görüşmeye başladığı, İmralı Heyeti’nin adaya gidişi ve adada Sayın Öcalan'ın ‘Devlet heyetiyle görüşüyoruz, bir usul oluşursa katkı sunmaya hazırız’ açıklamasından itibaren bir sürecin var olduğunu aslında her iki taraf da kabul ediyor. Bu durumda süreci işletebilmek için yasal bir zorunluluğun varlığı gerekmekte.

Anayasada düzenlenen hukuk devleti ilkesi gereği, devletin yaptığı tüm iş ve işlemler bir yasaya dayanmak zorunda. Bugün Cumhurbaşkanı'nın yaptığı her davranışın, her fiilin, her beyanatın -devlet adına atmış olduğu her bir adımın- kanunda bir dayanağı var. Sadece Cumhurbaşkanı açısından değil gerek siyasetçiler açısından gerek de devlet erkanı ya da bürokratik kişiler açısından da geçerlidir. Her birinin attığı adımın kanuni bir dayanağı var.

Şimdi burada, süreç başladığından bu yana dile getirilen şey de zaten sürece dair bir ‘şemsiye yasa’nın olması gerektiği. Ama bugüne kadar bu yapılmadı.”

‘GENEL BİR YASAL ÇERÇEVE GEREKİYOR’

Sürecin taraflarca kabul edildiğini ve belli bir aşamaya kadar geldiğini ifade eden Çakmak, devletin bu saatten sonra buna genel bir yasa çerçevesi getirmesi gerektiğini belirtti:

“Burada taraflar, müzakere masasının koşullarını fiilen oluşturmaya çalıştı. Yani olası çatmanın önlenmesi ve ateşkesin sadece sözde değil, pratikte de sağlanabilmesi için koşullar yaratıldı. Bunun son koşulu ise Süleymaniye'deki temsili silah bırakma töreni olarak değerlendirebilir.

Bu saatten sonra devletin atacağı tüm adımlara dair bir çerçeve yasanın olması gerekiyor. Yani çözüm süreçlerinin ana omurgasını oluşturacak bir yasanın varlığı gerekmekte. ‘Genel yasa’ diyebiliriz buna. Örneğin, kamuoyunda da bilinen, kendi deyimleriyle ‘Terörsüz Türkiye’ kavramını kullanıyorlar. Belki o kavramı artık yasal düzlemde de kullanmamaları gerekiyor.

Ülkedeki barış ve çatışmasızlık süreci açısından, her türlü girişimde bulunulabileceği ve her türlü görüşmenin muhataplarla yapılabileceği öngörülmeli. Bu görüşmelerin, her iki taraf açısından da olası bir sabotaja karşı hukuki korumayı içeren genel çerçevede bir yasanın varlığına kavuşması şart.

Bu yasanın alt fıkralarında, alt başlıklarında, kurulacak komisyonun görev tanımı da yer alabilir. Bu, genel çerçevedeki yasa olur. Bu yasa hem devletin sürecin ne kadar ciddiye aldığını gösterir hem de bir devletin hukuk devleti ilkesi gereği, atacağı adımların kanuni dayanağının da olması gerekliliğini yerine getirir.

Yani yarın öbür gün ‘Siz bunu neye göre, neye dayanarak yaptınız?’ denildiğinde, gösterilecek bir kanuni dayanak elzem. Bu aynı zamanda, ileride birilerinin yargılanmasının da önüne geçer.”

‘KOMİSYON, MÜZAKERE MASASIYLA UYUMLU ÇALIŞMALI’

Yasal çerçevenin elzem olduğunu vurgulayan Serhat Çakmak, ayrıca demokratik entegrasyon yasalarının, sorunun kaynağının tespiti için gerekli reçete olduğunu ifade etti:

“Silah bırakma sürecinde söylenen ‘demokratik entegrasyon yasaları’ bu ülkenin yüz yıllık sorununun asıl kaynağı olan problemlerinin tespiti için gerekli olan reçetedir. O da yine yasal değişikliklerle olacak. Entegrasyon yasaları tam da bunlar oluyor.

Bu problemin temel kaynağı neydi? Bunlar, komisyon tarafından da tespit edilecek ama bir ayağı da İmralı'daki müzakerelerle ilerleyecek. Benim öngörüm ve aslında olması gereken; Meclis’te kurulacak komisyonla İmralı'daki görüşmelerin birbiriyle uyumlu çalışması. Çünkü taraflardan biri üç adım ilerideyken diğerinin henüz ilk adımı atması olmaz.

Masada belli bir çerçevede bir şeyler tartışıldıysa, komisyonda da bunlar tartışılacak. Bu masada konuşulan değişiklik öngörüleri hem yasal işleyişi nasıl olacak hem de kamuoyu nezdinde bu değişikliğe toplum nasıl hazırlanmalı, yani kamuoyuna bu nasıl anlatılacak, şeklinde ele alınmalı. Çünkü kamuoyunun ileride bunu sahiplenebilmesi için, ciddi anlamda meseleyi de bilmesi gerekiyor.

Bu anlamda, bence komisyonun görevi iki yönlü olmalı. Birincisi, müzakere masasıyla uyumlu bir şekilde çalışması ve bu uyum kapsamında Meclis ile yasa değişiklikleri için çalışma yürütmesi. İkincisi ise, toplumsal açıdan kamuoyunun bu meseleyi sahiplenmesi sağlamak için meşru yöntemlere başvurması.

Salt sanal medya ya da medya gibi iletişim kanallarından değil, doğrudan toplumla temas edecek argümanların da kullanılması gerekiyor. Bunun yol ve yöntemlerini de ayrıca incelemesi, araştırması ve önüne bir görev olarak koyması gerekiyor komisyonun.

Şimdi çözüm ya da müzakere masasında nelerin konuşulduğunu bilmiyoruz; ama ne tür görüşmeler yapılıyorsa, bu görüşmelerin tamamı bu yüzyıllık sorunu gidermeye yetecek müzakereler olmalı. Bir tarafın ketum davranıp sürecin ilerlemesinin önüne geçecek heveslerde olmaması gerekiyor.”