Doktora giden tutsakların hastalıklarına ‘psikolojik’ tanısı konuluyor!

Amed Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsaklarla görüşen Avukat Filiz Yılmaz, sağlık hakkına erişimden mahremiyet ihlallerine, çıplak arama dayatmasından tahliyelerin ertelenmesine kadar çok sayıda hak ihlali tespit ettiklerini belirtti.

FİLİZ YILMAZ

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi avukatlar yakın zamanda Amed Kadın Kapalı Cezaevi’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretlerinde hem adli hem de siyasi tutsaklarla görüşen avukatlar, kadınların yaşadığı sorunları ve hak ihlallerini gözlemledi. Ziyarette yer alan merkezin yürütme kurulu üyesi Avukat Filiz Yılmaz; kapasite aşımı, sağlığa erişim, beslenme, hijyen, mahremiyet, ayrımcı uygulamalar ve İdare ve Gözlem Kurullarının kararlarına ilişkin çok sayıda hak ihlali tespit ettiklerini belirterek, “Kadınların hak ihlali yaşadığı durumları kayda geçirerek gerekli hukuki adımları sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Tutsakların dile getirdiği ihlalleri aktarmakla sözüne başlayan Yılmaz, ilk olarak beslenme konusunda yoğun şikâyet aldıklarını belirtti: “Yemeklerin özensiz ve sıkıntılı olduğu konusunda çokça şikâyet tarafımıza iletildi. Şeker hastası olanlara verilen diyet yemeklerinin yetersiz olduğunu, tansiyon hastası olmasına rağmen yemeklerde buna özen gösterilmediğini, yemeklerin çeşitsiz ve yetersiz olduğu için dengeli beslenmeye uygun hazırlanmadığını belirttiler. Kemik erimesi teşhisi bulunan bir mahpusun süt ve yoğurt talebi karşılanmamış. Ayrıca yemeklerin hijyenik olmadığı ve geçmiş dönemde yemeklerden kaynaklı zehirlenmeler yaşandığı da tarafımıza aktarıldı” diye konuştu.

‘KOĞUŞU GÖREN KAMERA MAHREMİYET HAKKINI İHLAL EDİYOR’

Hijyen malzemelerine erişimin de önemli bir sorun olduğunu kaydeden Yılmaz, tutsaklara temizlik ve hijyen ürünlerinin verilmediğini, tutsakların bunları kantinden karşılamak zorunda olduklarını ve kantindeki fiyatların standardın üzerinde pahalı olduğu için ürünlerin alınamadığını belirtti. Cezaevlerinde adli ve siyasi mahpuslar arasında ayrım yapıldığı yönünde ciddi iddialar bulunduğunu belirten Yılmaz, “Adli hükümlülere nazaran siyasi hükümlülere yönelik daha detaylı üst araması yapıldığını, siyasi tutsaklara kurula çıkarma dayatmasının bulunduğunu söylediler. Buna karşı yapılan protestoların ardından 3-4 yıl önce koğuşlara kamera yerleştirildiğini, bu konuyu Anayasa Mahkemesi’ne de taşıdıklarını aktardılar. Bu kamera da tamamen mahremiyet hakkını ihlal ediyor. Kameralar banyoyu görecek şekilde konumlandırılmış, kadınlar kıyafet değişimini kameraların olmadığı çok dar bir alanda yapmak zorunda kalıyor ve özellikle yaz aylarında bu nedenle baygınlıklar yaşanıyor” dedi.

‘CİNSEL SALDIRIYA VARAN ARAMALAR YAPILIYOR’

Siyasi tutsakların ziyaretçilerinin de ayrımcı uygulamalara maruz bırakıldığını aktaran Yılmaz, “Mahpus yakınlarına çıplak aramaya varan üst araması dayatılıyor. Ayrıca kadın mahpuslar, cinsel saldırıya varan üst aramalar yapıldığını, meme bölgesi ve vajina bölgesinin elle detaylı şekilde arandığını aktardı. Bu duruma itiraz ettiklerinde ise infaz koruma memurlarının ‘İstediğin yere şikâyet et, biz birbirimizi kollarız’ şeklinde karşılık verdiğini ifade ettiler” diye konuştu.

‘HASTALIKLARA ‘PSİKOLOJİK’ TANISI KONULUYOR’

Sağlık hizmetlerine erişimde de ciddi sorunlar yaşandığını belirten Yılmaz, tutsakların aktarımlarına dair şunları söyledi: “Cezaevi dışındaki doktor muayenelerinde şikâyetleri ‘psikolojik’ denilerek dikkate alınmıyor. Bu nedenle etkin tedaviye erişemiyorlar. Ayrıca SGK’nin karşılamadığı ilaçlara ulaşım sağlayamadıklarını da dile getirdiler.”

Mahpusların görüntülü sağlık muayenesine zorlandığını, bazı fiziksel muayenelerin kelepçeli yapıldığını, revir hakkının yoğunluk gerekçesiyle ayda bire düşürüldüğünü aktaran Yılmaz, cezaevi psikologlarıyla yapılan bazı görüşmelerde siyasi içerikli sorular yöneltildiğine ilişkin etik ihlali iddialarının da kendilerine iletildiğini söyledi.

‘POŞET TALEBİ KARŞILANMIYOR’

Yayınlara erişim konusunda da kısıtlamalar bulunduğunu belirten Yılmaz, “Televizyonda yalnızca havuz medyasının yer aldığını, muhalif kanalların dilekçeyle talep edilmesine rağmen açılmadığını, dergiler için bir yıllık abonelik şartı getirildiğini ve bazı gazetelerin verilmediğini tarafımıza aktardılar. Mahpuslar ayrıca poşet taleplerinin karşılanmadığını, çift kelepçe uygulamasının sürdüğünü ve koğuşlardaki musluk gibi demirbaşların onarım masraflarının kendilerine yükletildiğini ifade ettiler” sözlerini kullandı.

‘HUKUKSUZ KARARLARLA TAHLİYELER ERTELENİYOR’

İGK kararlarına da dikkat çeken ve bu kurulların hukuki olmayan gerekçelerle tahliyeleri ertelediğini ifade eden Yılmaz, “İdare ve Gözlem Kurulları infaz rejiminin hak temelli uygulanması konusunda önemli sorunlara neden oluyor. ‘İyi hal’, ‘pişmanlık’ ve ‘örgütsel tutum’ gibi subjektif kriterlerle mahpusların tahliyeleri keyfi biçimde ertelenebiliyor. Ceza süresini tamamlamış ya da koşullu salıverilme hakkı kazanmış mahpuslar aylarca, hatta yıllarca tahliye edilmeyebiliyor. Bu kurullar fiilen ikinci bir mahkeme gibi hareket ediyor, yargı yetkisini aşan değerlendirmelerde bulunuyor ve mahpusların siyasi düşüncelerine göre ayrımcılığa yol açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Cezaevi ziyaretlerinde en fazla sağlık hakkı, mahremiyet hakkı, beslenme, hijyen, yayınlara erişim ve ayrımcı uygulamalara ilişkin başvurular aldıklarını belirten Yılmaz, konuya dair gerekli yerlerle görüşeceklerini ifade etti. Yılmaz, “Kadınların hak ihlali yaşadığı durumları kayda geçirerek gerekli hukuki adımları sürdürmeye devam edeceğiz. Bu ziyaretlerimiz de sürecek” ifadeleri ile sözlerine son verdi.