GÖRÜNTÜLÜ

Zeynep Duygu Ağbayır: Darüsselam’ı hatırlatanlar barış için sorumluluk almalı

Zeynep Duygu Ağbayır, “İslam'ın kendisinin barış dili olduğuyla övünen, Darüsselam’ı, yani barış yurdu kavramını ısrarla hatırlatan insanların bu toplumda barışın neden olmadığını sorgulamak ve sorumluluk alması gerektiği bir düzendeyiz” dedi.

ZEYNEP DUYGU AĞBAYIR

Ankara’da düzenlenen “Kadınlar Yan Yana, Geleceği Konuşuyor” konferansının imzacılarından Müslüman feminist Zeynep Duygu Ağbayır, konferansın önemini, barışın kadınlar açısından anlamını ve kadın mücadelesinin rolünü ajansımıza anlattı.

Konferansın ikinci gününde konuştuğumuz Zeynep Duygu Ağbayır, konferansın imzacıları arasında yer almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. İlk günün beklentilerinin üzerinde geçtiğini belirten Zeynep Duygu, katılımcıların tartışmalara daha aktif biçimde katılabilmesi için forumlara ağırlık verdiklerini söyledi.

‘BİR MURADIMIZ VAR’

“Burada aslında bir muradımız var” diyen Zeynep Duygu Ağbayır, “Bu konferans, süreç dahil, Türkiye'deki artan eşitsizlik, yoksulluk, ekonomik şiddet ve bununla birlikte gelen bütün bu dertleri ayrı ayrı konuşan kadınlar olarak acaba yan yana politik görüşlerimiz, durduğumuz yerler, tartışmalar olsa da birbirimizle ilgili nasıl konuşabiliriz meselesi üzerinden çıktı” dedi.

Forumlarda tartışırken bu yöntemin ne kadar faydalı olduğunu gördüklerini de ifade eden Duygu Zeynep, ki gün boyunca Aydın Söke’den Ankara’ya, Bodrum’dan Amed’e çok sayıda kadınla yan yana geldiklerini kaydetti.

Konferansın, bilmedikleri ya da daha önce üzerine düşünmedikleri meseleleri duymaya vesile olduğunu ifade eden Zeynep Duygu Ağbayır, şöyle devam etti:

“Kadınların evlerinin içerisinden sokağa varana kadar her yerde verdikleri bir politik mücadele var. Bazen kadın olmanın kendisiyle, bazen kadın yoksulluğunun kendisiyle, bazen çocuk yoksulluğunun ta kendisiyle karşı karşıya, baş başa kaldığı durumlar var.

O yüzden de bu süreci bugünkü oturumda bir panel ve bir panelden sonra forumlarla, yani birlikte konuşabildiğimiz, birlikte duyabildiğimiz şekilde planladık. Buradan ne çıkar, nasıl bir yol alırız? Bunun üzerine de buradaki kadınların söz hakkı olduğu, bugün buradaki kadınların konuştuğu bir şey tahayyül ediyoruz. Umarım çok da güzel olur.”

‘BARIŞI SADECE BİR KESİMİN KONUŞABİLDİĞİ BİR MESELE SANIYORUZ’

Barışın yalnızca belirli kesimlerin konuşabildiği bir mesele olarak görülmesine karşı çıkan Zeynep Duygu Ağbayır, toplumda iç barışın da sağlanamadığını belirterek şu sorunlara dikkat çekti:

“Barış öyle sadece bir kesimin konuşabildiği bir mesele gibi sanıyoruz. Ama barış bu toplumun içinde de yok. İç barışımızın da olmadığı bir toplumdan bahsediyoruz. İşte sabahları bir çocuğun pompalı tüfekle okula gidebildiği bir düzenden bahsediyoruz. Bağımlılığın arttığı, sokaklarda çocukların bağımlılıktan düşkün durduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Bununla birlikte kadın şiddetini, yani kadınların maruz kaldığı şiddeti konuşuyoruz. Erkek şiddetinin kendi varlığı çoğu kez bizi zaten bu baskının altına sokuyor. Yani sistem, bunu yaparken Müslüman kadın, seküler kadın, falan kadın, filan kadın diye ayırmıyor.

Sistem, sizi aslında bir kadın olma haliyle birlikte kırılgan gördüğü için bunu yapıyor. Ve gerçekten çok kırılgan gruplarız. Bir de böyle bir tarafı var. Bizler ezen tarafta değil, ezilen pozisyonda dursak da mücadele eden kadınlarız.”

“Bir Müslüman kadın olarak da her zaman İslam'ın kendisinin barış dili olduğuyla övünen, Darüsselam’ı, yani barış yurdu kavramını ısrarla hatırlatan insanların belki de bu toplumda barışın neden olmadığını sorgulamak ve sorumluluk alması gerektiği bir düzendeyiz” diyen Zeynep Duygu, “Ben hala barış süreci diyemediğim bir dönemdeyim. Bunu da burada konuşmak istediğim bir yerdeyim. Barışın olması gerektiğine, nasıl bir barışı istiyoruz, bütün kadınların özgür olarak o masada konuşması gerektiğine inananlardan biriyim” dedi.

‘BARIŞIN, ADAMLARIN ETRAFINDA TOPLANAN BİR HİKAYE GİBİ KURGULANMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ’

“Barışı adamların etrafında toplanan bir hikaye gibi kurgulanmasına izin vermeyeceğiz” diyen Zeynep Duygu Ağbayır, meselenin yalnızca can kaybını önlemek olmadığını, Müslüman kadınların inançları gereği toplumsal sorumluluk alarak herkes için eşit yurttaşlığa dayalı huzurlu bir gelecek inşa etmeleri gerektiğinin altını çizdi.

İnancın da bu sorumluluğu gerektirdiğini ifade eden Zeynep Duygu, “Yani insanın inancı da bunu emrediyor. Ben diyorum ki insani olmayan hiçbir şey İslam’da olamaz. Peki, o zaman biz nerede duracağız? Yani nasıl bir barış istiyoruz? Bunu biz konuşacağız. Bir tarafın mağdur edildiği, yok sayıldığı, eşitsizliğin olduğu bir yerde barışın olması mümkün değil, demokrasinin olması mümkün değil, adaletin sağlanması mümkün değil. Kendi durduğumuz yerin de ne olduğunu, nasıl olduğunu sorguladığımız bir şey olmalı barış.”

‘AİHM KARARLARINI TARTIŞMAYA AÇMAMIZA GEREK YOK’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hakkında verdiği “umut hakkı” kararının uygulanmamasını eleştiren Zeynep Duygu Ağbayır, şöyle konuştu:

“Bugün ‘kurucu önder’ kavramını kullanan Bahçeli var. Ben kullanmış olsaydım çoktan içeride olurdum muhtemelen. O yüzden de çok uzun yıllardır içeride olan, aslında bir halkın, bir kitlenin lideri olarak konumlanan Öcalan’dan bahsediyoruz. Ben şöyle bir yerden bakıyorum: Diyelim ki bir sosyolog olarak siz Öcalan'ı lider olarak görmeyin. Ama yasal haklarımız ve eşitlik meselesi üzerinden konuştuğumuzda, bu meselede AİHM kararlarına rağmen çıkması gerekiyor mu? Bizim bunu tartışmaya açmamıza gerek yok. Hukuk açısından baktığımızda çıkabiliyor mu? Çıkıyor.

Çekincesi olan insanlara söylüyorum: Burada hukukun bağımsızlığını ele almalıyız. Herkesin özgürlüğünü ve umut hakkını, koca bir toplumun tecrübesiyle ortaya çıkan bu kavramın nasıl ortada olduğunu görüyoruz. O yüzden de umut hakkını savunduğumuz bir yerden, herkesin siyasi görüşlerini ve durdukları yeri bir kenara bırakarak, hukukun bağımsızlığı üzerinden özgürlüğünün sağlanması gerektiğini düşünüyorum.”

İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmamasını ve “Ailem Güvende” operasyonlarını da eleştiren Zeynep Duygu Ağbayır, bu uygulamaları hayata geçirenlerden hukuk talebinde bulunmadığını, asıl talebinin bağımsız yargı olduğunu ifade etti.

Zeynep Duygu, “İstanbul Sözleşmesi'nin bile etkin bir şekilde yürütülmediği bir ülkede, İstanbul Sözleşmesi'ni tehdit görüp ortadan kaldıranlardan, ‘Ailem Güvende’ operasyonlarıyla başkalarının ailelerini dağıtanlardan tabii ki bir hukuki talebim yok. Hukukun kendisinden bir talebim var. Hukukun kendisi de eşitlik ilkesi üzerinden bağımsız yargıya ihtiyacımız olduğu bir düzende. Zaten cezasızlığı öngörmez, görmemeli de” diye konuştu.

‘BİZ BU ALANLARI YIRTARAK MÜCADELE EDİYORUZ’

Kadınların din veya farklı ideolojik araçlar kullanılarak eve kapatılmasına karşı da mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Zeynep Duygu Ağbayır, şunları söyledi:

“Biz bu alanları yırtarak mücadele ediyoruz. O yüzden şiddetin de durdurulduğu bir hukuk düzeni istiyoruz. Belki şöyle düşünülüyor: Zaten hukuksuzluk da cezasızlık da var. Biz neyi konuşuyoruz ki? Ama biz konuşmaktan vazgeçmemeliyiz.Bir şeyler olana kadar, oldurana kadar o sorumluluğu, onu seslendirmekten, elimizden ne geliyorsa, nasıl bir mücadele anlayışımız varsa yapmaktan vazgeçmemeliyiz.

Sistem de zaten bizi pasifize etmeye çalışıyor. Bugün bütün iktidarlara bakın. Mesela din meselesi üzerinden evin içerisinde kapanan bir kadın tasvirini önce Müslüman kadınlar, dindar kadınlar kabul etmemeli.  Bir kadının makbuliyet ölçülerini ne bir devlet belirleyebilir ne bir din belirleyebilir ne bir ideoloji belirleyebilir.”

Kadınların kendi ahlaki normlarına ve değerlerine göre tasvir edileceklerini vurgulayan Zeynep Duygu Ağbayır, “O yüzden de iktidarın cezasızlık politikalarını eleştiren, şiddetin görünmezleşmesine hizmet etmeyen, sorumlu kalabildiğimiz bir yerden mücadele etmeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.