Oyuncu Altan Erkekli: Bu toprakların çocukları birbirine düşman edilmemeli

“Birbirimize karşı kışkırtıldık” diyerek barışın tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan oyuncu Altan Erkekli, “Omuz omuza vermeliyiz, türküleri beraber söylemeliyiz. Kürtçe türküler de söylenmeli. Bu toprakların çocukları birbirine düşman edilmemeli" dedi.

ALTAN ERKEKLİ

Oyuncu Altan Erkekli, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ANF’ye değerlendirdi. Erkekli, barışın yalnızca toplumsal yaşamda değil, insanın tüm ilişkilerinde var olması gerektiğini söyledi.

“Barış hayatın dolu dolu içinde olmalı. Her yerde barışın olması gerekiyor. İnsanın bütün yaşam ilişkilerinde barışın olması gerekiyor. Çevrede, ailede, dünyada” diyen Erkekli, barışın yaşamın her alanına yayılması gerektiğini vurguladı.

Dünyada her şeyin barış içinde yaşanmasının zor olduğunu belirten Erkekli, “Çünkü iyiler ve kötüler, dünya kurulduğundan beri her zaman karşı karşıya gelecekler. Ama biz, çok badireler atlatmış bir ülke olarak, yani Osmanlı'dan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken omuz omuza verenler, bu topraklarda barış içinde yaşamak adına bir düsturla yola çıktılar” ifadelerini kullandı.

‘BÖLÜNME VE KAN İSTEMEYEN BARIŞI İSTER’

Barışa karşı çıkılamayacağını ve Mustafa Kemal Atatürk'ün de ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ dediğini hatırlatan Erkekli, şöyle devam etti:

“Bu ilkeyle yaşamak çok erdemli, onurlu bir şey. Küçüklüğümüzden beri böyle yetiştik. Ama yılların içinde emperyal devletlerin kendi çıkarları adına yaptıkları birçok şeyi göz ardı ederek kardeşlik, beraberlik, birliktelik bozulmaya çalışıldı. Ama şu andan itibaren bu toprakların bölünmemesi adına, yaşadığımız dünyanın kan gölüne dönmemesi adına barışın bir an evvel tesis edilmesi lazım.

Kan gölüne dönen coğrafyanın içinde bizim dostlukla ayakta kalmamız, örnek olmamız hem bu coğrafya için çok önemli hem ülkemiz için çok önemli hem de dünyanın stratejik konumu için çok önemli.”

‘ACIYI VE KİNİ SANATLA ORTADAN KALDIRABİLİRİZ’

Altan Erkekli, sanatçı kimliğiyle daima barışın arkasında durmayı bir yaşam felsefesi olarak belirlediğini söyledi ve şunları anlattı:

“Biz tiyatroda sevginin, barışın, emeğin ve dostluğun olduğu bir dünyanın çok değerli olduğuna inanarak yetiştik. İkinci okulum olan Ankara Sanat Tiyatrosu'nun da bütün repertuarlarındaki oyunların ana felsefesi buydu. Sonra yaptığım işlerde; gerek sinemada gerek tiyatroda gerek televizyonlarda… Zaman zaman, o kanalın yayın politikasına göre bazı işlerde, hafif pembe diziler gibi olan dizilerin içinde de olduk. Ama genelde hayata dair bir şey söyleyecek işlerin içinde olmaya çalıştım.

Bunlardan bir tanesi ‘Güneşi Gördüm’ filmi. ‘Güneşi Gördüm’ filminde çok çaresiz duygular içinde yaşayan, Güneydoğu'daki en büyük acının birebir yaşanmışlıkla yola çıkan hikayelerinde çaresiz bir babayı canlandırdım. Bir oğlu dağda, bir oğlu asker, bir oğlunun bacağı kopmuş ve ‘boşaltın bu köyü’ diye oradan uzaklaşmak, başka bir ülkeye sığınmak zorunda kalan, acı içinde bir insanı anlattım.

Bu filmden sonra bir gün caddede yürürken -barışın ne değerli olduğunu anlatmak istiyorum- bir güvenlik görevlisi beni kapıda durdurdu ve önce sarıldı, hüngür hüngür ağladı. ‘Seni çok severim, sana önce bu Kürtlerin arasında ne işin var, diye kırgındım. Sonra beni zorla bu filme götürdüler. Filmi izledim, ben ülkücü bir çocuğum ama hayat bizim buradan baktığımız gibi değilmiş, bize anlatılanlar gibi değilmiş. Ne güzel anlattınız oradaki acıyı, çaresizliği. Niye bizi birbirimize kırdırıyorlar’ dedi.

İşte sanatın gerçekleri anlatma duygusu bütün bu işlerin üstesinden gelecek. O yüzden bu barış süreci hayata geçerken sanatla; acılı annelerin, şu anda eylem yapan gazilerin, herkesin yüreğindeki acıyı, kini ortadan kaldırarak insanların yeniden sevgiyle birbirine bağlanmasını sağlayacak bir duygunun içinde olmalıyız.

Yönetenler, bu ülkede yaşayanlar, herkes... Acılar yaşandı, acıların üstünü kapatıp herkesin gönlünü alarak bu barışı bütün her yerde tesis ederek yaşamalıyız. Madendeki emekçinin, emeklinin de hakkı verilerek... İşte biraz önce söylediğim, uzvunu kaybetmiş insanlar…

‘Ama bitti bu işler. Artık yavrularımız, torunlarımız barış içinde yaşayacaklar bu dünyada ve biz örnek bir nesil yetiştireceğiz. Çünkü bize atalarımız bu toprakları emanet etti. Bu cumhuriyet bir arada, birliktelikte kuruldu ve biz de bunu böyle koruyacağız’ diyerek anlatılması lazım.

Bunun elbette kararını verecek olan politikacılar, ama anlatacak olan, az önce örneğini verdiğim ‘Güneşi Gördüm'deki gibi sanatla anlatmak. Yoksa nutuklarla, salon toplantılarıyla bu işin üstüne giderek bir şeyi çözeceğimizi zannetmiyorum. Ben sanat insanı olarak kendi penceremden bakıyorum. Sanatın kendi içinde kurduğu gerçekliğe yakın olan her şey insanların kalbine daha rahat girecektir diye düşünüyorum."

‘KÜRTÇE BİZE YABANCI OLMAMALI’ 

Kürt ve Türk halklarının birbirine düşman olmadığını söyleyen Erkekli, şöyle konuştu: 

“Halk birbiriyle çok akraba olmuş vaziyette. Diyarbakır'da ben yatılı okudum, 11 yaşındayken. Orada hiçbir düşmanlığın olduğunu hissetmedim. Yani küçükken, 1967 yılından söz ediyorum, o yıllarda. Hep birbirimize emek verdik. Diyarbakır'ın bende emeği çoktur. Ben Diyarbakır'ın bana verdiği dostluğu, kardeşliği unutmam. Yatılı okuyordum, anam babam yoktu. Onlar bana ekmeğini verdiler. Yani ben bunu nasıl unutabilirim? 

Ama birbirimize karşı kışkırtıldık. Yanlış anlatıldık. Bu topraklar kolay kazanılmadı. Biz birbirimize omuz vererek bütün bunları aşmalıyız. İşsizliği yenmeliyiz. Efendim, ekonomide doğru hamleler yapmalıyız. Teknolojide hep beraber olmalıyız. Omuz omuza türküleri beraber söylemeliyiz. Yani nasıl İngilizce söyleniyorsa Kürtçe türkü de söylenmeli. Alman dilinden bir şey söyleniyorsa Kürtçe de söylenmeli. Bunlar yabancı olmamalı bize. Bu toprakların çocukları birbirine düşman edilmemeli.”

‘SİLAH SESİ YERİNE DOĞANIN SESİNİ DİNLEYELİM’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısını ve demokratik siyaset kararını nasıl değerlendirdiğini de sorduğumuz Altan Erkekli, “Elbette mutlu oldum. Yani o dağlarda, o amansız coğrafyada silah sesinin yerine doğanın sesinin olması lazım. Bu, bir sanatçı olarak beni çok mutlu etti” dedi.