Kürt meselesinin çözümü ve devam eden barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Amed İl Eşbaşkanı Yunus Muratakan, sürecin tarihsel arka planı, hukuki güvenceler, demokratik siyasete katılım ve toplumsal yüzleşmenin önemine dikkat çekti. Kürt meselesinin yalnızca güvenlik eksenli politikalarla ele alınamayacağını belirten Muratakan, kalıcı çözümün demokratik hakların tanınması ve anayasal güvencelerin oluşturulmasıyla mümkün olacağını ifade etti.
Kürt meselesinin tarihsel gelişimine değinen Muratakan, Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren şekillenen tekçi yönetim anlayışının farklı kimliklerin, dillerin ve kültürlerin haklarını sınırlandırdığını söyledi. 1924 Anayasası'yla kurumsallaşan bu anlayışın, Kürtlerin kimlik ve kültürel haklarına yönelik inkar ve baskı politikalarının önünü açtığını belirten Muratakan, demokratik ifade, örgütlenme ve siyasal katılım kanallarının daraltılmasının çatışmalı sürecin ortaya çıkmasında etkili olduğunu kaydetti.
'HUKUKİ ALT YAPISI BULUNMAYAN SÜREÇ KALICI HALE GELEMEZ'
Silahlı çatışma döneminin Türkiye'ye ağır insani, ekonomik ve toplumsal bedeller ödettiğini belirten Muratakan, on binlerce insanın yaşamını yitirdiğini, köylerin yakılıp boşaltıldığını, zorunlu göçlerin ve ağır hak ihlallerinin yaşandığını hatırlattı.
1990'lı yıllardan itibaren gündeme gelen barış ve diyalog girişimlerine değinen Muratakan, özellikle 2013 yılında başlayan çözüm sürecinin toplumda önemli bir karşılık bulduğunu belirtti. Akil İnsanlar Heyeti'nin çalışmaları, siyasi partilerin tartışmalara katılımı ve toplumsal desteğin sürecin önemli kazanımları olduğunu ifade eden Muratakan, 2015 yılında sürecin sona ermesiyle Türkiye'nin yeniden ağır bir çatışma dönemine girdiğini söyledi.
Geçmiş deneyimlerin önemli dersler barındırdığını kaydeden Muratakan, “Bir süreç siyasi iradeyle başlayabilir ancak hukuki güvenceler oluşturulmadan kalıcı hale gelemez. Hukuki altyapısı bulunmayan her süreç provokasyonlara ve siyasi müdahalelere açık olur” dedi.
'POZİTİF BARIŞI İNŞA EDEN SÜRECE GEÇİLMELİ'
27 Şubat çağrısının ardından yaşanan gelişmeleri yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiren Muratakan, ateşkes ilanı, fesih kararı ve silah bırakma yönündeki adımların önemli olduğunu ifade etti. Meclis'te yapılan yasal düzenlemenin de önemli bir başlangıç olduğunu ancak kapsam ve içerik bakımından eksiklikler taşıdığını belirtti.
Muratakan, "Bu noktada uluslararası çatışma çözümü deneyimlerinde uygulanan DDR mekanizmasına dikkat çekmek gerekiyor. Silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyon süreçlerinin bir bütün olarak ele alınması lazım. Silahlı mücadele içerisinde yer almış kişilerin toplumsal yaşama ve demokratik siyasete katılabilmelerini sağlayacak hukuki ve kurumsal düzenlemelerin oluşturulması çok önemli. Negatif barış, silahlı çatışmanın sona ermesidir. Pozitif barış ise çatışmaya neden olan yapısal sorunların giderilmesini, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını ve demokratik bir toplumsal düzenin kurulmasını gerektirir. Bugün ihtiyacımız olan, negatif barışla sınırlı kalmayan, pozitif barışı da inşa eden bir süreçtir” diye belirtti.
Meclis'te yapılan yasal düzenlemenin kapsamına ilişkin eleştirilerini de dile getiren Muratakan, Türkiye tarihinde iktidara karşı silahlı mücadele yürüten bir örgütle hukuki zeminde çözüm arayışına yönelik sınırlı da olsa bir adım atıldığını ifade etti.
Düzenlemenin kapsamına ilişkin eksikliklere dikkat çeken Muratakan, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde ilk defa, silahlı mücadele yöntemi uygulayan bir örgütü, bir isyan örgütünü hukukla tanıma ve isyanı hukukla çözmeye yönelik çok küçük bir adım atıldı. Özellikle yasanın sadece belli bir silahlı mücadele yürüten kesimi kapsaması, kasten öldürme ve ona bağlı diğer suçlar ile 2005 öncesinde soruşturması yürütülen kişileri kapsamaması ciddi bir eksiklik. Bu, dünyada klasik olarak uygulanan DDR süreçleriyle de çok uyumlu olmayan bir süreç” dedi.
Yalnızca silahlı mücadeleyi sona erdirmeye yönelik yapılan bir yasal düzenlemenin yeterli olmadığına işaret eden Muratakan, Kürt meselesi gibi ciddi, tarihsel ve ağır bir meselenin çözülebilmesi için demokratik haklar ile siyasal alanın genişletilmesi gerektiğinin altını çizdi. Parti olarak yaptıkları esnaf ziyareti ve halk buluşmalarında da bunlarla sık sık karşılaştıklarını belirten Muratakan şunları aktardı:
“En son dün bir ilçe gezimizde insanlar, 'Biz güvenmiyoruz. Güvenceniz nedir? Tamam, silahsızlanma oldu. Bu silahsızlanmayla beraber bizim haklarımız neler olacak?' diye sordu. Herkes bu soruları soruyor bizlere. İleride silahı bırakan kişilere yönelik idari ve yargısal hak önlemlerinin ne olacağını da merak ediyor ve soruyorlar.
Bizim söylediğimiz şudur: Sayın Öcalan bu süreci başlatırken sadece negatif barışı, yani bir çatışmasızlık halini inşa etmek üzerinden değil, pozitif barışı inşa etme yönüyle bu süreci oturtmaya çalıştı. Bu sürecin başarıya ulaşması için siyasi ve hukuki güvencelerin olması gerekiyor demişti. Bu yönüyle Kürtlerin birey olmaktan kaynaklanan temel hak ve hürriyetlerinin ve bir halk olarak kolektif haklarının anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Bunlar bir süreç işidir."
'HAKLAR YASAL GÜVENCE ALTINA ALINMALI'
Türkiye'nin mevcut anayasasında temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin yasal düzenlemelerle kaldırılması gerektiğini belirten Muratakan, tüm yurttaşların haklarının güvence altına alınması çağrısında bulundu. İfade özgürlüğü, kendini yönetme hakkı ve halkların özgürlüğünün bu değişimin temel başlıkları arasında yer alması gerektiğini vurgulayan Muratakan, şöyle konuştu:
“Bunları bir bütün olarak değerlendirdiğimiz zaman, bu çatışmasızlık halinin kesinlikle hukuki güvencesinin ve yürürlüğünün olması gerekiyor. İkinci olarak, silahsızlanan kişilerin demokratik siyasete katılım hakkının muhakkak suretle yasal güvence altına alınması ve ilgili mekanizmaların kurulması gerekiyor. Bir üçüncüsü de halkla yapmış olduğumuz görüşmelerde ve taleplerinde ısrarlı bir biçimde gündeme gelen mesele, siyasi tutukluların ne olacağıdır. Başta önceki dönem eş genel başkanlarımızdan Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın neden bırakılmadığı sorusu ısrarla önümüze geliyor.”
'GEÇİŞ DÖNEMİ ADALETİ VE TOPLUMSAL YÜZLEŞME YAŞANMALI'
Geçiş dönemi adaleti ve toplumsal yüzleşmenin önemine de dikkat çeken Muratakan, eşit yurttaşlık ve kültürel hakların yasal ve anayasal güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Geçmişte yaşanan köy yakmaları, işkenceler ve faili meçhul cinayetlere işaret eden Muratakan, geçmişle yüzleşmenin kalıcı barışın inşası açısından önemli olduğunu belirterek, “Bu 40 yıllık çatışmalı ortamda bir geçiş dönemi adaleti ve toplumsal yüzleşme yaşamamız gerekiyor. İnsanların geçmişi öğrenme, hakikate erişme ve faillerin cezalandırılması yönünde talebi var. Türkiye'nin bu süreçten sağ salim çıkabilmesi ve bunun pozitif bir barışa evrilebilmesi için anayasal güvence ve demokratik hukuk devletinin yeniden inşa edilmesi gerekiyor” dedi.
'ADIMLARIN KARŞILIKLI OLMASI GEREKİYOR'
Barış sürecinin karşılıklı adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Yunus Muratakan, tek taraflı adımların kalıcı bir barış için yeterli olmayacağını belirtti. Savaşın hiçbir kesime kazanç sağlamayacağını ifade eden Muratakan, dünyadaki çatışma çözümü deneyimlerine işaret ederek, şunları ekledi:
“Sayın Öcalan'ın bir cümlesi bizim açımızdan çok önemlidir: ‘Bin kilometrelik yol bir adımla başlar.’ Ancak bu adımın karşılıklı olması gerekiyor. Savaştan hiçbirimizin kazanacağı bir şey yok. Kazan-kazan politikasına yeniden yönelmeliyiz.
Dünyadaki örnekler de bizlere şunu net gösteriyor: Hem FARC hem IRA hem de daha öncesinde Bosna Hersek ve Güney Afrika örneği de dahil olmak üzere, çatışmasızlık süreçleri demokratik siyasetin önünü açmadığı, yasal ve anayasal güvenceler altına bağlanmadığı ve gasp edilen haklar iade edilmediği müddetçe hiçbir zaman daimi olmayacaktır.”
Süreci “Demokratik Toplum ve Barış Süreci” olarak değerlendirdiklerini belirten Muratakan, halkın temel güvencesinin örgütlü mücadele olduğunu ifade ederek, “Bu süreci çok kıymetli ve değerli buluyoruz. Bu adlandırmanın kendisinde halkımızın esas güvencesi bizleriz. Bizim örgütlü mücadelemizdir” dedi.