Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin (AK BK) Eylül ayı toplantısı öncesinde çok sayıda hak ve hukuk örgütü ile baro, komiteye ortak bildirim sundu. Bildirimde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türkiye hakkında verdiği "Öcalan 2", "Kaytan", "Gurban" ve "Boltan" kararlarında tespit edilen ihlallerin yerine getirilmediği belirtilerek, Bakanlar Komitesi'nden denetim mekanizmalarını etkin biçimde işletmesi istendi.
Bildirimde, AİHM'in söz konusu kararlarının uygulanması amacıyla yapılan başvurulara rağmen Türkiye'nin gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmediği ifade edildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 3 Aralık 2021'de Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) yaptığı bireysel başvurunun halen karara bağlanmadığına dikkat çekilen bildiride, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen çok sayıda kişinin yaptığı benzer başvuruların da sonuçlandırılmadığı kaydedildi.
Bildirimde, "Benzer şekilde bildirime konu dosya grubunda başvurucu olarak yer almayan, ancak Türkiye'de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile mahkûmiyetlerine karar verilen çok sayıda mahpusun AYM'ye yaptığı bireysel başvurular hakkında da karar verilmemiştir. Aynı konudaki hak ihlallerinin ortadan kaldırılması amacıyla yapılan başvurularda AYM karar vermekten kaçınan bir tutum sergilemektedir" denildi.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET REJİMİ ELEŞTİRİSİ
AİHM'in dört dosyada da ihlal kararı verdiği anımsatılan bildiride, cezanın gözden geçirilmesine yönelik bağımsız ve etkili bir mekanizmanın bulunmamasının yapısal ihlalin sürdüğünü gösterdiği vurgulandı.
Ağırlaştırılmış müebbet infaz rejiminin son derece kısıtlayıcı koşullar içerdiğine işaret edilen bildiride, sağlık hizmetlerinin dahi tecrit koşullarında sunulduğu, infazın sağlık gerekçesiyle ertelenmesinden fiilen yararlanılamadığı ifade edildi.
Bildirimde ayrıca, 5275 sayılı Kanun'un 107/16'ncı maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17/4'üncü maddesinde öngörülen düzenlemelerin belirli suçlar bakımından koşullu salıverilme olanağını tamamen ortadan kaldırdığı, bu nedenle cezaların herhangi bir değerlendirme veya gözden geçirme mekanizmasına tabi olmaksızın ömür boyu infaz edildiği belirtildi.
‘TÜRKİYE ETKİN BİÇİMDE DENETLENMİYOR’
Bildirimde, AK BK'nin diğer ülkelerde uyguladığı yakın ve sonuç odaklı denetim mekanizmasının Türkiye bakımından işletilmediği savunuldu.
Komiteden AİHM kararlarının uygulanmasını daha etkin izlemesi istenen bildiride, "Diğer ülke örneklerinde sergilenen yakın ve somut sonuç odaklı denetim ile Türkiye'ye ilişkin sürecin uzun süre genel çağrılarla sınırlı kalması arasındaki fark, benzer nitelikteki ihlallerin icrasında tutarlı ve eşit bir denetim standardının uygulanıp uygulanmadığı konusunda haklı soru işaretleri doğurmaktadır" ifadelerine yer verildi.
AİHM kararlarının çok sayıda kişiyi ilgilendirdiği belirtilen bildiride, hükümetin süresi içinde güncel eylem planı sunmamasına rağmen Bakanlar Komitesi'nin herhangi bir değerlendirme ya da çağrıda bulunmadığı kaydedildi.
BM VE CPT RAPORLARINA ATIF
Bildirimde, AİHM, Bakanlar Komitesi ve BM İşkencenin Önlenmesi Komitesi'nin (CPT) tespit ettiği yapısal sorunlara Türkiye tarafından yanıt verilmediği ifade edildi.
BM İşkenceye Karşı Komite'nin Mart 2026 tarihli değerlendirmesine atıfta bulunulan bildiride, yaklaşık 4 bin kişinin ağırlaştırılmış müebbet cezasına tabi tutulmasından duyulan kaygının dile getirildiği, belirli suçlardan hükümlü kişilerin tahliye umudundan yoksun bırakılmasının uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğunun vurgulandığı belirtildi.
Ayrıca İmralı Cezaevi'ndeki mahpusların aile ve avukat görüşlerine ilişkin başvuruların büyük bölümünün reddedilmeye devam ettiği ve görüşmelerin düzenliliğine ilişkin bilgi verilmemesinin kaygıları sürdürdüğü ifade edildi.
MECLİS KOMİSYONU RAPORUNA ELEŞTİRİ
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında kurulan Meclis Komisyonu'nun hazırladığı raporun da eleştirildiği bildiride, raporun Gurban Grubu kararlarının infazı bakımından yeterli genel tedbir niteliği taşımadığı savunuldu.
Raporda ağırlaştırılmış müebbet cezalarının indirilebilirliği, makul süre sonunda gerçekçi tahliye olanağı sağlayacak gözden geçirme mekanizmasının oluşturulması ve umut hakkının güvence altına alınmasına ilişkin somut reform önerilerinin yer almadığı belirtilen bildiride, komisyon raporunun ardından da AİHM içtihadına uygun herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığı ifade edildi.
TALEPLER
Bildirimde Bakanlar Komitesi'nden şu adımların atılması istendi:
- Gurban Grubu dosyalarının güçlendirilmiş denetim kapsamında her İnsan Hakları (DH) toplantısında gündeme alınması,
- Türkiye hakkında "Ortak Tamamlayıcı Prosedür" mekanizmasının işletilmesi,
- Türkiye'den belirli takvime bağlı somut eylem planı ve yasama programı istenmesi,
- İlerleme sağlanmaması halinde ara karar (interim resolution) seçeneğinin değerlendirilmesi.
BİLDİRİMİ İMZALAYANLAR
Ortak bildirime Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ile Êlih, Amed, Colemêrg, Mêrdîn, Mûş, Riha, Şirnex ve Wan baroları imza attı.
ORTAK AÇIKLAMA
Hukuk örgütlerinin ortak açıklamasında, Abdullah Öcalan hakkında AİHM'in 18 Mart 2014'te verdiği ihlal kararının ardından Hayati Kaytan, Emin Gurban ve Civan Boltan dosyalarında da benzer kararların çıktığı hatırlatıldı.
Açıklamada, Türkiye'nin umut hakkına ilişkin bu kararları bugüne kadar yerine getirmediği ve gerekli yasal düzenlemeleri yapmadığı belirtilerek, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin de konuyu gündemine almadığı ifade edildi.
Açıklamada, "Gurban Grubu'nun Bakanlar Komitesi'nin Eylül oturumlarında gündeme alınması ve Türkiye tarafından umut hakkına uygun yasal adımların atılması amacıyla çok sayıda sivil toplum örgütü ve baro olarak Kural 9.2 kapsamında ara bildirim başvurusu yaptık. Sürece dair çerçeve yasanın gündemde olduğu bu dönemde, umut hakkı göz ardı edilmeden evrensel hukuka uygun adımların atılması çağrısı yapıyoruz" denildi.