Türkiye metropollerinde, özellikle 1960’lı yıllarda iç göçler nedeniyle birçok işçi mahallesi oluştu. Bu mahalleler, Anadolu ya da Kürdistan’dan iş için gelenlerden oluşuyordu. Bugün birçok mahalle değişiklikler göstererek varlığını sürdürürken, bazıları ise yok oldu.
İstanbul, işçi mahallelerinin en fazla olduğu kentlerden biriydi. Alibeyköy, Demirkapı, Fatih, Tarlabaşı ve Tozkoparan gibi mahalleler 1960’lı yıllarda şekillendi ya da ortaya çıktı. Bu mahallelerden biri de bugün tamamen yok olan ve Tozkoparan semti içerisinde yer alan Küba Mahallesi’ydi.
1960’lı yıllarda ağırlıklı olarak İç Anadolu’dan iş için gelen işçiler tarafından kurulan gecekondulardan oluşan Küba Mahallesi, uzun süre devrimci hareketlerin önemli bir gücünün bulunduğu, şehir içerisinde adı duyulan bir mahalleydi. Sonrasında ise birçok etkenin yansıması sonucu bugün tamamen yok oldu.
1960’LARDA İŞÇİ MAHALLESİ OLARAK DOĞDU
İstanbul’un Merter semtinde yer alan Küba Mahallesi, 1960’lı yılların ortalarında Sivas, Ordu, Rize, Tokat gibi bölgelerden gelen işçiler tarafından kuruldu. Mahalle, özellikle 1990’lı yıllardan sonra Kürt Alevi nüfusuyla da tanıştı. Ancak o güne kadar özellikle Türkiyeli sosyalist örgütlerin güçlü olduğu ve o dönem “polisin bile giremediği” yönünde efsaneleşen Küba Mahallesi, 90’lı yıllar sonrasında giderek değişmeye ve yalnızlaşmaya başladı.
Özellikle 1980 Askeri Darbesi’nin ardından devrimci hareketlerin yaşadığı büyük güç kaybı nedeniyle yalnızlaşan Küba Mahallesi, 90’lı yıllarda yeniden bir hareketlenme içerisine girdi. Ancak bu dönemde, devletin 1970’lerden beri üzerinde durduğu bir proje de tamamlandı ve Küba Mahallesi’nin etrafı büyük işçi konutlarıyla donatıldı. Bu konutlarda uzun süre devlete ait fabrikalarda çalışan işçiler, müdürler ve şefler kaldı. İşçi konutları projesi, Küba Mahallesi’nin de artık sona giden yolunu açtı.
1970’li yıllardan 90’lı yıllara kadar Küba Mahallesi’nde yaşayan, sonrasında işçi olarak çalıştığı fabrikadan dolayı işçi konutlarına geçen Ali, o süreci şöyle anlattı:
“Küba Mahallesi’ne geldiğimizde burası özellikle bir devrimci yapının etkisi altındaydı. Bu süreç askeri darbeye kadar da böyle geçti. Ancak askeri darbe sonrası bu örgüt neredeyse yok olma düzeyine gelince burası bir nevi yalnızlaştırıldı. Küba giderek kendi kaderine bırakıldı. 90’ların başlarına, cezaevlerindeki devrimciler çıkana, devrimci mücadele yeniden yükselmeye başlayana kadar da öyle oldu. O sırada Kürtler de Küba Mahallesi’ne yerleşmeye başlamıştı. Devlet, belki de Kürtlerden korktuğu için bu konutları yaptı.
İşçi konutlarına çok sayıda Kübalı geçti. Ancak burada şunu gördük: Küba Mahallesi’nde bizim yanımızda olan devrimciler, işçi konutlarına geçtikten sonra çok fazla yanımıza uğramamaya başladı. Zaten polisin baskısı her gün hissediliyordu. Üstüne bir de devrimcilerin bizi yalnız bıraktığı hissi gelişti burada. Bugün gençlerin bu duruma düşmesinin, Küba Mahallesi’nin eskisi gibi güçlü olmamasının tek sebebi devletin saldırıları değil, bana göre. Devlet baskı yaptı, mahalleyi böldü, yıktı, küçülttü, tamam. Ama o devrimciler neredeydi?”
Küba Mahallesi’ne ilk gelen Kürtler için ev olmadığı dönemlerde mahalleli, evlere birer oda daha ekleyerek onları evsiz kalmaktan kurtarmıştı. İlk zamanlarda gelen Kürtler için yapılan odalar, daha sonra aileleriyle birlikte gelenlerin sayısının artmasıyla yeni evlere dönüştürüldü. Bu da mahallelinin ortaklaşarak yürüttüğü bir süreçti.
YALNIZLAŞTIRILDI, PARÇALANMA BAŞLADI
90’lı yıllarda yaşanan değişimi sorduğum başka bir Kübalı ise o sürece dair en çok tartışılan konuların başında örgütler arası kavgaların geldiğini belirterek şunları söyledi:
“90’larda Küba Mahallesi’ne köyleri yakılan Kürtler de gelmeye başladığında bir farklılık olacağı hissedilmeye başlanmıştı. Kürtler kendi örgütlerini savunuyordu ancak buradaki devrimciler ile onlar arasında kavgalar yaşanınca herkes kendi köşesine çekildi. Bir dönem gelen insanlarla konuşulmadı, onlar yalnız bırakıldı. Mahallenin bir köşesinde kendilerine yaşam kurarken onlarla Alevilik üzerinden bile tartışmalar yaşandığını hatırlıyorum.
Sonrasında onlara yönelik bu tavırları gösterenler dağıldı, mahalleden çekildiler. Ya da mahallenin giderek çetelerle anılmasına yol açan hatalar yaptılar. Devlet zaten buraya göz dikmişti. O işçi konutları boşuna yapılmamıştı. Gecekonduların verdiği ortak yaşam, birlikte yaşama hissinin yok edilmesi için o bloklar yapıldı. Oraya geçenlerde ilk olarak ‘o Kürtleri yalnız bırakın’ diyenler olmuştu.
Bugün mahallenin ayakta kalan küçük kısmında o Kürtlerle beraber, ortak bir şekilde yaşıyoruz. Bana göre bugün Küba yok olduysa bunu sadece devlete yıkmak en kolayı olur.”
ORTAK YAŞAM KURULMUŞTU
Aslında gecekondular arasındaki yaşama da biraz değinmek gerek. Küba Mahallesi, bir şehir plancısı tarafından kurulan bir mahalle değil. Halkın gelip kendine bir yer seçerek yaptığı evlerle ortaya çıkmış bir işçi mahallesi. Sokakları çok dar, evlerin ise neredeyse tamamı tek katlı ve bahçeli olarak inşa edilmiş. Zamanında bahçelerinde bostan bulunan evler de varmış. Buradaki yaşam, biraz da aynı bölgelerden gelen insanların bir araya gelmesiyle ortaklaşarak kuruldu.
Küba Mahallesi’ndeki yaşama dair Ali, “Burada her şey imece usulüyle kuruldu. Zaten ilk gelenler Sivaslı ve Ordulu aileler olduğu için önce kendi içlerinde, sonrasında ise birbirleriyle ortaklaşarak bir yaşam kurdular. Devrimcilerin gelişiyle ise suç oranının neredeyse hiç olmadığı bir yer haline geldi. Devrimciler burada yaşamı daha planlı ve daha düzenli hale getirdiler. Çocuklar, şehrin diğer bölgelerine göre daha güvende, kadınlar ise daha rahattı. Çocuklar sokaklarda oynayarak büyüdüler ve kimse onlara bir şey olmayacağını biliyordu” diye konuştu.
KRİMİNALİZE EDİLDİ VE YALNIZLAŞTIRILDI
Küba Mahallesi, 1990’larda yaşadığı değişimle birlikte büyük bir kısmı Tozkoparan’a bağlanan bir yer haline geldi. Geri kalan kısımda yaşayanlar ise bu kez diğer mahallelerde uygulanan saldırılara maruz bırakıldı. Önce mahalle hakkında “polis bile giremiyor”, “tehlikeli mahalle” gibi söylentiler çıkarıldı. Sonrasında mahallenin yıkılan kısımlarında uyuşturucu satan ve kullanan kişiler ortaya çıktı. 1990’ların sonlarına doğru ise burası açık bir biçimde kriminalize edilmiş bir mahalle haline geldi. Bugün bile hala bu propagandanın etkisiyle yüzleşiyoruz.
Halen Küba Mahallesi’nde yaşayan bir yurttaş, bu sürece dair şunları anlattı:
“Öyle bir hal almıştı ki durum, dışarıda iş ararken bile adresimizi söylediğimizde çekinenler, korkanlar oluyordu. Halen buralar için ‘çok kapalı bir topluluk, dışarıdan gelenleri sevmiyorlar’ gibi yazanlar olduğunu görüyoruz. Oysa öyle bir yer değil. Herkes girip çıkabiliyor. Ancak dışarıda yaratılan bu izlenim, mahallenin giderek yalnızlaşmasına ve kendi içine kapanmasına neden oldu.
Zaten 2000’lerden sonra da kentsel dönüşüm alanı olarak ilan edildi ve çok sayıda kişi arsalarını teslim edip apartman dairelerine gitti. Gitmek zorundaydılar çünkü artık burada yaşamak istemiyorlardı.
Bir gazetede ‘Burada gecekondularda yaşıyorlar ama zenginler’ gibi bir haber bile okumuştum. Bu gecekonduları biz kurduk. Buraları gasp etmedik, kendimize ev yaptık, tapusunu aldık. Evimizin olmasını bile bize karşı kullanır oldular.”
İŞÇİ MAHALLESİNDEN GERİYE BİRŞEY KALMADI
2000’li yıllar sonrasında Küba Mahallesi, Türkiye genelinde kriminalize edilen mahallelerden biri haline getirildi. Çevresinde uyuşturucu satıcıları türedi, yıkılan ya da boşaltılan binalarda fuhuş çeteleri ortaya çıktı. Giderek yalnızlaşan ve dışarıda suçlu gibi görülen mahallelinin mahalleden taşınma süreci ise 2020 yılında çıkarılan “riskli alan” kararıyla hızlandı. Bugün, Küba Mahallesi’nin de içinde bulunduğu alan tamamen riskli alan ilan edildiği için yıkımlar sürüyor. Yetkililerle anlaşan mahalle sakinleri yeni evlerine taşınıyor.
Küba Mahallesi bugün neredeyse tamamen yıkılmış ve boşaltılmış durumda. Burada yaşayan aileler de kentsel dönüşümle birlikte arsalarını ve evlerini satıyor. Özellikle 1990’larda başlayan ve devrimci örgütlerin de mahalleliyi yalnız bırakmasıyla giderek yaygınlaşan yalnızlık hissi ile devletin mahalleyi kriminalize etmesi, halkın da buradan uzaklaşmasına neden oluyor.
İstanbul’un en köklü işçi mahallelerinden biri artık yok denecek düzeye geldi. Gecekondularda yaşayanlar artık apartman dairelerine yerleşirken mahallenin ortaklaşma kültürü de yok olmuş durumda.






