Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” Meclis Başkanlığı’na sunuldu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Amed Milletvekili Serhat Eren, yasaya ilişkin Ajansımıza sorularını yanıtladı.
Çerçeve yasa nasıl hayata geçecek?
Öncelikle şu meseleyi netleştirmekte fayda var. Bu yasa tasarısı bugün saat 15.30 itibarıyla Adalet Komisyonu'nda görüşülecek. Adalet Komisyonu'nda görüşüldükten sonra kabul edilecek ve ardından Meclis'e gelecek. En geç pazartesi gününe kadar süreç tamamlanmış olacak. Meclis'ten geçtikten sonra Cumhurbaşkanı onaylayacak ve Resmî Gazete’de yayımlanacak. Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra iki önemli husus var.
Birincisi; yasada belirtilen iki kurul hemen oluşturulacak. Bu kurullardan biri Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulacak bir kurul, yani bir koordinatörlük olacak. Bu koordinatörlüğün içerisinde Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, MGK Genel Sekreterliği, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, MİT ve ilgili kurumlar yer alacak.
İkincisi ise; Meclis bünyesinde bir komisyon oluşturulacak. İhtiyaç duyulması halinde alt komisyonlar da kurulabilecek. Yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren bu komisyonların oluşturulmasına başlanacak.
Dönüşler ve tahliyelerde atılacak adımlar neler olacak?
CEZAEVLERİ:
Milli Güvenlik Kurulu bir rapor hazırlayacak. Diyecek ki: ‘Evet, biz teyit ettik. Silahlar bırakılmıştır.’ PKK kendisini feshetmiş durumda, silah bırakma süreci de tamamlanmış olacak. Buna ilişkin raporun Resmî Gazetede yayımlanmasıyla birlikte yasa yürürlüğe girmiş olacak.
Milli Güvenlik Kurulu raporunun Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren altı aylık süre başlayacak. Bu altı aylık süre içerisinde cezaevindeki yaklaşık 3 bin 900 kişi açısından süreç işleyecek. Yaklaşık 900 kişi ise cezaevinde kalmaya devam edecek. Bunlar; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar ve 2005 yılından bugüne kadar adam öldürme suçuna karışmış olan kişiler olacak. Bunun dışındaki cezaevinde bulunan kişilerin tamamı tahliye olacak.
SÜRGÜNLER:
Yurt dışındakiler de doğrudan başvurabilecek. Kişi kendisi ya da avukatı aracılığıyla başvuruda bulunacak. ‘Ben bu yasa kapsamında dönüş yapacağım, yurda dönüş yapacağım’ diyecek. Eğer dosyası savcılık aşamasındaysa savcılık hemen dosyasını inceleyecek. Bakacak ve diyecek ki: ‘Evet, bu yasa kapsamında senin dosyan bu kapsama giriyor. Sen bu yasadan yararlanabilirsin, gelebilirsin.’
Bu yasa kapsamında istisna olarak değerlendirilen bazı kişiler de var. Onlarla ilgili savcılık muhtemelen ‘Sen bu yasa kapsamına girmiyorsun’ ya da ‘Durumun istisna olarak düzenlenen maddeye giriyor, bu nedenle yararlanamıyorsun’ diyecek. Dolayısıyla onlar da gelmeyecek.
Ama yüzde 90 oranında söyleyebilirim ki yasa kapsamına girecek kişiler olacaktır. Yurt dışındaki kişi, avukatı aracılığıyla başvuruda bulunacak ve bu yasa kapsamında yararlanabileceği kendisine bildirilecek. Kendisi geldiğinde sadece başvurusunu yapacak ve hakkında soruşturma aşamasında bulunan dosya ertelenecek.
Tabii erteleme yapılırken savcılık, soruşturma aşamasındaki dosyayla ilgili iddianın ne olduğuna bakacak. O iddia kapsamında Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza, 15 yıldan fazla bir cezayı gerektiren bir suça karşılık geliyorsa dosya 10 yıl süreyle ertelenecek. 15 yıldan daha az cezayı gerektiren bir suç ise dosya 5 yıl süreyle ertelenecek. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında bir suç işlenmediği sürece —diğer adli suçlardan bahsetmiyorum, örneğin trafik kazası gibi suçlardan değil— 5 yıl veya 10 yılın sonunda dosya düşecek.
Ceza alanlar açısından, daha doğrusu dosyası Yargıtay'da veya istinafta bulunanlar açısından ise süreç farklı işleyecek. Dosyası Yargıtay'da olan ve tutuklu bulunan kişiler açısından Yargıtay doğrudan tutukluluk durumunu değerlendirecek, tahliyelerine karar verecek ve dosyayı yerel mahkemeye gönderecek.
Dosya yerel mahkemeye geldiğinde ise yerel mahkeme ayrıntılı bir incelemeye girmeden doğrudan dosyanın ertelenmesine karar verecek. Ceza süresine göre; 15 yıldan fazla ise 10 yıl, 15 yıldan az ise 5 yıl süreyle erteleme kararı verilecek. Cezası kesinleşmiş olanlar açısından ise cezası 15 yıldan fazla olan kişilerin cezaları 10 yıl boyunca ertelenecek. 15 yıldan az cezası olanlar için ise cezaları 5 yıl boyunca durdurulacak. Bu 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir suç işlenmezse zaten cezaları infaz edilmiş sayılacak; yani yeniden bir ceza süreciyle karşı karşıya kalmayacaklar.
GERİLLA GRUPLARI
Gerillalar açısından da durum aynı. Muhtemelen gelecek olanlar var. Onlar da gelecek, başvuruda bulunacak. Muhtemelen şöyle bir mekanizma da kurulacak: Zaten yasada da buna ilişkin düzenleme var. Bazı kurullar oluşturulabilir. Örneğin yurt dışında başvuru yapmak için bir kurul oluşturulabilir. Yurt dışında, örneğin konsolosluklarda bir kurul kurulabilir. Kişi bu kurula başvuracak ve ‘Ben bu yasaya başvuruda bulundum’ diyecek. Kurul da kendisine dönüş yapacak ve ‘Evet, seninle ilgili bir soruşturma varsa soruşturmanı erteledik, davan varsa davanı erteledik, cezan varsa cezanla ilgili erteleme kararı verdik’ diyecek. Bundan sonra kişi Türkiye’ye gelebilecek.
Bu maddeler ne zaman hayata geçecek?
Net bir tarih vermek doğru değil ama benim tahminim şu yönde: Sonuçta bu yasa, iki yıllık bir sürecin sonunda çıktı. Gecikmiş olsa da bu yasanın bir an önce yürürlüğe girmesi ve yasa kapsamında geri dönüşlerin sağlanması açısından sürecin hızlanacağını düşünüyorum. Tabii net bir tarih vermek doğru değil ama bu sürecin hızlandırılacağını düşünüyorum.
Çıkarılan yasayı hem eksik hem de önemli kılan durum nedir?
Şimdi şöyle; kuşkusuz Kürt sorunu, yüzyılı aşkın bir geçmişi olan, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel boyutları bulunan bir sorun. Yaklaşık 100 yıldır bu sorun, isyan ve bastırma ikilemi içerisinde devam eden bir mesele oldu. Yani 100 yıldır Kürtler direniyor, mücadele ediyor. Devlet de 100 yıldır bu meseleye; Kürtlerin kolektif haklarının olmadığı, meselenin aslında bir güvenlik meselesi olduğu yönünde, güvenlikçi bir paradigma üzerinden yaklaştı. Bu konuda Kürtler, Sayın Öcalan ve özgürlük hareketi şunu ifade etti: “Bu meselenin artık savaş ve çatışma zemininden tamamen siyaset ve hukuk zeminine taşınması gerekiyor. Bu mesele ancak böyle çözülebilir.” Dolayısıyla bunun için bir çaba vardı. İki yıllık süreç içerisinde bu çaba iki taraflı gelişti. Hem Kürtler hem de devlet bu süreci olumladı. Yapılan müzakereler sonucunda böyle bir yasa ortaya çıktı. Bu yasa tek başına Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini sağlayan, Kürt sorununu çözen, Kürtlerin kolektif haklarını teslim eden veya ortaya koyan bir yasa değil.
Ama Kürt sorununun temel sorunlarından biri de Kürtlerin demokratik siyaset zemininde kendi kolektif hakları için mücadele etme olanaklarına sahip olmamasıydı. Dolayısıyla bu yasa önemlidir. Tarihi bir yasadır.
Bu yasanın ardından atılacak adımlar neler olacak?
Biraz önce de bahsettik; binlerce, belki yüz binlerce Kürt'ün tamamen hukuk içerisine alınması anlamına geliyor. Sadece 75 bin soruşturma dosyasından bahsediyoruz. Binlerce kovuşturma dosyasından bahsediyoruz. Bu şu anlama geliyor: 150 bin, 200 bin Kürt hukuk dışı, yasa dışı ilan edilmiş durumda. Bu nedenle bu yasa, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kürtlerin hukuk içerisine alınması açısından önemli bir adımdır. Ama kuşkusuz yetersiz ve eksik yanları da var. Bu yasa yalnızca demokratik siyaset zemininde Kürtlerin kendi özgürlük mücadelelerini yürütmeleri açısından bir yol açmıştır. Bu bir başlangıçtır, bir son değildir diyoruz her zaman. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte halkımızın beklentisi şudur: Sadece sözle barış kurulamaz. Kalıcı bir barışın sağlanması için güvencelerin verilmesi, somut adımların atılması gerekir. Bu yasa aslında belki de yüzlerce güvenceden yalnızca biridir. Bu anlamda yasanın çıkmış olması önemli bir aşama ve önemli bir güvencedir.
Yasa halkta güven tazeledi mi? Bu noktada halka bir mesajınız var mı?
Ama tabii bundan sonra halkımızın şunu da çok iyi bilmesi gerekiyor: Kürt meselesi sadece demokratik siyasete katılma meselesi değildir. Kürt meselesi aynı zamanda eşit yurttaşlık meselesidir. Kürtlerin kendi ana dilini kamusal yaşamda kullanabilmesi meselesidir. Kürt dilinin kabul edilmesi meselesidir. Anayasada kimliklerin eşitliğine vurgu yapılması meselesidir. Farklı inançların ve farklı kültürlerin anayasada eşit kabul edilmesi meselesidir. Kürt kültürünün kabul edilmesi meselesidir. Kürtlerin statüsünün kabul edilmesi meselesidir. Yerel demokrasinin kabul edilmesi meselesidir. Dolayısıyla bu yasa, Kürt meselesinin çözümü konusunda bir ilk adım olması açısından önemlidir. Bundan sonra yapılması gereken ise kuşkusuz, yasanın kendi gerekçesinde de vurgulandığı üzere, demokratikleşme sürecinin ilerletilmesidir. Bundan sonraki aşama ise bu çatışmayı doğuran, çatışmalı zemini yaratan siyasal ve hukuksal sorunlara eğilmek, bunları konuşmak ve çözmektir. Dolayısıyla artık Kürt meselesinin siyasal ve hukuksal boyutlarını konuşma ve tartışma zamanıdır. Bunun ilk adımı da biraz önce söylediğim gibi demokratikleşme reformlarıyla başlamalıdır.